DEVELİ'DE EMEKLİ ÖĞRETMEN, OKUDUĞU ŞIHLI HAMİDİYE MEDRESESİNİN AHŞAP MAKETLERİNİ YAPTI.
Develi'de emekli öğretmen Hacı İbrahim Büyükkılıç kendisinin de ilkokul tahsilini gördüğü şıhlı Hamidiye Medresesinin
Maketini yaptı.
1960 ve 70 li yıllarda hamidiye
Medresesi ilkokul ve ortaokul olarak eğitime destek verilen bir mekandı. Emekli olduktan sonra okuduğu okulun
ahşaptan maketini yapmayı kafasına koymuştu. iki ay gibi bir zaman zarfında 2 adet maket şıhlı Hamidiye medresesinin maketini yaptı.
Emekli Öğretmen Hacı İbrahim Büyükkılıç,
Şıhlı Hamidiye Medresesinin kendisi üzerinde olduğu gibi şıhlı ve yöre insanlarının eğitim hayatında büyük katkısı olduğunu belirtti.
HAMİDİYE MEDRESESİ YAPIMI
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden
Prof.Dr. Mehmet SÜME'nin
ARŞIV IŞIĞINDA ŞIHLI HAMIDIYE
MEDRESESINE DAIR YENI BILGILER araştırma makalesinde açıklamalara göre;
Hamidiye Medresesi’nin yapıldığı dönemde Şıhlı-Şeyhli karyesi,
idari açıdan
Adana Vilayeti, Kozan (Sis) Sancağı,
Feke kazasının Rum nahiyesine bağlıydı.
Coğrafi ve iklim şartlarına bağlı olarak
yöre halkı Feke kaza merkezine ulaşmakta güçlük çekiyordu.
Bundan dolayı Şıhlı ve havalisindeki ahali her türlü ihtiyacını Develi’den karşılama yoluna gitmiştir.
Halkın istekleri de göz önünde bulundurularak Şura-yı Devletin
aldığı bir karar gereğince 1908 yılı itibarıyla Rum nahiyesi ve nahiyeye bağlı yerleşim birimleri Develi kazasına bağlanmıştır.
Bu gelişmeler sonucunda Şıhlı Hamidiye Medresesi de Develi’ye bağlı
bir eğitim kurumu haline gelmiştir.
MEDRESE YAPIMINI
TALEP EDEN KİŞİ
Şıhlı karyesinden Ali Rıza Efendi olup küçük yaşta Kur’an-ı Kerim eğitimi alan Ali Rıza Efendi 1868-1880 yılları arasında Kayseri’de medreseye devam edip Medreseden icazet
aldıktan sonra köyüne döndü. Dini konularda halkı aydınlatmaya çalıştı.
1883’te İstanbul’a giden Kılıçlı Ali Rıza Efendi, burada ulema ile tanıştı ve çeşitli camilerde vaazlar vermeye başladı. Verdiği vaazlar ilgi ile karşılandı.
Yıldız Camii’nde irad ettiği vaazını dinleyen Padişah II. Abdülhamid Han
Vaazını çok beğendiği için kendisine bir
dileğinin olup olmadığını sorması üzerine, “Köyüme bir medrese yaptırıp ehl-i sünnet yoluna hizmet etmek isterim.” diyerek dileğini padişaha arz ettiği rivayet edilmektedir.
Bu istek karşısında Padişah da nakdî ihsanda bulunup Hazine-i Hassa-i Şahaneden Şıhlıya bir medrese yapımı için para tahsis etmiştir.
Bu parayla Kılıçlı Hoca, nezaretinde Şıhlı’ya bir medrese ve üç çeşme inşa edilmiştir. Medresenin adı II.Abdulhamid’e
izafeten “Hamidiye Medresesi” olmuştur
Ancak medrese inşaatı devam ederken inşaatın gidişatına dair yapılan bir keşifte,
medresenin ana mekânının ihtiyaç duyulduğunda cami olarak kullanılabilmesi yönünde karar alınmıştır.
Hamidiye medresesinin yapım fermanı
Bismillahirrahmânirrahîm
Ferman-ı Hümâyûn buyuruldu ki:
• Tedrisat ve maarif, vatanın en ücra köşelerine kadar tamamiyle yayıla.
• Bu vesile ile Adana Vilayeti’nin Kozan (Sis) Sancağı’na tabi Feke Kazası’nın Rum Nahiyesi, Şeyhli (Şıhlı) Karyesi’nde (Köyü) dahi müceddeden (yeniden) bir medrese inşa oluna.
• Ol medresede talim ve terbiye görecek evlatlarımız için umûm-u ilimlerin ve dahi fenlerin vasıtaları noksansız hazırlanıla; ta ki memleketin her bir köşesi birer ilim yurdu ola.
• İnşa olunacak işbu medrese, ehl-i ilim ve ulema için adalet binası gibi ilelebed ve sonsuza kadar payidar kala.
• Medresenin bilumum yapım ve inşa masrafları, taraf-ı şahanemizce Padişahın şahsi (Ceyb-i Hümâyûn) hesabından tamamen karşılaşıla.
• Bu sayede biz dahi mesut ve bahtiyar olalım."
diyerek adına ferman çıkartılan Şıhlı Hamidiye Medresesi,
II. Abdülhamid’in eğitimi tabana yayma
çalışmalarının bir sonucu olarak şahsi hesabından ödemesi yapılarak kurulmuştur.
Adana Vilayet Meclisi ilgili
keşfin sonuçlarını Hâzine-i Hâssa-i Şâhaneye bildirmiş,
hazine de ilgili meblağın kullanımına izin verilmesi için
padişahtan izin istemiştir.
5 Haziran 1893
Talep edilen paranın tahsis edilip kullanılması için 9 Haziran 1893’te izin verilmiştir
MEDRESE
KİTABESİ
Türkçesi
“Hükümdarların övüncü Hazreti Abdülhamid han ki o, Allah’ın lütuflarının uğurlu gölgesidir. O adaletiyle tanınmış padişah, halkın her sınıfı için, ilimlerin
ve fenlerin vasıtalarını hazırladı.
O yücelik sahibinin gayretleri sayesinde memleketin her yeri bir ilim yurdu
şöhretini kazandı.
Bu medreseyi de ilim adamları için
adalet binası gibi sonsuza kadar payidar kalacak şekilde yaptırdı.
Ey Feyzî tarihi göklerin zirvesine çıktı.
Bu medreseyi yaptıran mesut olan padişahtır. Sene 1309”
ÇALIŞANLARIN ÇOĞU GAYRİ MÜSLİM İMİŞ
Çalışanlar:
1 KALFA Endürlük karyesinden
Nikola oğlu Vasil
2 Taş Yonutucusu Satı karyesinden Keşiş Nikola oğlu Matyos
3 TaşYonutucusu Satı karyesinden
Berdedosi oğlu İstahyosi
4 Kireççi Sulucaova karyesinden Süleyman oğlu Kırcı Mustafa
5 Yapıcı Sulucaova karyesinden
İngilizoğlu Heci Usta (Lakabı)
6 yapıcı Sulucaova karyesinden
Kusnatioğlu Nibayo Usta
7 Yapıcı Sulucaova karyesinden
Todori oğlu Kuzma
8 yapıcı Sulucaova karyesinden Yorgi oğlu Asos
9 Yapıcı Sulucaova karyesinden Mihael oğlu Yani
10 Yapıcı Satı karyesinden Karabaşoğlu oğlu İstahyosi (Lakabı) olup
Tabloda yer alan isimlerden anlaşılacağı üzere medresede çalışanların büyük bir bölümü gayrimüslimlerden
oluşmaktadır.
İLK MÜDERRİS
Ali Rıza
Efendi medresenin yapımında en yetkili kişi olarak görev
yapmış, tamamlandıktan sonra ise müderris sıfatıyla
medresenin hem idari hem de eğitim işlerini yürütmüştür.
Medrese Müderrisi Kılınçzade
(Kılıçlı) Ali Rıza Efendi
Müderris Ali Rıza Efendi, “İsmim Ali Rıza Efendidir ve lakabım Kılınçzadedir, Şıhlı karyesinde inşâ olunan
Hamidiye medresesinin bâ irâde-i seniyye müderrisiyim ve mezkur karyede mutavattınım.
demek suretiyle kısaca kendisini tanıtmaktadır.
Bazı belgelerde “Kılıçlı Ali Rıza Efendi” veya “Şeyh Efendi” şeklinde de anılmaktadır.
Hamidiye Medresesi müderrisi sıfatıyla onayladığı bazı belgelerin altında
yer alan mührünün üzerinde “es-Seyyid Ali Rıza” yazısı okunmaktadır ki, bu ibare kendisinin seyyid olduğuna işaret
delalet eder. İlmine izafeten halk arasında “Büyük Hoca” olarak anılmıştır.
İLK ÖĞRENCİLER
Öğrencilerin geldikleri kaza ve köyler
1907 yılı itibarıyla medresede öğrenim gören öğrencilerin 55’i Şıhlı köyünden geriye kalan 83 talebe ise Aziziye (Pınarbaşı), Develi, Haçin (Saimbeyli) gibi diğer kaza ve köylerindendi. Erzakları tükendiğinde öğrenciler erzak temini için evlerine gidebiliyorlardı.
Müderris Ali Rıza Efendi’nin kendisine yöneltilen “Şıhlı köyünden olan
öğrenciler akşamları evlerine gidebiliyorlar mı?” sorusuna, “Dakika hanelerine ruhsat vermem şayet misafir olarak giden olursa onlara izin veririm.” şeklindeki
cevabından Şıhlı köyünden olan öğrencilerin de medresede yatılı kaldıklarını öğreniyoruz. Emeği geçen katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz.
Derleyen Nezir Ötegen 5.11 2026 Şıhlı- Develi












