https://www.kayserihakimiyet2000.com/files/uploads/user/cdd3f176df2ea23c9762b19c10858a82-320f79206ad943e52bec.jpeg
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)

İLETİŞİM KALABALIĞI-1

14-06-2026 12:03 136 kez okundu.


Yani konuşmaları, telefon görüşmelerini, yazışmaları uzun ve detaylı, çok ayrıntılı izah ve anlatımlarla sürdürmek, karşı tarafı “söz kalabalığına” boğarak, bir şekilde iletişimi, konuşmayı sonlandırma aşamasına zorlamak.  
Çağımızda insanlar gerçekten zamanla yarış halindeler.

Günlük koşturmalar, geçim uğraşları, ev giderleri, çocuklara, büyüklerine ilgi göstermeye yetişmek…

Bu listeyi ola bildiğine uzata bilirim ben de, ama zaten hepimiz aynı dünyada yaşıyor ve aynı zorlukları göğüslüyoruz.   
Eğer sizin telefon görüşmesi yapacak bol vaktiniz varsa bile az da karşı tarafı düşünmelisiniz. 
 Emin olun ki, karşı tarafın sizinle uzun uzadıya bir durum hakkında, olayla ilgili, sizin özel sorunlarınızla ilgili sizi dinleyecek geniş zamanı yoktur.  
Olsa zaten sizi sohbete tutacak ve sorular soracaktır konuya dair. Siz konuşurken bir an için karşı tarafın bu geniş telefon konuşmasına, yazışmalara sizin kadar zamanı olup olmadığını anlamaya çalışın ve bu hiçte zor değil.   
Eğer karşı taraf size konuya ilişkin sorular sormuyor, devamlı anladım, tamam diyorsa anlayın ki, sohbeti sonlandırmaya çalışıyor ve vakti dar bir anda aramışsınız. Eğer bu insanla sürekli iletişim halinde olmak ve ilişkinizi iki taraflı mutlu, sağlıklı sürdürmek istiyorsanız lütfen aynı- aynı cümleleri tekrarlamadan, uzun uzadıya en ince detayına kadar olanları anlatmaya ve yüksek sesle, hızlı, heyecanlı, agresif ruh hali ile, negatif ve üzüntü hissettirecek kelimeler kullanmadan mümkün kadar kısa özetleyin ve konuşmayı sonlandırın.  
Çünkü, bir sonraki arama, telefon görüşmesi yapmak, yazışmak isteğinizde o kişiyi “bulamaya” birlisiniz.  

“Müsait değilim” diyip sizinle irtibata geçmekten kaçına bilir.  Bu kişi ile samimi ve huzurlu ilişkiniz varsa mutlaka bu tavsiyemi dikkate alınız.  
Çağımızda bilgi, medya, haber kalabalığı yaşıyor ve gün içinde yüzlerce yeni şeyler duyuyor, görüyor, okuyoruz.   
İnsan beyni yorulduğu zaman fiziksel yorgunluktan daha fazla halsizlik ve bunalım hissedip, çok yorgun düşe biliyor.

Beyin yorulduğu zaman algı işlevi bir nevi dışarıya karşı kendisini kapatıyor, ya da kavramıyor.  
O an önemli bir şeyler söyleseniz bile beyni yorgun ve başka bir yere acelesi olan, yapacak bir sürü işleri olup, aklı o işlere takılan,  kendi derdi olup da fikri o sorunu ile meşgul olan bir insan sizi dinliyor gibi yapacak, nezaketen bir şey diyemeyip yine de sizin anlattığınızı tüm odağı ile duyamayacaktır.   
O konuştuklarınız  telefon görüşmesi bittiği an anlattığınız kişi tarafından unutula bilir. Çünkü, o sırada “orda”,  o konunun kapsamında değildir.   
O yüzden de kendinizi de yormayıp, karşınızdaki kişiyi de bunaltmadan özetleyerek  konuşmanız, yazmanız çok uygun ve yerinde olur.   
Bazı insanlar var, o kadar şaşırıyorum ki, bı- 
raksan saatlerce telefonda konuşacak. Düşünmeden edemiyorum ki, bu insanın başka işi-gücü yok mu? 
  Ayrıca, insan hiç mi yorulmuyor uzun uzun aynı cümleleri kullanarak,  en gereksiz ayrıntılarına kadar anlatıp boşa vakit harcamaya?  

Günümüzde vakit sadece nakit değil, artık an bile değerli bir fırsattır.  

Olmuş bitmiş bir olay hakkında dakikalarca, saati bulan sohbetle anlatıp durmak ne kazandıra bilir ki?  
Bir olayı anlatmak istiyor ve bunda bir önem  görüyorsanız, içiniz rahat edecek, hafifleyecekseniz tabi ki, samimi partnerinize anlatınız, yalnız özetle, ara vererek, sakin  ses tonu ile ve detaylara girmeden anlatıp arada karşı tarafın sizi dinlemekten bıkıp yorulmadığını kontrol etmiş olursunuz, hem de mümkün kadar kısa konuşmanız bir sonraki iletişim için de olumlu sonuç verecektir.    Devam Edecek