Sosyal medyada gündem olan, Kırıkkale’nin Bahşılı ilçesine bağlı Karaahmetli köyünde yedi yıldır lavanta yetiştiriciliği yapan Mehmet ve Zübeyde Bozkurt çiftinin, artan maliyetler ve pazar sorunu nedeniyle üretimi bırakma noktasına gelmesi üzerine Auran Kozmetik harekete geçti. Şirket, üreticinin elindeki lavantaların tamamını satın alırken Auran çalışanları da hasat sürecine katılarak üretici aileyle birlikte tarlada çalıştı.
Kırıkkale’nin Bahşılı ilçesine bağlı Karaahmetli köyünde yedi yıldır lavanta yetiştiriciliği yapan Mehmet ve Zübeyde Bozkurt çiftinin yaşadığı zorluklar, geçtiğimiz haftalarda kamuoyuna yansıdı. Ürünlerine alıcı bulmakta zorlanan ve lavanta yağının çıkarılabileceği tesislere erişimde maliyet sorunu yaşayan çift, yıllardır emek verdikleri lavanta bahçesini sökme noktasına geldi.
Üreticinin yaşadığı süreci öğrenen Auran Kozmetik, Karaahmetli’deki lavantaların tamamını satın alarak yedi yıllık emeğin karşılık bulmasına katkı sağladı. Auran çalışanları da Kırıkkale’ye giderek tamamen insan gücüyle gerçekleştirilen hasat sürecinde Mehmet ve Zübeyde Bozkurt çiftiyle birlikte çalıştı.
Bir lavanta bahçesinden daha fazlası
Auran Kozmetik açısından bu süreç, yalnızca lavanta satın alınmasından ibaret olmadı.
Yedi yıl boyunca emek verilerek yetiştirilen bir bahçenin, ekonomik nedenlerle sökülme ihtimali şirket için sürecin en dikkat çekici noktası oldu. Üreticinin sesine kulak veren Auran, sahip olduğu imkânlar doğrultusunda bu emeğin karşılıksız kalmamasına katkıda bulunmayı tercih etti.
Koku sektöründe faaliyet gösteren Auran için lavanta önemli bir hammadde olmakla birlikte, Karaahmetli’deki hikâyenin merkezinde ürünün kendisinden çok onu yetiştiren insanların emeği yer aldı.
Auran Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Karataş, sürece ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:
“Bu hikâyeyi duyduğumuzda bizim dikkatimizi çeken ilk şey lavantadan çok, yıllardır verilen emek oldu. Yedi yıl boyunca yetiştirilen bir bahçenin ekonomik nedenlerle sökülme ihtimali bizi etkiledi. Bir üreticinin yıllardır verdiği emeğin göz göre göre zayi olmasına gönlümüz razı gelmedi. Biz de yapabileceğimiz en somut şeyi yaparak lavantaları satın aldık ve ekibimizle birlikte hasada katıldık.”
Karataş, üreticinin sesinin duyulmasının önemine de dikkat çekerek şöyle devam etti:
“Bazen insanların çok büyük çözümlerden önce seslerinin duyulmasına ihtiyacı oluyor. Karaahmetli’de bizim için en kıymetli taraf buydu. Bir üreticinin yaşadığı zorluğu duyduk, tarlaya gittik, yanlarında olduk ve birlikte çalıştık. Bu emeğin karşılık bulmasına küçük de olsa katkı sağlayabilmiş olmak bizim için yeterli.”
Auran ekibi hasada katıldı
Auran Kozmetik çalışanlarının da katıldığı hasatta, bahçedeki lavantalar üretici aileyle birlikte toplandı. Böylece şirket yalnızca satın alma sürecinde değil, sahadaki üretim sürecinde de çiftin yanında yer aldı.
Toplanan lavantaların kurutularak Auran Kozmetik’in çeşitli ürün ve hediye gönderimlerinde dekoratif amaçlarla değerlendirilmesi planlanıyor.
Ancak Auran açısından çalışmanın asıl anlamını, lavantaların nasıl değerlendirileceğinden çok, yıllardır verilen emeğin karşılık bulması oluşturuyor.
Karaahmetli’deki lavanta bahçesi yalnızca tarımsal üretim yapılan bir alan olarak değil; aynı zamanda yıllar içerisinde bölgenin tanıtımına ve kırsal turizmine katkı sağlayan bir değer olarak da öne çıktı. Bozkurt çiftinin bahçesi çiçeklenme dönemlerinde ziyaretçilere açılarak çok sayıda kişiyi bölgede ağırladı.
“Emeğin zayi olmasına seyirci kalmamak”
Auran Kozmetik, yaşanan bu olayı üretime ve üretici emeğine karşı duyulan sorumluluğun doğal bir sonucu olarak değerlendiriyor.
Bir ürünün tüketiciye ulaştığı noktadan önce uzun bir üretim yolculuğu bulunduğuna dikkat çeken şirket, özellikle tarımsal hammaddelerin arkasındaki emeğin daha görünür hale gelmesinin önemli olduğuna inanıyor.
Kırıkkale’de başlayan bu hikâyenin merkezinde de aynı düşünce bulunuyor:
Yıllardır verilen bir emeğin zayi olmasına seyirci kalmamak, bir üreticinin sesine kulak vermek ve ihtiyaç duyulan anda elinden gelen desteği sunabilmek.
Auran Kozmetik, “More Than Smell – Kokudan Daha Fazlası” yaklaşımı doğrultusunda kokuyu yalnızca nihai ürün üzerinden değil; hammaddenin yetiştiği toprak, üretici ve o ürünün ardındaki insan hikâyeleriyle birlikte ele almayı sürdürüyor.