Taraftar, kulüpteki paranın kaynağını sorguluyor
Taraftarlar artık sadece takımlarının puan durumunu değil, kulüplerini yöneten kişilerin adli ve mali geçmişlerini ve yönetime taşıdıkları kaynakların niteliğini de sorguluyor.
Eski Süper lig takımlarndan Antalyaspor Kulübü yöneticilerinden, iş insanı Avukat Abide Gülel Saral, futbol kulüplerinin para kaynaklarının şeffaflığı konusunda önemli açıklamalarda bulundu:
“Türk futbolunda kulüp başkanları ve yöneticileri yalnızca sportif başarılarla değil, kulüplerin mali ve hukuki kaderleriyle de doğrudan ilişkilidir. Özellikle 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte spor kulübü yöneticiliği artık yalnızca bir prestij görevi olmaktan çıkmış, önemli hukuki ve mali sorumluluklar doğuran bir pozisyona dönüşmüştür.
KİMLER KULÜPLERDE YÖNETİCİ OLAMAZ?
Kamuoyunda sıkça tartışılan konu, spor kulüplerinde yöneticilik yapacak kişilerin adli sicil durumudur. Elbette belirli suçlardan mahkumiyetler kanun gereği yöneticiliğe engel teşkil etmektedir. Kanun kapsamında belirli suçlardan mahkum olan kişilerin spor kulüplerinde yöneticilik yapmaları kısıtlanmış veya engellenmiştir.
Uygulamada engel teşkil eden suçlar genellikle şunlardır: Kasten işlenen belirli suçlar, Dolandırıcılık, Güveni kötüye kullanma, Zimmet, İrtikap, Rüşvet, İhaleye fesat karıştırma, Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, Terör suçları, Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, Spor müsabakalarında şike ve teşvik primi suçları. Ancak günümüzde asıl tartışılması gereken husus bununla sınırlı değildir.
KULÜP YÖNETİMİNİN SERVETİNİN KAYNAĞI BELLİ Mİ?
Milyonlarca hatta milyarlarca liralık bütçeleri yöneten futbol kulüplerinde görev alacak kişilerin mali geçmişleri, servetlerinin kaynağı ve finansal şeffaflıkları da en az adli sicil kayıtları kadar önemlidir.
Bugün bankalar, finans kuruluşları, emlak şirketleri, inşaat sektörü, kuyumcular ve avukatlar dahil birçok meslek grubu, suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin mevzuat kapsamında şüpheli işlem bildirimi yapmakla yükümlüdür. Türkiye, uluslararası mali sistemin bir parçası olarak şeffaflık ve kara para ile mücadele standartlarını uygulamaktadır. Bu nedenle futbol kulüplerinde yöneticilik yapmak isteyen kişiler açısından yalnızca "Hakkında kesinleşmiş mahkumiyet var mı?" sorusunun değil, "Kulübe koyduğu kaynağın ve mali gücünün kaynağı açıklanabiliyor mu?" sorusunun da sorulması gerekir.
KULÜBE YATIRILAN PARANIN KAYNAĞI NEDİR
Bir kişinin kulübe bağışladığı, sponsor ettiği veya sermaye olarak koyduğu kaynağın hukuka uygunluğu konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyorsa, bu durum kulübün itibarı kadar Türk futbolunun güvenilirliğini de etkileyebilir. Kulüpler yalnızca özel hukuk tüzel kişileri değildir; milyonlarca taraftarın duygusal ve ekonomik olarak bağlı olduğu kamuoyu değeri taşıyan kurumlardır.
7405 sayılı kanun ile getirilen mali disiplin anlayışının bir sonraki aşaması, spor yöneticilerinde mali şeffaflık ve hesap verilebilirlik kültürünün güçlendirilmesi olmalıdır. Türk futbolunun geleceği açısından artık yalnızca "Kim yönetebilir?" sorusunu değil, "Hangi mali şeffaflık standartlarını sağlayan kişiler yönetebilir?" sorusunu tartışmanın zamanı gelmiştir.
Türk futbolunun bugün ihtiyaç duyduğu şey yalnızca sportif başarı değildir; mali şeffaflık, hesap verebilirlik ve kurumsal güvenilirliktir. Taraftarlar artık sadece takımlarının puan durumunu değil, kulüplerini yöneten kişilerin adli ve mali geçmişlerini ve yönetime taşıdıkları kaynakların niteliğini de sorgulamaktadır.
MASAK KULÜPLERİ YAKINDAN TAKİP EDİYOR
Futbol kulüpleri açısından MASAK’ın (Mali Suçları Araştırma Kurulu) en önemli düzenlemesi, kulüplerin ve yöneticilerinin kara para aklama, vergi kaçakçılığı, yasa dışı bahis gelirleri ve gerçek faydalanıcının gizlenmesi riskleri bakımından daha sıkı denetlenmesi ile ilgilidir.
Özellikle 2022’de yürürlüğe giren 7405 Sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu sonrasında mali şeffaflık konusu daha da önem kazanmıştır.
MASAK’ın dikkat ettiği başlıca alanlar: Kulübe yapılan yüksek tutarlı bağışlar ve sponsorluklar. Yönetici veya üçüncü kişiler tarafından kulübe verilen borçlar. Futbolcu transfer bedelleri ve menajer ödemeleri. Yurt dışından gelen para transferleri. Reklam ve sponsorluk sözleşmelerinin gerçek ekonomik karşılığının bulunup bulunmadığı. Nakit hareketleri. Gerçek faydalanıcının tespiti.”













