Yani konuşmaları, telefon görüşmelerini, yazışmaları uzun ve detaylı, çok ayrıntılı izah ve anlatımlarla sürdürmek, karşı tarafı “söz kalabalığına” boğarak, bir şekilde iletişimi, konuşmayı sonlandırma aşamasına zorlamak.
Çağımızda insanlar gerçekten zamanla yarış halindeler. Günlük koşturmalar, geçim uğraşları, ev giderleri, çocuklara, büyüklerine ilgi göstermeye yetişmek… Bu listeyi ola bildiğine uzata bilirim ben de, ama zaten hepimiz aynı dünyada yaşıyor ve aynı zorlukları göğüslüyoruz.
Eğer sizin telefon görüşmesi yapacak bol vaktiniz varsa bile az da karşı tarafı düşünmelisiniz.
Emin olun ki, karşı tarafın sizinle uzun uzadıya bir durum hakkında, olayla ilgili, sizin özel sorunlarınızla ilgili sizi dinleyecek geniş zamanı yoktur.
Olsa zaten sizi sohbete tutacak ve sorular soracaktır konuya dair. Siz konuşurken bir an için karşı tarafın bu geniş telefon konuşmasına, yazışmalara sizin kadar zamanı olup olmadığını anlamaya çalışın ve bu hiçte zor değil.
Eğer karşı taraf size konuya ilişkin sorular sormuyor, devamlı anladım, tamam diyorsa anlayın ki, sohbeti sonlandırmaya çalışıyor ve vakti dar bir anda aramışsınız. Eğer bu insanla sürekli iletişim halinde olmak ve ilişkinizi iki taraflı mutlu, sağlıklı sürdürmek istiyorsanız lütfen aynı- aynı cümleleri tekrarlamadan, uzun uzadıya en ince detayına kadar olanları anlatmaya ve yüksek sesle, hızlı, heyecanlı, agresif ruh hali ile, negatif ve üzüntü hissettirecek kelimeler kullanmadan mümkün kadar kısa özetleyin ve konuşmayı sonlandırın.
Çünkü, bir sonraki arama, telefon görüşmesi yapmak, yazışmak isteğinizde o kişiyi “bulamaya” birlisiniz. “Müsait değilim” diyip sizinle irtibata geçmekten kaçına bilir. Bu kişi ile samimi ve huzurlu ilişkiniz varsa mutlaka bu tavsiyemi dikkate alınız.
Çağımızda bilgi, medya, haber kalabalığı yaşıyor ve gün içinde yüzlerce yeni şeyler duyuyor, görüyor, okuyoruz.
İnsan beyni yorulduğu zaman fiziksel yorgunluktan daha fazla halsizlik ve bunalım hissedip, çok yorgun düşe biliyor. Beyin yorulduğu zaman algı işlevi bir nevi dışarıya karşı kendisini kapatıyor, ya da kavramıyor.
O an önemli bir şeyler söyleseniz bile beyni yorgun ve başka bir yere acelesi olan, yapacak bir sürü işleri olup, aklı o işlere takılan, kendi derdi olup da fikri o sorunu ile meşgul olan bir insan sizi dinliyor gibi yapacak, nezaketen bir şey diyemeyip yine de sizin anlattığınızı tüm odağı ile duyamayacaktır.
O konuştuklarınız telefon görüşmesi bittiği an anlattığınız kişi tarafından unutula bilir. Çünkü, o sırada “orda”, o konunun kapsamında değildir.
O yüzden de kendinizi de yormayıp, karşınızdaki kişiyi de bunaltmadan özetleyerek konuşmanız, yazmanız çok uygun ve yerinde olur.
Bazı insanlar var, o kadar şaşırıyorum ki, bı-
raksan saatlerce telefonda konuşacak. Düşünmeden edemiyorum ki, bu insanın başka işi-gücü yok mu?
Ayrıca, insan hiç mi yorulmuyor uzun uzun aynı cümleleri kullanarak, en gereksiz ayrıntılarına kadar anlatıp boşa vakit harcamaya? Günümüzde vakit sadece nakit değil, artık an bile değerli bir fırsattır. Olmuş bitmiş bir olay hakkında dakikalarca, saati bulan sohbetle anlatıp durmak ne kazandıra bilir ki?
Bir olayı anlatmak istiyor ve bunda bir önem
görüyorsanız, içiniz rahat edecek, hafifleyecekseniz tabi ki, samimi partnerinize anlatınız, yalnız özetle, ara vererek, sakin ses tonu ile ve detaylara girmeden anlatıp arada karşı tarafın sizi dinlemekten bıkıp yorulmadığını kontrol etmiş olursunuz, hem de mümkün kadar kısa konuşmanız bir sonraki iletişim için de olumlu sonuç verecektir.
Bazen karşı taraf isteksiz konuşma yaparak sohbeti çabuk sonlandırmak isteye bilir. Bu o demektir ki, uzun iletişim için müsait değil. Bunu anlamanız zor değil, sorularınıza kısa cevap veriyor ve size karşı soru sormuyorsa kesin konuşmayı erken sonlandırmak istediği içindir.
Böyle bir durumda asıl siz sohbeti sonlandırarak karşı tarafı fazladan bunaltmayınız. İletişim kalabalığı oluşturarak iyi giden ilişkilerinizi yaralamamak için partnerinizin sabır, tahammül, vakit genişliği, çalışma koşulları, konuşkan mı, değil mi, karakter özelliklerini, sizin hayatınız ve sorunlarınız hakkında sizinle ilgilenip ilgilenmediğini, sizi dinlediği zaman konuya odaklanıp odaklanmadığını iyi gözlemleyiniz ve günlük haberleşmelerinizi, telefon konuşmalarınızı, yüz yüze sohbetlerinizin ölçüsünü ve kapsamını iyi gözlemleyerek doğru neticeye varmanızı öneririm.
Stresli iş ortamında çalışan, gün içinde zaten fazla insanlarla muhatap olarak bir çok konuşmayı dinleyip, müşterilerle ilgilenmek zorunda kalan, kalabalık mesai durumu ile resmi kurumlarda çalışan insanların çoğunluğu boş zaman buldukları gibi sessiz dinlenmeyi tercih eder.
Hayatınızdaki kişi böyle bir yorucu meslek sahibi ise mümkün kadar sorunlarınızı sık sık anlatmayın, çok acil bir durum olursa, bir fikir almak isterseniz de özetle, birkaç cümle halinde ve net anlatın, yormadan ve germeden konuşun. Tabi ki, bir birinize değer verip kaybetmek istemiyorsanız bunu yapmakla partnerinizin güvenini daha çok kazanır, huzuru sizde bulmasını sağlamış olursunuz.
Anadolu insanı çok konuşmayı ve detaylı an
latmayı sever. En çok duyduğum ve evliliklerin tadının kaçmasının ilk nedenlerinden olan iletişim kalabalıklarından en birincisi eve yorgun gelen koca daha kapıdan girer girmez hanımının eşinin ailesi hakkında olumsuz haberleri adam dinlenmeye fırsat bulamadan, dahası da sitemkar ve agresif üslupla eşine anlatmasıdır.
Evine sadık olup, ailesine bağlı kalmak isteyen her bir erkek yoğun çalışma sonrası evine gelirken huzurla dinlenmek, eşinden ilgi, şefkat görmek ister.
Eve gelir gelmez, hele ki, yemek masasında hemen eşinin annesi, babası, ablası, kardeşi hakkında sitemlerini öfke ve sinirle anlatması mutlaka evliliklerde aile bağının zayıflamasına, eşler arasında soğuk mesafeler girerek, bir birilerine olan yakınlık duygularını bitirip, görünemeyen derin uçurumlar açarak boşanmalarla sonuçlanıyor.
Bazı kadınlar sabırsız yapıya sahip olup, öfkesine yenik düşüyor.
Oysa evliliklerinin başında çok iyi anlaşıyorlardı. Sürekli şikayet ederek kocasının ailesini eleştiren, hatta kocasına ailesi ile samimiyetini kesmesini, onlarla görüşmesini yasaklayan kadın eşler bir mühim gerçeği unutuyorlar ki, çok haklı sitem etseler bile bunu öyle bir doğru zamanda ve kültürlü üslupla konuşarak yapmaları kocası ile ilişkilerinin sağlıklı ve mutlu sürdürülmesi için hayati ehemmiyetlidir.
Öncelikle adam eve geldiği ilk dakikalardan azarla, eleştiri ile dahası ailesi hakkında olumsuz konuşmalarla karşılanırsa başlarda hak veren koca, gittikçe bu durumdan iyice sıkılmaya ve bunalmaya başlayacaktır.
Kocanın ailesi geline karşı ne kadar yanlış davransalar da, kadın eşinin saygısını, sevgisini ömür boyu görmek istiyorsa bunu doğru zamanda, doğru anlatımla yapacak ve bu gibi konulara mümkün kadar girmeyerek kocasını karıştırmadan onun ailesi ile kendi arasında olan anlaşmazlıkları kendisi çözmenin bir yolunu bulacaktır.
Mesela Anadolu ailesinde kocanın annesi, ablası, yengesi gibi söz sahibi olan büyükleri geline sürekli tavır yaparak, onu rencide edici sözlerle ezmeye, incitmeye ve üzmeye çalışarak bunu sürekli yapıyorlarsa gelin onlarla bir araya gelmemek için bazı meşguliyetler bulmalı, kocasına onların arasında tedirgin vakit geçirdiğini ve onlarla çok karşı karşıya gelmek istemediğini tutarlı açıklamalarla aktarmalı ve kocasına saygıdan vazgeçmeyerek bu sorunun akıllıca çözümüne nail olmalıdır.
İyi anlaşan, bir birini anlayan çiftler eğer bir süre sonra sitemkâr ve soğuk davranmaya başladı ise mutlaka aralarına üçüncü şahsılar veya onlarla ilgili çözülemeyen sıkıntılar girmiştir.
Evli çiftlerin hep aynı mutlu ve huzurlu ilişki sürdüre bilmeleri için sürekli gözlem yaparak sanki, başka bir çifti kenardan izliyormuş gibi sorunların nerden kaynaklandığını öğrenmeleri üzücüdür.
Gereksiz ve hep aynı şikayet içeren, aynı formatta devam eden gelin- kaynana, görümce – gelin, anne- oğul, arkadaş – eş gibi ikililerin bir birilerinden uzaklaşmasına neden olan bu üçüncü kişiler hakkında bir kanıya vararak onların aile düzenini kötü yönde etkilediklerini göre bildikten sonra kimseye zarar vermeden, kırıcı konuşmalarla hasar bırakmadan bu kişileri ilişkinizin dışında tutmayı öğrenmeniz her zaman hayalini kurarak evlendiğiniz, veya hayatınıza aldığınız o esas kişi ile aranızda kopukluk, çatırdama yaranmamasına, dolayısı ile ilişkinizi uzun yıllar sevgi ve aşkla taze tutmanıza destek olacak en önemli faktör olabilir.
Bazı kadınlar eşi işte iken arar, öfkesine ve sinirlerine hakim olamaz, eşinin ailesi taraftan kiminle sorun yaşadı ise gergin, agresif, hatta tehdit içeren üslupla eşine olanları aktarır ve derhal adamdan onlara tepki göstermesini talep eder.
Bazı kadınlar da eşi eve gelir gelmez gün içinde olanları acele ile, ağlayarak, eşi zor durumda bırakacak kararlar almaya zorlayarak, yoksa buna kendisinin son vereceği, yıkımla sonuçlanacak tehditkar söylemlerle adamı eve geldiğine pişman eder. Sonra bir şekilde vaziyet düzelir, sorun da çözülür ama o eski sadık eş “gitmiştir”, yani koca hayatta çok severek evlendiği karısına karşı soğumuş ve huzuru artık dışarıda arıyor.
Tabi ki, bizim ailelerde gelini çoğu zaman incitir, rencide edici davranışlarda bulunarak, bıkmadan, usanmadan gelini çileden çıkarana kadar incitirler.
İsterdim ki, kaynana, kayınbaba, görümce gibi kocanın birinci dereceden akrabalarına da bazı bir şeyler anlatarak bu tavırlarının çok yanlış ve dinimizce de kabahat, suç olduğunu anlatayım. Fakat, çok üzücü bir durum ki, bu insanlar ömründe tek sayfa kitap okumayan, hatta kitaplara hor bakan cahil insanlar olduğu için boş kuyuya hikaye anlatmak gibi sonuçsuz kalacaktır.
Zaten, eğitimli aile büyükleri de ailelerine gelin değil, bir evlat diye aldıkları, damat değil oğul diye sahiplendikleri insanları değil hor görmek, aileden biri olarak görür ve incitmekten haya ederler.
O yüzden bütün seslenişim ve önerilerim kitap okuyan gençlere ve iletişimin önemini anlayan her kesimedir: sizi üzen ve mutlu ilişkinizi kıskanan, sürekli size laf söyleyerek çileden çıkmanızı ve eşinizle aranızın bozulmasını isteyen, fakat eşinizin yakın akrabaları olduğu için ömür boyu muhatap olmak zorunda kalacağınız bu kişilerden mümkün kadar uzak olun, eşinize bunu en uygun dille- “sihirli cümlelerle” anlatın.
Bu ne demek, asla eşinizin o sizi inciten akrabaları hakkında kötü sözler söylemeyin, onların size iğneleyici davranışlarını sadece bir-iki kez ciddi sohbetle anlatın ve ikinizin arasının onlar yüzünden açılmaması için eşinizden sizi onlarla çok görüştürmemesi yönünde ikna edin. Biliyorsunuz, tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır diye deyim vardır.
Eminim en açıklayıcı ve hoşgörülü anlatımla aktaracağınız bu talebinizi dikkate alacaktır.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
KAYSERİ'DE NİSAN AYINDA 2 BİN 62 KONUT SATILDI…
KADİR DAYIOĞLU
CHP YOL AYRIMINDA
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM KALABALIĞI
Mustafa Mete ÖZPINAR
MEZHEPCİLİK ve BÖLÜCÜLÜK
Mustafa Göçer
KURBAN PAYLAŞMAK, FİDAN YAŞAMAK İÇİN
Ali Rıza Navruz
HASAN ALİ KASIR/ DELAL/
İhsan Görücü
BİLMEDİĞİNİ BİLMEYENLERİ GEÇECEKSİN
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR’DA BEKLENTİLER BAYRAM SONUNA ÖTELENDİ!
M. Kemal Atik
Tasavvuf Terminolojisinde VECD
Faruk Ergan
SUSMAK!