“Ülkemiz ağır çekim bir yıkım döneminden geçiyor.
Günde bir buçuk kadın öldürülüyor Türkiye'de…”
Sanırım tabiri epey yadırgadınız!
Maalesef resmi rakamlar ve son dönemdeki istatistikler bunu söylüyor.
Acı ama gerçek.
Peki bunu kim söylüyor?
Zafer partisi genel başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ:
Son dönemde Türkiye’nin ge(tiri)ldiği nokta ve kadının toplum hayatından tasfiyesi ile başlayan ve her gün bir yenisini içimiz burkularak şahitlik ettiğimiz Kadın cinayetlerinin hortladığı gerçeklere bir bakalım mı?
GELDİĞİMİZ DURUM!
Diyor ki Ümit Özdağ:
Anneler ve kadınlar en yakınları tarafından genellikle saldırıya uğrayıp yaralanıyorlar veya ölüyorlar.
Günde bir buçuk kadın öldürülüyor Türkiye'de.
Çoğu eşi tarafından veya nişanlısı, erkek arkadaşı, babası, erkek kardeşi tarafından.
Ve kadına yönelik şiddet o kadar olağan hâle gelmiş ki, bunların büyük bir bölümü manşet dahi olmuyor.
Daha dün gazetelerde üçüncü sayfada, kucağında çocuğu olan bir anneyi ayrılmak istediği eşi öldürmüş, sonra çocuğu almış kaçmış. Bir gün haber oldu ve bugün herkes unuttu.
O kadar sıradanlaştı. Tabii sorunlar sadece annelerin sorunları değil.
Nasıl erkeklerin sorunları sadece babaların sorunları değilse, bu Türkiye'de yaşayan bütün kadınların sorunları.
Yani İstiklal Caddesi'nde tek başına yürümekten korkan bir genç kız var ise ki var, İstiklal Caddesi'nde bırakın genç bir kadının korkmasını, genç bir erkek bile yürürken korkmak durumunda oluyor.
Bugün bunların nedeni devletin içerisinde olduğu ulusal zaaflardır.
Sınırlarda güvenlik olmaması, sokakta güvenlik olmaması, sınırlarımızın yolgeçen hanına dönmüş olmasıdır.
Sınırlarımız yolgeçen hanına dönünce, uyuşturucu örgütleri, organize suç örgütleri Türkiye'yi bir oyun alanı hâline getirince, milyonlarca kaçak ve kimliği belirsiz yabancı bu ülkeye girince şehirler de sınırlar gibi güvensiz hâle gelmekte ve bütün Türk milleti, bu devletin zayıfladığını, güvenliğin tesis edilemediği ortamda ağır bir kriz sürecini bireysel anlamda bile yaşamak zorunda kalmaktadır.
TÜRK MİLLETİNE TÜRK DEVLETİNİ GERİ VERECEĞİZ.
Biz Zafer Partisi olarak kadınların güvenliğini sağlamak için şu hukuki düzenlemeleri yapacağız demeden önce kadın ve erkek bütün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına bir söz veriyoruz:
Türk milletine Türk devletini geri vereceğiz.
Sınırlarda devlet tekrar hâkim olacak ve sınırlarımızdan ne terörist grupları ne mafya grupları Türkiye Cumhuriyeti Devleti istemeden bir sivrisinek bile giremeyecek.
Hapishanelerde istedikleri için aydınlar değil, organize suç örgütü baronları, terörist örgüt liderleri olacak.
Terörist örgüt elebaşları devlet yetkilileriyle aynı masada, komisyon yöneticisi olamayacak.
Eğer devlet tekrar sınırda, sokakta, meydanlarda polisiyle, jandarmasıyla hâkim olur; bugün vatandaş için, esnaf için, iş dünyası için tehdit hâline gelmiş mafya çeteleri, terör örgütü yapıları devletin gücü karşısında kaçar vaziyete gelirlerse, o zaman sokaklar tekrar, caddeler tekrar, meydanlar tekrar kadın ve erkek bütün yurttaşlarımız için güvenli hâle gelecek.
Ancak bütün bunların Türk kadınlarının karşı karşıya olduğu birçok sorunu da çözmeye yetmeyeceğini gayet iyi bir şekilde biliyoruz. Eğitimde eşitsizlik sorununu çözmeye yetmeyecek. İşte eşitsizlik sorununu çözmeye yetmeyecek ve kadına karşı şiddetin azalmasını da otomatik olarak sağlamayacak. Bunun aynı zamanda bir eğitim meselesi, bir kültür meselesi olduğunu biliyoruz.
Onun için nasıl ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek için adalet ve eğitim reformu yapmamız gerekiyorsa, kadının toplum içerisinde hak ettiği noktada olmasını sağlamak için de eğitimin ve adaletin gereken önlemleri alması ve eğitimi gerçekleştirmesi gerekiyor.
Öfkeli kocaları eşlerini öldürmekten vazgeçirmek sadece cezaları artırma tehdidiyle olmuyor.
CEZALARI ARTIRMALI, EĞİTİMİ
YENİDEN YAPILANDIRMALIYIZ!
Peki bu kan, gözyaşı ve dram nasıl duracak?
Bu konuda Zafer Partisinin parti çalışmalarını ve özellikle de önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşacakları Zafer Partisi Kadın, Aile ve Çocuk Başkanlığı'nın hazırlamış olduğu kadın raporunu duyuruyor Özdağ.
Türkiye gerçeklerine Özdağ’ın tespitleri ile devam ediyor.
“Evet, cezaları artırmalıyız ama eğitimi de yeniden yapılandırmalıyız.
Eğitim derken bu eğitimi sadece okullardaki ders eğitimi olarak bahsetmiyorum.
Onun kadar ve ondan daha önemli olan, sosyal medyada, sinemalarda, dizi filmlerde toplumun bilinç düzeyinin ve eğitim düzeyinin yeniden yapılandırılması çerçevesindeki eğitimdir. İnanın, bu eğitim diğerinden daha etkili ve daha sonuç alıcıdır.
Bunun planlamasının gayet net bir şekilde yapılması gerekiyor.
Biz farkındayız ve bunu gerçekleştireceğiz.
Ama şunu da biliyoruz: İnsanların işlerinin karşılığını aldıkları ve aile içi ekonomi nedenli çatışmaların, ailenin parçalanmasını ve eşlerin kavga etmesini gerektiren ortamı oluşturduğu bir dönemde aile içi şiddet artıyor.
Ama ekonominin düzelmiş olduğu, insanların ücretlerini tatmin edici şekilde aldıkları bir ülkede aile içi kavgaların da azalması, çatışmaların da azalması doğal bir sonuç olacaktır.
Yani ekonomideki düzelme ve yükseliş, eğitimdeki düzelme ve yükseliş, kültür hayatının yeniden yapılandırılması ve hukuki düzenlemelerin de daha güzel hâle getirilmesi, kadının güvenliğini sağlayıcı önemli bir faktör olacaktır.
'ÜÇ ÇOCUK OLMAZSA OLMAZ.'
Ülkemizin karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan bir tanesi de şüphesiz doğum oranlarının çok düşmüş olmasıdır. 1,4'e kadar düştü.
Eğer böyle devam ederse hesaplamalara göre 100 sene sonra Anadolu'da ne kadar insan yaşayacak biliyor musunuz?
Tahmin edin, 5 milyon.
Şaka gibi değil mi?
Ama Erdoğan’la tek hemfikir olduğumuz nokta.
Evet, güzel. Bu nasıl olacak?
Kadın hem çalışacak hem annelik yapacak.
Türkiye'de sorun, Erdoğan’ın söylediği gibi üç çocuk değil arkadaşlar.
Sorun, birinci çocuk doğduktan sonra ikinci çocuğun doğmaması.
Kimse ikinci çocuk yapmıyor.
Üçten itibaren artma başlıyor. Ama tek çocukta kalınıyor genelde ya da hiç çocuk olmuyor.
Peki, bu konuda ne yapılabilir?
Bu iktidarın 'Üç çocuk olmazsa olmaz.' söylemiyle hiç kimseyi harekete geçirmesi mümkün değil.
Bunda çok somut önlemlerin alınması gerekiyor.
En son hukuki düzenlemeden sonra annelik izni ne kadar oldu arkadaşlar?
Altı ay.
Çok uzun değil mi?
Altı koca ay.
Arkadaşlar, biz bunu bir seneye çıkaracağız.
Ama anne isterse, eğer ikinci yıl maaşında yüzde yirmi düşüş olması kaydıyla iki sene olacak.
Yani bir anne çocuğu doğduktan sonra iki sene çocuğuna bakacak ve maaşını Türkiye Cumhuriyeti Devleti ödeyecek.
Bu ancak bu şekilde önemli teşviklerle geliştirilebilecek ve çözülebilecek bir sorun. Yoksa bu sorun toplumumuzu, hepimizi bir tükenmeye, bir millî yok oluşa doğru sürükleyecek.
KADINLAR KENDİLERİNİ
GÜVENDE HİSSEDECEK!
Bunlar çok zor şeyler değil.
Ortaya koyduğumuz politik çözüm de çok büyük, yeni keşifler değil.
Sadece öncelik meselesi. Eğer önceliğiniz bugünkü iktidar gibi olursa durum da bugün ortaya çıkan durum gibi olur.
Hayır, önceliğiniz kadının eşit birey olarak toplumda, üretimde ve eğitimde olması olur ise o zaman Zafer Partisi gibi önerilerimiz ve politikalarımız da o doğrultuda olur ve biz de bunları bütün Türk toplumuyla paylaşacağız. Zafer Partisi'nin yönettiği Türkiye'de kadınlar kendi illerinde, kendi ülkelerinde, kendi mahallelerinde, kendi sokaklarında günün 24 saatinde kendilerinin ve çocuklarının güven içinde yürüyebileceklerini bilecekler.
Zafer Partisi'nin yönettiği Türkiye'de kadınlar ne kendilerinin ne çocuklarının organize suç örgütleri, çeteler, kabadayılar tarafından rahatsız edilmeyeceğini, çocuklarının sokak ortasında çeteler tarafından katledilmeyeceğini bilecekler. Kimsenin çocuk çeteleri gruplarıyla diğer çocukları taciz edemeyeceğini, öldüremeyeceğini bilecekler. Bu ülke bütün yurttaşlar için ve tabii bu ülkenin kadın yurttaşları için güvenli bir ülke hâline gelecek.
Sınırlarında güven, şehirlerinde güven ve sokaklarında devlet ve güven hâkim olacak.
Bunu yapmak zor değil.
Bunun için gereken, Atatürk çizgisinde bir Türk milliyetçiliği anlayışının Türkiye'ye yönetmesidir.
Biz ne yapacağımızı yabancı teorisyenlerden, siyasetçilerden öğrenen bir parti değiliz. Biz ne yapacağımızı 4 bin senelik devlet ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten öğrendik.”
Türkiye’de kadın gerçeği bu ve çözümü de belli…
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
TÜRKİYE’DE ACI KADIN GERÇEĞİ!
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
TERÖRSÜZ TÜRKİYE - YA DA SİLAHSIZ İSTİLA
M. Kemal Atik
İRADESİNİ KAYBEDEN İNSAN, KENDİSİNİ KAYBEDER
Ali Rıza Navruz
UCU AÇIK DELLENME
Mehmet Arpa
İNSANLAR NEDEN KAYBEDER?
Mustafa Mete ÖZPINAR
İNSAN BEYNİNİ DEĞERLENDİRME
KADİR DAYIOĞLU
BAĞCILIK ÜZERİNE (1)
Nilgun Batıyeli
TEK VE EŞSİZ 30 AĞUSTOS
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR, HERKESİ TERS KÖŞEYE YATIRDI!
AHMET KARAASLAN
HASRETİM















