Dünyanın en şanslı, en mutlu insanıyım diyorum ya…
Belki bazıları bunu söylerken abarttığımı düşünüyor olabilir.
Ama gerçekten öyle hissediyorum.
Çünkü insanın mutluluğu sadece sahip olduklarıyla ölçülmüyor. Bazen bir bakışta, bazen bir teşekkürde, bazen yıllar önce yaptığınız küçük bir iyiliğin hiç unutulmadığını öğrenmekte saklı.
Günlerdir Özbekistan’dayım.
Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gelen kardeşlerimizle buluşuyor, gençlerle sohbet ediyor, yıllardır hayalini kurduğumuz kardeşliğin izlerini bizzat görüyorum.
Her karşılaşmada, her sohbette kendi kendime aynı şeyi söylüyorum:
Doğru yoldayım.
Yorulmaya, dinlenmeye, vazgeçmeye, “of” demeye bile vaktim yok.
Çünkü bazen insanın önüne öyle bir hikâye çıkıyor ki bütün yorgunluğunu alıp götürüyor.
İşte burada, Özbekistan’da genç kardeşlerimizden biri yanıma geldi.
“Hocam,” dedi,
“Size bir şey anlatacağım. Bunu şimdiye kadar hiç kimseyle paylaşmadım. İlk defa size anlatıyorum.”
Dinlemeye başladım.
Yıllar önce Kayseri’ye burslu olarak gelmiş.
İlk defa geldiği bir ülke, ilk defa geldiği bir şehir…
Kimseyi tanımıyor.
Ev kirasını ödemiş, elindeki para bitmiş.
Bursunun yatmasına birkaç gün var.
Ama evde yiyecek hiçbir şey yok.
Eşiyle oturup düşünmeye başlamışlar:
“Bu birkaç günü nasıl geçireceğiz?”
Tam o sırada…
Aradan sadece 20-30 dakika geçmiş.
Telefonu çalmış.
“Binanın aşağısına gelebilir misiniz?” demişler.
Aşağı indiğinde iki genç kardeşiyle karşılaşmış.
Gençler ellerindeki koliyi uzatmışlar:
“Ali İhsan Hoca, Turan Derneği’nden sizin için gönderdi.”
Koliyi açmış…
İçinden yağ, pirinç, mercimek, nohut, zeytin, helva, un ve daha birçok temel gıda çıkmış.
O anı yıllar geçmesine rağmen unutmamış.
“Hocam,” dedi,
“Ne düşüneceğimi şaşırdım. Duygularım birbirine karıştı. Sadece yutkundum.”
Sonra bana baktı ve şöyle dedi:
“O günü hiç unutmadım.”
Ben de o anda sustum.
Çünkü bazen insanın söyleyecek sözü olmuyor.
Yıllar önce yapılmış küçücük bir yardımın, bir insanın hayatında nasıl kocaman bir hatıraya dönüştüğünü görüyorsunuz.
Ve insan kendi kendine soruyor:
Biz ne yaptık?
Aslında çok büyük bir şey yapmadık.
Bir öğrencinin zor gününde yanında olduk.
Bir koli hazırladık.
Bir sofraya birkaç gün yetecek yiyecek gönderdik.
Ama mesele zaten koli değildi.
Mesele şuydu:
“Sen yalnız değilsin.”
İşte Turan benim için tam da budur.
Sadece bir fikir değildir.
Sadece bir coğrafya hayali değildir.
Sadece sınırların ortadan kalktığı bir gelecek tasavvuru değildir.
Turan, gerektiğinde birbirinin kapısını çalan insanların hikâyesidir.
Turan, birbirini hiç tanımayan insanların kardeşlik duygusuyla birbirine el uzatmasıdır.
Turan, bugün bir öğrencinin sofrasına konulan ekmeğin, yarın yıllar sonra bir gönülde hatıraya dönüşmesidir.
Bugün Özbekistan’da karşıma çıkan bu hikâye bana bir kez daha şunu gösterdi:
İyi ki…
İyi ki Turan Derneği’ni kurmuşuz.
İyi ki gençlere destek olmuşuz.
İyi ki öğrencilerin yanında durmuşuz.
İyi ki o günlerde “Bunun ne faydası olacak?” demeden elimizden geleni yapmışız.
Çünkü bazı çalışmaların karşılığını hemen alamazsınız.
Bazen yıllar geçer.
Sonra dünyanın başka bir köşesinde karşınıza bir genç çıkar ve:
“Hocam, ben o günü hiç unutmadım.”der.
İşte o cümle, yılların bütün yorgunluğunu alır.
O an anlarsınız ki boşa kürek çekmemişsiniz.
Bir insanın hayatına dokunmuşsunuz.
Belki bir ailenin birkaç günlük sofrasına katkı sağlamışsınız.
Ama daha önemlisi, o insana “Ben yalnız değilim.” duygusunu yaşatmışsınız.
Ben bugün kendimi neden dünyanın en şanslı insanı hissediyorum biliyor musunuz?
Çünkü yaptığım işlerin karşılığını sadece alkışta, makamda, parada veya şöhrette aramıyorum.
Bir öğrencinin gözündeki teşekkürü görmek bana yetiyor.
Yıllar sonra unutulmamış bir iyiliği duymak bana yetiyor.
Türk dünyasının dört bir yanında yetişen gençlerin “Hocam” diyerek yanıma gelmesi bana yetiyor.
Ve bugün Özbekistan’da bir genç kardeşim bana yıllar önceki o koliyi hatırlatıyor.
Ben yine aynı şeyi söylüyorum:
İyi ki…
İyi ki gençlerin yanında olmuşuz.
İyi ki elimizden geldiğince paylaşmışız.
İyi ki birilerinin derdine ortak olmuşuz.
İyi ki Turan demişiz.
İyi ki Turan için çalışmışız.
Çünkü insanın geride bırakabileceği en güzel miras, adına dikilmiş bir heykel değil;
bir insanın kalbinde bıraktığı güzel hatıradır.
Ve ben bugün bir kez daha anlıyorum:
Doğru yoldayım.
Yol uzun.
Yorucu.
Belki daha çok çalışacağız.
Belki daha çok gençle buluşacağız.
Belki daha çok kapı çalacağız.
Ama artık “Yoruldum.” demeye hakkım yok.
Çünkü dünyanın bir yerinde, yıllar önce verdiğimiz bir koli hâlâ bir insanın hafızasında duruyor.
Ve o kolinin içindeki pirinç, yağ, mercimek, nohut, zeytin, helva ve un çoktan tükenmiş olsa da…
kardeşlik hâlâ duruyor.
Allah razı olsun o gün emeği geçen herkesten.
Allah gençlerimizi korusun.
Allah Türk dünyasının evlatlarını birbirine kardeş kılsın.
Turan var olsun.
Ve iyi ki…
İyi ki birlikte yürümüşüz.
#İhsanDüşünmedenEdemiyor
#Turan
#TuranDerneği
#TürkDünyası
#Gençlik