Ankara, 06 Ekim 2026 BASIN AÇIKLAMASI
İşgal altındaki Filistin topraklarında, El Halil’de bulunan Harem-i İbrahim Camii’ne yönelik müdahaleleri ve Müslümanların ibadet hakkını sınırlandıran uygulamaları büyük bir endişeyle takip ediyoruz.
Harem-i İbrahim sıradan bir yapı değildir. Hz. İbrahim’in hatırasını taşıyan bu mukaddes mekân; tarihimizin, inancımızın ve ortak insanlık mirasının önemli değerlerinden biridir. Kutsal mekânların askerî ve siyasî baskının konusu hâline getirilmesi kabul edilemez.
Merhum liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız bizlere yıllarca şu gerçeği hatırlatmıştır: Filistin meselesi yalnızca Filistinlilerin değil, bütün İslam âleminin ve adaletten yana olan insanlığın meselesidir.
Bugün yaşananlar karşısında yalnızca kınama açıklamaları yapmak yeterli değildir. İslam ülkeleri dağınıklığı bir kenara bırakmalı; diplomatik, hukukî ve ekonomik imkânlarını kullanarak ortak bir irade ortaya koymalıdır.
Türkiye bu konuda öncü bir diplomasi yürütmeli; Her ne kadar bir fonksiyonları bir yaptırım güçleri kalmamış olsa da Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve UNESCO nezdinde Harem-i İbrahim’in tarihî ve dinî statüsünün korunması ve ibadet özgürlüğünün güvence altına alınması için somut girişimlerde bulunmalıdır.
Millî Görüş'ün yıllardır söylediği gibi mesele, hak ile bâtılın, adalet ile zulmün mücadelesidir. Dünyanın neresinde olursa olsun bir insanın inancı, kimliği veya milliyeti nedeniyle temel haklarından mahrum bırakılmasına karşı çıkmak bizim medeniyet anlayışımızın gereğidir.
Uluslararası toplum çifte standartlardan uzaklaşmalı, uluslararası hukuk herkes için eşit biçimde uygulanmalıdır. İslam ülkeleri ise yalnızca toplantı yapan ve bildiri yayımlayan değil, ortak karar alan ve aldığı kararların arkasında duran bir irade ortaya koymalıdır.
Erbakan Hocamızın yıllar önce işaret ettiği İslam ülkeleri arasında siyasî, ekonomik ve diplomatik iş birliğinin güçlendirilmesi bugün her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. D-8 anlayışının temelindeki dayanışma ruhu geliştirilmeden İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu meselelerde kalıcı bir güç oluşturmak mümkün olmayacaktır.
Biz Millî Görüşçüler olarak dün olduğu gibi bugün de zulmün karşısında, mazlumun yanında; işgalin karşısında, hakkın ve adaletin yanında olmaya devam edeceğiz.
Bizim mücadelemiz herhangi bir halka veya dine karşı değildir. Mücadelemiz; işgale, zulme, haksızlığa ve hukuksuzluğa karşıdır.
Çünkü biliyoruz ki;
Zulüm ile abat olunmaz.
Hak mutlaka galip gelecektir.
Zafer inananlarındır ve mutlaka hak ve adalet için mücadele edenlerin olacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Haymana mutabakatı heyeti
Yönetim kurulu başkanı
Hasan Yaşar













