Nasılsınız sorusuna geçmeden insan kendisini mutlaka tanıtır:
• Merhaba. Ben, Mehmet. Devlet memuruyum. İzniniz olursa sizinle tanışmak isterim-
cümlesi ile başlayan iletişime cevap olarak karşı taraf da tanışma isteğinde olursa bu iletişime benzer cevapla karşılık verdikten sonra tanışmak için girişimci olan Mehmet bey artık- nasılsınız –diye sorabilir.
Hızlı tüketim gıdasına benzedi iletişim ve tanışmalar. İnsanın insanı hızlı tüketmesidir bu da.
Her şey bir anda olup bitsin gibi insana ve saygınlığına yakışmayan iletişim biçimidir böyle tanışma girişimi.
Bu hakta sanırım çok çok kişisel gelişim kitapları okumak, seminerlere katılmak önemli katkı sağlayacaktır.
Aslında sırf tanışma kültürü üzerine seminer düzenlendi mi? Bildiğim kadarıyla olmadı veya çok nadir olmuştur.
Bu gibi tanışma, iletişim kültürü, irtibat ve yaklaşım tarzı hakkında mutlaka bilinçlendirme amaçlı seminerler ve konferanslar düzenlenmelidir.
İnsanlar bir birilerini ani heves uğruna, çıkar uğruna hızlı tüketim aracı görmekten vazgeçmeliler.
Toplumu felakete ve sapıklığa sürükleyen bu, çoğunluğun göremediği bedbahtlık cehenneme kadar yiten acı sonlarla neticelene bilir.
Kur’an’ı Kebir’de Lut Aleyhisselam evine misafir gelmiş erkek yolcuları korumak için zor durumda kalmıştı.
O zamanki sapıklık da insanların asıl insani değerlere sahip çıkması gerekirken yollarını şaşarak, nankörlük sınırlarını zorlamakla “hızlı tüketim” seviyesine kadar ilerlemiş zavallı kütle haline gelmişlerdi.
İnsan olduğumuzu unuttuğumuz gün zaten başımıza taş yağmasına gerek kalmıyor.
O taş biz kendimiz olarak bir birimizin başına bela niteliğinde düşüyoruz zaten.
Bu yüzden hep gelişmiş ülkelerde “düşünen insan” heykeli, yapıtı var, belki görenler insan olduklarını hatırlayıp, düşünmek ve insani özelliklerinin derecesini kendi iç benliklerinde sorgulayarak, kendilerine çeki düzen verirler diye böyle yapıtlar yapılmış, insana özel olarak bahşedilmiş düşünce özelliğini insan olan her kesin hakkıyla kullanarak yanlış tutumlarını değiştire bilmesi açısından yaşamlarına ışık tutan nur gibi iç dünyalarındaki karanlığı aydınlatmaları gereklidir.
İletişimi ile bir insan nefret kazanırken, başka bir insan âşık ede bilir. Bence iletişimin önemini en öz cümle ile anlatmış oluyorum.
Söz, Allah Kelamı’dır.
“Cnm” kısaltması ile sabah açılınca günaydın diye yazan arkadaş!
Cnm- hiçbir şey anlamına gelmiyor. Bu kadar da cimri olma bari. Bu kısaltmalarla hayatının özel alanına aldığı kişiye hitap eden şahıs, “ cnm, slm, nbr” gibi anlamsız kısaltmalarla manevi cimriliğini de ortaya koymuş oluyor.
Yaradan hiçbir şey yokken ilk önce Sözü yaratmış. Söze cimrilik etmeyiniz. Sevginiz kişiye Selam, Canım, Nasılsın diye ya gönülden yazın ya da hiç yazmayın daha sahici olur.
Okul müfredatlarında sosyal bilgiler, insan ve toplum gibi dersler var iken toplumun iletişim kültüründen yoksun olması yine eğitim sistemindeki eksikliklerden kaynaklıdır.
Her şeyi teknik çerçeveye, matematiksel, ruhsuz ve dar anlayış alanına sığdırmayıp, “prosedür” “sistem” denen kısıtlayıcı ve merhametimizi, duygularımızı görmezden gelmemize zorlayan bu milli geleneğimize aykırı düşünce formatını yırtmalıyız. Okulların her şeyden önce toplumda örnek teşkil edecek bireyler yetiştirmesi gerekmiyor mu?
Otobüslere, toplu taşıma araçlarına binerken genel manzara şudur: kadınlar ve yaşlılar ayakta, genç erkekler hepsi oturmuş, umursamaz vaziyette telefonu ile uğraşıyor ve karşısında yaşlı teyze ayakta elinde de poşet düşmemeye çalışıyor.
Bizim geleneğimizde böyle edepsizlik yoktu.
Büyüklerimiz her zaman küçüklerimize öğüt verir, yaşlılarımıza saygı göstermekte titiz davranmayı nasihat ederlerdi.
Şimdi kimse nasihat duymuyor, tik-tok, kwai gibi sosyal medya çakalları genç nesli saygısız yola yönlendirmekte ve başta Kültür Bakanlığımız, Eğitim Bakanlığımız bu uğursuz gidişata dair donanımlı tedbir için acele etmiyorlar.
Genç nesilde kitaplara karşı duyarsız ve ilgisiz yaklaşım gözlemliyoruz. Oysa kitap okuyan insan iletişim kültürünü geliştirmiş ve insani değerlere saygı gösterir. Gelişmiş ülkelere göre kitap okuma alışkanlığımız düşük ve en acısı da en az kitap okuyanların erkekler olduğu gerçeği de olumsuz göstergedir.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
TÜRKİYE’DE Kİ GELİR ADALETSİZLİĞİ…
KADİR DAYIOĞLU
OLAYLI YILLAR VE GENÇLİK
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM İNCELİKLERİ -3
Mustafa Göçer
DOĞA KÖRLÜĞÜ
Ali Rıza Navruz
AHMET MUHİP DIRANAS
Mustafa Mete ÖZPINAR
SİYASETTE DEĞİŞİM
Mustafa Cengiz
BOZDUR BOZDUR HARCA LİMİTLERİ
Bekir Oğuz Başaran
OLMADI, HİÇ, OLMADI
Ömer Faruk Kotay
DURDURUN DÜNYAYI, İNECEK VAR!!
Çınar Can Özyürek
GAYRİMENKUL PİYASASI