AĞAÇ DEDE: 40 MEŞE VE 2 SEDİR FİDANLARI DİKME FAALİYETİ 23.06.2026
Tüm canlıların yaşam hakkını koruyabilmek için doğa bizi uyandırmadan "DOĞA KÖRLÜĞÜNDEN" uyanmalı ve önümüzdeki 5 yıl içerisinde 15 yıl sonrası için ülkemizin %50 kadarını verimli orman yapabilecek kadar fidan dikmeliyiz. Dikilen fidanları en fazla dört yıl sulamalıyız... O zaman su bollaşır, toprak bollaşır gençten emekliye üretken olmayan insan kalmaz... Ekmek bollaşır.
BİR ANEKTOD: TÜM ŞEHİR “DOĞA KÖRLÜĞÜ” UYKUSUNDAN UYANMIŞTI!
İki yıl önce bir ilkokulla Kurt Deresine 150 fidan diktik. Mevsim sonbahar. Fidanları dikerken iki çocuk “Ağaç Dede bizim fidanlarımız gizli yerde olsunlar. Onun için biz fidanlarımızı şu büyük kayanın arkasına dikebilir miyiz?” dediler. Ben de “tamam” dedim… Zaman su gibi aktı. Mevsim döndü, yaz geldi. Sulama zamanı. 93 model otomobilimle 5 kilometre ilerdeki çeşmeden su getiriyorum ve getirdiğim suları sırtımda taşıyarak fidanları tek tel suluyorum. Tabii. Sulamaya ikindi zamanı başladığım için 3. Seferde hava karardı. Ben de o sahadaki sulamayı bitirdim ve eve döndüm. Saha ile evin arası 25 kilometre. Tam asansöre binerken o çocukların diktiği fidanlar geldi aklıma. Aman tanrım. Tüm fidanları suladım ancak gözden ırak oldukları için onları sulamayı unutmuştum. Asansörün kapısında kalakaldım ve “o iki fidanı sulamazsam gözüme uyku girmez. Hem o fidanlar unutulmuş oldukları için ne kadar da üzülmüşlerdir ” diye DÜŞÜNDÜM. Tekrar aracıma yöneldim. 25 kilometre yolu tekrar gittim. Yolda su doldurdum. Karanlıkta olsa o fidanları buldum. Onlardan özür diledim. Onları suladım. Bir müddet suyu içişlerini ve salınışlarını seyrettim. Eve geldim ve o gece çok güzel rüyalar gördüm…
Tüm şehir sakinleri “DOĞA KÖRLÜĞÜ” uykusundan uyanmış, şehri çevreleyen çıplak dağları fark etmiş ve fidan dikmeye başlamışlardı…






























