CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada ekonomi yönetimini ve yerel yönetimlere yönelik ayrımcı hizmet politikalarını eleştirdi. TBMM’de görüşülen 270 Sıra Sayılı Torba Kanun Teklifi üzerine söz alan Genç, torba metinlerin yasama usullerini zayıflattığını, etki analizlerinin yetersiz olduğunu ve enflasyon hedeflerindeki sapmaların öngörüsüzlüğü kanıtladığını belirterek, “Bu ülkede geçici olan şey enflasyon değil; iktidarın hedefleri, tahminleri ve bitmek bilmeyen vaatleridir” dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Kayseri’deki ilçe belediyelerine yönelik asfalt desteğinde sadece Cumhur İttifakı belediyelerine yer verdiğini vurgulayan Genç, iktidara, “Ne vardı o listenin içinde bir tane de Cumhuriyet Halk Partili belediye olsaydı” sorusunu yöneltti. Genç, konuşmasının sonunda 21 Mayıs Çerkes Sürgünü ve Soykırımı’nın 162’nci yıldönümü dolayısıyla hayatını kaybedenleri de rahmetle andı.
TBMM Genel Kurulu’nda, 7 ayrı kanunda değişiklik öngören 270 Sıra Sayılı Torba Kanun Teklifi görüşmelerinde konuşan CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, teklifin geneline ve özellikle transit ticarete vergi muafiyeti getiren 7’nci maddesini eleştirdi.
Torba kanun yönteminin yasama usullerini zayıflattığını ve dar bir kesime ekonomik imtiyaz sağladığını belirten Genç, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Yine bir torba kanun klasiği ile karşı karşıyayız. 7 ayrı kanunda değişiklik yapan, usulü zayıf, hiyerarşisi bozuk ve ne yazık ki toplumun geniş kesimlerinin değil, dar imtiyazlı bir grubun ihtiyaçlarına göre terzi işi dikilmiş bir metni tartışıyoruz. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bu teklifin ne kadar aceleye getirildiğini, anayasal ilkelere nasıl aykırılıklar barındırdığını şerhimizde tane tane anlattık. Ancak görüyoruz ki ‘ben yaptım oldu’ anlayışı burada da hakim. Bu maddeyle, Kurumlar Vergisi Kanunu’nda bir düzenleme yapılıyor. İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren kurumların transit ticaret kazanç indirimini yüzde 50’den yüzde 100’e çıkarıyorsunuz. Yetmiyor İstanbul Finans Merkezi dışındakiler için de bu oranı yüzde 95’e yükseltiyorsunuz. Bakın, bu düzenleme kağıt üzerinde ‘ihracatı teşvik’ gibi görünmebilir. Ama işin şekli öyle değil. Siz burada Türkiye’yi üretimin, sanayinin merkezi değil; vergiden kaçınmanın, denetimsiz sermaye transferlerinin merkezi haline getiriyorsunuz.
“KENDİ GETİRDİĞİNİZ KANUNUN BÜTÇEYE YÜKÜNÜ BİLMİYORSUNUZ”
Türkiye’de bir sanayici, binbir zorlukla üretim yapıp yüzde 25 kurumlar vergisi öderken; sadece bir ofis tutup transit ticaret yapanlara ‘hiç vergi vermeyin’ diyorsunuz. Bu, Anayasa’nın 73. maddesindeki ‘herkesin mali güce göre vergi ödemesi’ ilkesine darbe vurmak değil midir? Bir kanun teklifi gelirken bunun devlete maliyeti hesaplanır ama etki analizinin hemen her satırında ‘maliyet etkisi ölçülememiştir’, ‘veri bulunmamaktadır’ ibareleri var. Kendi getirdiğiniz kanunun bütçeye yükünü bilmiyorsunuz. Sadece 8’inci maddedeki değişikliğin bütçeye 34 milyar TL. Peki 7’nci maddedeki bu devasa vergi istisnalarıyla kaç milyar liralık vergiden vazgeçiyorsunuz? Bunun cevabı yok. Esnafın sattığı her üründen, asgari ücretlinin her lokmasından vergi alan iktidar, söz konusu imtiyazlı sermaye grupları olunca neden bu kadar cömertleşiyor? 5018 sayılı Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu’nun ‘şeffaflık’ ilkesi nerede kaldı?”
“HEDEFLERİNİZ BİRBİRİNİ YALANLIYOR”
Konuşmasının devamında Merkez Bankası tarafından açıklanan enflasyon raporunu değerlendiren Genç, ekonomi yönetimindeki öngörüsüzlüğün vatandaşın bütçesini sarstığını belirterek şöyle konuştu:
“Ekonomideki bu öngörüsüzlük sadece vergide değil, enflasyon hedefinde de kendini gösteriyor. Merkez Bankası’nın açıkladığı son enflasyon raporu ortada. Şubat ayındaki ilk raporda yüzde 16 olarak ilan edilen yıl sonu enflasyon ara hedefi, 8 puanlık bir sapmayla yüzde 24’e yükseltildi. Yıl sonu enflasyon beklentisi ise bu hedefin de üzerine çıkarak yüzde 26 oldu. Sizin Orta Vadeli Program’da yüzde 16 olarak tuttuğunuz hedefle, Merkez Bankası’nın açıkladığı gerçeklik arasında tam 10 puanlık bir uçurum var. Hedefleriniz birbirini yalanlıyor. Şunu net bir şekilde ifade edeyim: Bu ülkede geçici olan şey enflasyon değil; iktidarın hedefleri, tahminleri ve bitmek bilmeyen vaatleridir. Her revizyon, aslında bir başarısızlık itirafıdır.
“NE ENFLASYONU NE DE SOKAĞIN BEKLENTİSİNİ YÖNETEBİLİYORSUNUZ”
Siz ‘enflasyon düşecek’ dedikçe rakamlar yukarı çıkıyor, siz ‘denge’ dedikçe vatandaşın bütçesi sarsılıyor. Enflasyonun faturasını ‘fiyat istikrarı’ diyerek dar gelirliye, emekliye, asgari ücretliye kesiyorsunuz. Ama asıl sorun, iktidarın da hedeflerinin de gerçek hayatla bağının tamamen kopmuş olmasıdır. Artık ne enflasyonu ne de sokağın beklentisini yönetebiliyorsunuz. Sadece rakamları yukarı yönlü revize ederek bir ‘başarı hikayesi’ uydurmaya çalışıyorsunuz; fakat kağıt üzerindeki revizyonlar tenceredeki yangını söndüremiyor.”
Torba kanun teklifindeki adaletsiz yaklaşımın yerel yönetimlere yönelik hizmet politikalarında da sürdüğünü ifade eden Genç, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Kayseri'deki belediyelere sağlanan asfalt desteğindeki ayrımcılığı şu sözlerle dile getirdi:
“KAYSERİ’DE ASFALT DESTEĞİ VERİLEN 8 İLÇENİN TAMAMI CUMHUR İTTİFAKI BELEDİYELERİ”
“Bu ayrımcı ve tutarsız zihniyet, yerel yönetimlerimize yaklaşımda da kendini gösteriyor. Az önce bahsettiğim ‘imtiyazlılara hizmet’ anlayışını seçim bölgem Kayseri’den bir örnekle özetlemek isterim. Geçtiğimiz günlerde Bakanlık, Kayseri’de 8 ilçeye toplam bin 975 ton asfalt desteği verildiğini açıkladı. Özellikle inceledim baktım listeye, ne hikmetse o 8 ilçenin tamamı Cumhur İttifakı belediyeleri. Yine buradan soruyorum: Kayseri sadece bu 8 ilçeden mi ibaret? Ne vardı o listenin içinde bir tane de Cumhuriyet Halk Partili belediye olsaydı?
“CHP’Lİ BELEDİYELERDE YAŞAYANLAR BU DEVLETİN VATANDAŞI DEĞİL Mİ?
Kayseri’de CHP’li belediyelerin hizmet ettiği mahallelerde yaşayan vatandaşlarımız bu devletin vatandaşı değil mi? Onlar vergi vermiyor mu? Yolların tozunu yutmaya devam mı edecekler sırf size oy vermediler diye? Vergide adaleti sağlayamadığınız gibi, enflasyonla mücadelede samimi olmadığınız gibi, hizmette de adaleti sağlamıyorsunuz. Siz sadece ‘sizden olanı’ görüyorsunuz. Ama bilesiniz ki halkımız bu ayrımcılığı da bu tutarsız hedefleri de not ediyor.”
“TÜM ÇERKES KARDEŞLERİMİZİN DİNMEYEN ACISINI YÜREĞİMİZDE TAŞIYORUZ”
CHP’li Aşkın Genç, Çerkes Sürgünü ve Soykırımı’nın 162’nci yıldönümünü anarak, konuşmasında şu sözlerle tamamladı:
“Sözlerime son verirken adalet ve vicdan demişken tarihsel bir acıya da değinmek istiyorum. Yarın, 21 Mayıs. İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük trajedilerden biri olan Çerkes Sürgünü ve Soykırımı’nın 162’nci yıldönümü. Yurtlarından, Kafkasya’dan koparılarak büyük acılarla Anadolu topraklarına sürülen, başta seçim bölgem Kayseri’deki Çerkes hemşehrilerim olmak üzere tüm Çerkes kardeşlerimizin dinmeyen acısını yüreğimizde taşıyoruz. Bu vesileyle, soykırımda hayatını kaybedenleri rahmetle anıyor; adaletin, barışın ve insan haklarının hakim olduğu bir dünya özlemiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.”













