Hayatınız boyunca hep bir şeylerin eksik olduğu hissiyle mi yaşadınız?
Ne kadar başarırsanız başarın, ne kadar takdir edilirseniz edilin; o içteki sesin "Henüz yeterli değilsin, daha fazlasını yapmalısın" diyen fısıltısını susturamadınız mı?
Bugün modern insanın en büyük hapishanesini konuşuyoruz: Mükemmeliyetçilik maskesi ardına gizlenmiş yetersizlik duygusu.
Bakınız, bu bir başarı arzusu değildir; bu bir "kendine zulmetme" biçimidir. Çoğu insan, mükemmeliyetçi olmayı bir gurur vesilesi sanır. "Ben çok titizim, en iyisini isterim" derler.
Oysa bu titizliğin altında, hata yaparsa sevilmeyeceğine, kusurlu olursa kabul görmeyeceğine dair derin bir korku yatar.
Kendimize öyle yüksek çıtalar koyuyoruz ki, o çıtanın altından geçmek bile bizi yoruyor.
Bir düşünün; çevrenizdeki insanlara gösterdiğiniz o sonsuz sabrı ve şefkati, neden kendinizden esirgiyorsunuz?
Başkası hata yaptığında "Olabilir, insanlık hali" derken, siz hata yaptığınızda neden zihninizde o ağır mahkemeleri kuruyorsunuz?
İşte yetersizlik hissi tam burada beslenir: Kendimize karşı bir cellat, başkalarına karşı bir aziz olma çabası.
Gerçek şu ki; hayat bir varış çizgisi değil, bir yolculuktur. Ve bu yolculukta kusursuz olmak zorunda değilsiniz. İnsan, hatalarıyla, eksikleriyle ve hatta bazen "yapamamalarıyla" bir bütündür. Kendinizi başkalarının vitriniyle kıyaslamayı bıraktığınız gün, kendi iç huzurunuza giden kapıyı aralayacaksınız.
Çünkü siz, sadece "başardığınız kadar" değil, sadece "olduğunuz kadar" değerlisiniz.
Yetersizlik duygusundan kurtulmanın yolu, daha fazla çalışmak veya daha mükemmel olmak değildir.
Bunun tek yolu, kendinize olan bakış açınızı değiştirmektir.
Kendinize şu soruyu sorun: "Eğer en yakın arkadaşım benim yaşadıklarımı yaşasaydı, ona ne söylerdim?"
Muhtemelen ona şefkatle yaklaşırdınız. O halde bugün, o şefkati kendinize gösterme vaktidir.
Unutmayın; bir bitkinin büyümesi için sadece güneş yetmez, fırtına da lazımdır. Sizin de hatalarınız, aslında büyümenizin birer parçasıdır. Mükemmel olma çabasını bir kenara bırakın ve sadece "kendiniz olma" cesaretini gösterin.
Çünkü dünya, mükemmel insanlara değil; samimi, olduğu gibi görünen ve kendi yaralarıyla barışık insanlara ihtiyaç duyuyor.
Bugün kendinize bir söz verin: Kendinizi en ağır eleştirdiğiniz o anlarda durun ve kendinize bir dost gibi davranın. Zira hayat, kendinize zulmetmek için çok kısa, kendinizi sevmek içinse paha biçilemez bir fırsattır.
Siz, halinizle ve tüm çabanızla zaten yeterlisiniz. Bunu fark ettiğiniz an, gerçek özgürlük başlayacak.