TURAN DERNEĞİ VE TURAN EVLERİ ÇlĞ GİBİ BÜYÜYOR

Turan Derneği başkanı Ali İhsan Öztürk yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi:

GÜNCEL - 30-05-2026 21:08

#İhsanDüşünmedenEdemiyor
Her Kurban Bayramı'nda o günler aklıma gelir...

Bayram sabahları yıllar önce yaşadığımız o ilk deri toplama günleri gözümün önünde yeniden canlanır.

Yıl 2009...

Turan Derneği'ni kurduk.

2011 yılında ise Turan Evleri projesini hayata geçirdik.

O yıl gençlere katkı sağlamak, öğrencilere burs verebilmek için kurban derisi toplama kararı aldık.

Ama işin ilginç tarafı şu ki...

O güne kadar ne deri nasıl toplanır biliyoruz,ne toplanan deriler nasıl satılır biliyoruz,ne de dericilerin nerede olduğunu...

Sadece bir hedefimiz vardı:

Gençlere destek olmak...Öğrencilere burs verebilmek...Turan davasına gönül veren gençlerin yanında olabilmek...

Deri toplayacağımızı çevremize duyurduk.

Bayramın birinci günü sabah erkenden kalktım.

Broadway'imin bagajına bir naylon serdim.

İçine de iki tane plastik leğen koydum.

Ve beklemeye başladım...

Bir süre sonra telefon çaldı.

Bir arkadaş aradı:

"Hocam, şehrin doğusunda İldem'de deri var. Alabilecek biri var mı?"

"Tamam" dedim.

"Arkadaşları gönderiyorum."

Tabii ne arkadaş var...Ne ekip var...Ne de organizasyon...

Bindim Broadway'e, düştüm yollara.

Daha İldem'e varmadan telefon tekrar çaldı.

Bu sefer şehrin tam batısından, Belsin'den...

"Hocam burada da deri var. Aldırabilir misiniz?"

"Tabii aldırırız." dedim.

Ama kime aldıracaksın?

Yine direksiyonu kırdım, gittim onu da aldım.

Gittiğim yerlerde beni karşılarında görenler şaşırıyordu.

"Başkanım, siz mi geldiniz?"

"Başka kimse yok muydu?"

diye soruyorlardı.

Ben de hiç bozuntuya vermeden:

"Arkadaşlar diğer taraftalar, başka bölgelerle ilgileniyorlar."

diyordum.

Kimseye söylemiyordum ama o gün ekip de bendim, şoför de bendim, yükleyen de bendim, taşıyan da bendim.

Bir yandan telefonlara cevap veriyor, bir yandan direksiyon sallıyor, bir yandan da derileri toplamaya çalışıyordum.

Gün boyunca şehrin bir ucundan diğer ucuna koşturup durdum.

Akşama doğru Broadway'in bagajı ağzına kadar dolmuştu.

Bu arada bir dericinin telefon numarasını bulmuş, görüşmüştüm.

Derileri alabileceğini söylemişti.

Herhalde "Turan Derneği" adını duyunca kamyonlar dolusu deri geleceğini düşündü.

Aradım:

"Hocam, derileri nereye getireyim?"

Dedi ki:

"Siz zahmet etmeyin hocam, ben kamyon gönderirim."

Bilmiyordu ki ortada kamyonluk bir durum yoktu...

Sadece Broadway'in bagajı dolmuştu.

"Yok hocam" dedim.

"Ben getiririm."

Derileri götürmek için yola çıktım.

Kayseri Kiçikapı civarında yol boyunca sağlı sollu dericiler vardı.

Birkaç tanesi dikkatimi çekti.

Dağ gibi deri yığılmıştı.

Paletlerle yükleniyor,tırlarla taşınıyordu.

Biraz daha ilerledim...

Bir yerde daha...Sonra bir yerde daha...

O zaman anladım.

Vakıflar, cemaatler ve dernekler tonlarca deri topluyor, büyük alanlarda biriktiriyor ve tırlarla gönderiyorlardı.

Akşama kadar benim topladığım ise sadece bir Broadway'in bagajını doldurmuştu.

Bir kenara oturdum...

O devasa deri yığınlarına baktım.

Sonra kendi kendime şöyle dedim:

"Oğlum Ali İhsan...

Pes etmek yok...

Sonuna kadar...

Son nefese kadar...

Son damla kana kadar...

Turan'a kadar..."

Aradan yıllar geçti...

Bugün dönüp geriye baktığımda görüyorum ki...

O gün dağ gibi deri yığanların, tonlarca deri toplayanların birçoğundan eser kalmamış.

Kimisi kapanmış...

Kimisi dağılmış...

Kimisi unutulup gitmiş...

Ama biz hâlâ ayaktayız.

Hâlâ aynı heyecanla çalışıyoruz.

Hâlâ gençlerin yanında olmaya gayret ediyoruz.

Hâlâ Turan sevdamızın peşinden yürümeye devam ediyoruz.

Ve bugün...

Dünün Broadway'inin bagajına sığan hayaller, sınırları aşan bir kardeşliğe dönüştü.

Bugün dünyanın dört bir yanında kurban organizasyonları yapabiliyoruz.

Bugün Turan coğrafyasının dört bir köşesinde bir evladımız Turan Bayrağını dalgalandırıyor.

Bugün Türk dünyasının farklı bölgelerinden gelen gençler, Turan Derneği Genel Merkezi'nde aynı sofranın etrafında buluşabiliyor.

Bugün dünyanın dört bir yanından gelen evlatlarımızla aynı sofraya oturup ekmeğimizi bölüşebiliyor, hayallerimizi paylaşabiliyor, yarınları konuşabiliyoruz.

Bir zamanlar bir Broadway'in bagajına sığan mücadele, bugün gönüllere sığmayan bir sevdaya dönüşmüş durumda.

Bütün bunlar elbette sadece bizim başarımız değil...

Bu;dua edenlerin duası,emek verenlerin emeği,destek olanların desteği,yıllarca bizimle birlikte yürüyen dava arkadaşlarımızın fedakârlığıdır.

Çok şükür...

Bizlere bugünleri gösteren Rabbime hamdolsun.

O günden bugüne maddi ve manevi destekleriyle yanımızda olanlara...

Dualarıyla bize güç verenlere...

Emekleriyle yükümüzü paylaşanlara...

Bir deriyle, bir bağışla, bir selamla, bir duayla bu yürüyüşe ortak olan herkese gönülden teşekkür ediyorum.

Çünkü şimdi daha iyi anlıyorum ki;

Mesele bir Broadway'in bagajını doldurmak değilmiş...

Mesele vazgeçmemekmiş...

Mesele inandığın davaya sadık kalabilmekmiş...

Mesele yoklukta da yürüyebilmekmiş...

Ve Allah'a hamdolsun ki o gün birkaç leğenle başlayan mücadele, bugün dünyanın dört bir yanına ulaşan bir gönül köprüsüne dönüşmüş durumda.

Binlerce şükür bugünleri gösterene...

Binlerce teşekkür bu kutlu yürüyüşte yanımızda olanlara...

Ve mücadelemiz son nefese kadar...

Son damla kana kadar...

Turan'a kadar...

Günün Diğer Haberleri