Öncelikle şunu söyleyelim Alkol ve Sigara sağlığa zararlıdır.
Peygamber efendimiz Hz. Muhammed, alkolü (sarhoşluk veren her türlü içkiyi) kesin bir dille yasaklamış ve "kötülüklerin anası" olarak tanımlamış ve içkinin haram olduğunu bildirmiş, miktarı ne olursa olsun sarhoşluk veren maddelerden uzak durulmasını emretmiştir.
Nitekim "Sarhoşluk veren her şey haramdır." (Buhârî, Eşribe 4) ve "Çoğu sarhoş eden şeyin, azı da haramdır." (Ebû Dâvûd, Eşribe 5)
Sonra devam edelim.
Yeşilay Türkiye Alkol Araştırma Raporu’nu yayımladı.
Buna göre maalesef ilk alkol deneyimi 18 yaşından önce yaşanıyor.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti, bağımlılıklarla mücadele alanında yürüttüğü bilimsel çalışmalara bir yenisini daha ekledi.
Bağımlılıkların Ekonomiye Maliyeti Raporu, Türkiye Kumar Raporu ve Türkiye Tütün Raporu'nun ardından hazırlanan Türkiye Alkol Araştırma Raporu'nu 24 Haziran’da düzenlediği programda kamuoyuyla paylaştı.
Rapor, alkol kullanımının bireysel, toplumsal ve ekonomik etkilerini ortaya koyarken, gençlerin korunmasına yönelik politika önerilerine de dikkat çekiyor.
HER 5 KİŞİDEN 1’İ
ALKOL KULLANDI
Araştırmaya göre Türkiye'de 15 yaş ve üzerindeki nüfusun yüzde 20,8'i hayatında en az bir kez alkol kullandığını belirtirken, yüzde 79,2'si hiç alkol kullanmadığını ifade etti.
Son 12 ay içerisinde alkol kullandığını belirtenlerin oranı yüzde 11,4, son 30 gün içerisinde kullandığını belirtenlerin oranı ise yüzde 7,1 olarak tespit edildi.
Dünya genelinde yaklaşık 400 milyon kişinin alkol kullanım bozukluğu bulunduğu belirtilirken, Türkiye'de alkol kullanım bozukluğu yaygınlığı yüzde 4,8 olarak ölçüldü.
ALKOLE BAŞLAMA
YAŞI ORTALAMA 19,4
Devam ediyoruz acı gerçeklere.
Rapora göre alkol kullanmaya başlama yaşı ortalama 19,4 olarak belirlendi.
Alkol kullandığını belirten katılımcıların yarısının ilk alkol deneyimini 18 yaşında veya daha önce yaşadığı görüldü. Erkeklerin alkol kullanmaya başlama yaşının kadınlara göre daha düşük olduğu tespit edildi.
Araştırmada alkol kullanımına başlamada arkadaş çevresinin etkisi yüzde 48,8 ile ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 45,4 ile eğlence amacı ve yüzde 43,6 ile merak duygusu izledi.
DÜNYADA YILDA 2,5 MİLYON
ÖLÜME NEDEN OLUYOR
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre alkol kullanımı, bireysel ve toplumsal sonuçları nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Alkol; karaciğer hastalıkları, kanser, kalp ve damar hastalıkları, beyin işlevlerinde bozulma ve psikolojik sorunlar başta olmak üzere 200'den fazla hastalık ve sağlık sorunuyla ilişkilendiriliyor. Dünyada her yıl 2,5 milyondan fazla ölümün alkolle ilişkili nedenlerden kaynaklandığı belirtiliyor.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, sözlerine bağımlılıkların günümüzün en büyük toplumsal risklerinden biri olduğunu belirterek başladı.
Alkolün sosyalleşmenin vazgeçilmez bir parçası, eğlenmenin bir gerekliliği gibi sunulduğuna dikkat çeken Dinç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bağımlılık endüstrileri ürünlerini çoğu zaman cazip, normal ve hatta gerekli göstererek yaygınlaştırmaya çalışıyor.
Oysa biz hiçbir insanımızın zarar görmesini, sağlığını, geleceğini ve sevdiklerini kaybetmesini istemiyoruz. Araştırmalarımız, alkolün bireysel ve toplumsal sorunları çözmekten çok derinleştirdiğini ortaya koyuyor. Buna rağmen özellikle gençler üzerinde farklı bir algı oluşturulmaya çalışılması bizleri endişelendiriyor. Dünya Sağlık Örgütü, alkol kullanımında güvenli bir alt sınır bulunmadığını ifade ediyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon 600 bin insan alkol nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu ölümler savaşlar, afetler ya da salgın hastalıklar nedeniyle değil; önlenebilir bir risk faktörü olan alkol nedeniyle gerçekleşiyor.”
81 İLDE YEŞİLAY DANIŞMANLIK
MERKEZLERİMİZLE YANINIZDAYIZ
Alkolün yalnızca bireysel değil, toplumsal bir mesele olduğuna dikkat çeken Dinç, “Alkol yalnızca bir sağlık meselesi değildir.
Trafik kazaları, şiddet olayları, suç davranışları ve aile içi sorunlarla da yakından ilişkilidir. Bu nedenle toplum olarak daha dikkatli ve daha koruyucu bir yaklaşım benimsememiz gerekiyor. Nitekim araştırmamızda toplumun büyük çoğunluğunun alkolle ilgili koruyucu düzenlemeleri desteklediğini görüyoruz.
Öte yandan alkol kullanım sorunu yaşayan insanlarımızı etiketlemeden, dışlamadan ve suçlamadan yaklaşmamız büyük önem taşıyor.
Geçtiğimiz yıl alkol nedeniyle 1.500'ün üzerinde başvuru aldık. Sonuçlar bize gösteriyor ki bağımlılıkta tedavi mümkündür, rehabilitasyon mümkündür ve umut her zaman vardır. Yeşilay olarak bu süreçte insanımızın yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.
ERKEN YAŞTA BAŞLANIRSA
BAĞIMLILIK RİSKİ ARTIYOR
Alkol kullanımına başlama yaşının geciktirilmesinin bağımlılıkla mücadelede kritik öneme sahip olduğunu belirten Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rabia Bilici, Türkiye'nin alkol kullanımına başlama yaşı açısından birçok ülkeye kıyasla daha koruyucu bir konumda bulunduğunu ifade etti.
Bilici, “Araştırmamızda Türkiye’de alkol kullanımına başlama yaşının ortalama 19,4 olduğunu görüyoruz. Alkol kullanımına ne kadar erken yaşta başlanırsa bağımlılık geliştirme riski de o kadar artıyor. Bu nedenle önleme çalışmalarıyla birlikte gençlerde farkındalık oluşturmak büyük önem taşıyor.” dedi.
Beynin karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgelerinin gelişiminin genç yetişkinlik dönemine kadar devam ettiğine dikkat çeken Bilici, yaş sınırlamalarının önemli bir koruyucu işlev gördüğünü vurguladı.
ALKOL BİLİNÇLİ
BİR ÇILGINLIKTIR
“Alkol bilinçli bir çılgınlıktır” diyen Prof. Dr. Ayşe Nurdan Tözün, “Karaciğer vücudumuzun laboratuvarıdır.
Alkol kullanımı karaciğer yağlanmasından siroza kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.
Bu nedenle sağlığımıza zarar verecek hiçbir maddeyi ne bedenimize ne de zihnimize taşımamalıyız. Alkolün zararları konusunda farkındalığın artırılması büyük önem taşımaktadır.” şeklinde konuştu.
ALKOL KANSERİN
BAŞLICA FAKTÖRÜ
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren ise toplumda alkolün sağlık üzerindeki zararları ve trafik kazalarıyla ilişkisi konusunda belirli bir farkındalık bulunduğunu, ancak alkolün kanserle olan ilişkisinin yeterince bilinmediğini ifade etti.
Eren, alkolün kanserin başlıca risk faktörlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, “Birçok kişi düşük veya ara sıra alkol kullanımının herhangi bir zarara yol açmadığını düşünüyor. Oysa bilimsel veriler, alkolün güvenli bir kullanım düzeyi olmadığını ve kanser riskini artırabildiğini gösteriyor. Bu sebeple biz bir kadehten bir şey olmaz diyenlerin aksine bir kadehten bir şey olur diyoruz” ifadelerini kullandı.
TOPLUMA ÇAĞRI
Alkol ile birlikte bir de uyuşturucu belası var tabi ki de.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü kapsamında açıklamalarda bulundu.
Uyuşturucu sorununun küresel ölçekte tarihin en yüksek seviyelerine ulaştığını vurgulayan Dinç, önleme çalışmalarının toplumların geleceğine yapılan en değerli yatırım olduğunu söyledi.
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) 2025 yılında yayımladığı Dünya Uyuşturucu Raporu, küresel tablonun giderek ağırlaştığını ortaya koyuyor.
Rapora göre, 2023 yılı itibarıyla dünya genelinde 316 milyon kişi uyuşturucu kullanırken, bu sayı 15-64 yaş grubundaki nüfusun yaklaşık yüzde 6’sına karşılık geliyor.
Son on yılda uyuşturucu kullanımı yüzde 28 artış gösterirken, uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan yaklaşık 64 milyon kişinin yalnızca yüzde 8,1’i tedavi hizmetlerine erişebiliyor.
Ülkemizde 15 yaş üstü bireylerde uyuşturucu kullanım oranı yüzde 0,9 düzeyinde seyrediyorken, bu oran Batı Avrupa’da yüzde 7-9 bandına ulaşıyor. Bu tablo, uzun yıllardır sürdürülen koruyucu önleme çalışmalarının ve toplumsal farkındalığın önemli bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Buna rağmen Türkiye’de uyuşturucu maddeye bağlı ölümler 2024 yılında bir önceki yıla göre %42 artarak 427’ye yükseldi. (Emniyet Genel Müdürlüğü-Türkiye Uyuşturucu Raporu) Bu ölümlerin büyük çoğunluğunda sentetik ve çoklu madde kullanımı ön plana çıkıyor. Veriler, Türkiye'nin uyuşturucuyla mücadelede önemli bir noktada olduğunu gösterirken, önleyici çalışmaların kesintisiz sürdürülmesinin hayati önem taşıdığını ortaya koyuyor.
AGRESİF YÖNTEMLERLE
GENÇLERİ HEDEFTELER
Bağımlılıkların her geçen gün daha agresif yöntemlerle özellikle gençleri hedef aldığına dikkat çeken Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç şunları söyledi: “Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, uyuşturucu sorununun bireysel bir mesele olmanın çok ötesine geçtiğini; aileleri, eğitim sistemini, çalışma hayatını ve toplum güvenliğini derinden etkileyen çok boyutlu bir tehdit haline geldiğini gösteriyor.
Uyuşturucu ile mücadele yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil; ailelerin, eğitim kurumlarının, sivil toplumun ve tüm toplumun ortak sorumluluğu. Bu noktada medyaya da kritik bir sorumluluk düşüyor. Uyuşturucu haberlerinde merak uyandıran, özendirici ya da kullanım yöntemlerini tarif eden bir dilden özellikle kaçınılmalı; bağımlılık bir suç ya da zayıflık olarak değil, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorunu olarak ele alınmalıdır.”
Uyuşturucuyla mücadelede en etkili yöntemin önleme olduğunu vurgulayan Dinç şöyle devam etti: "Küresel tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor. Uyuşturucu kullanım bozukluğu yaşayan kişilerin yalnızca yüzde 8'i tedavi hizmetlerine ulaşabiliyor. Bu nedenle önleme çalışmaları her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Bir gencimizin uyuşturucuya hiç başlamamasını sağlamak, başladıktan sonra tedavi etmeye çalışmaktan hem insani hem de ekonomik açıdan çok daha kıymetlidir. Türkiye'nin bugün sahip olduğu avantajı koruyabilmesi için bilimsel temelli önleme programlarına, aile eğitimlerine ve gençleri güçlendiren çalışmalara kararlılıkla devam etmeliyiz. Her çocuğumuzun ve her gencimizin bağımlılıklardan uzak, sağlıklı ve umut dolu bir geleceğe hakkı var. Bu sorumluluk hepimize aittir."
HER BAĞIMLILIĞIN HİKÂYESİ,
HER HİKÂYENİN UMUDU VAR!
Dinç açıklamasını umut vurgusunu öne çıkararak şöyle tamamladı:
“Bağımlılık bir kader değildir. Doğru destekle, doğru zamanda ve bilimsel yöntemlerle insanlar hayatlarını yeniden inşa edebilir. Her bağımlılığın bir hikâyesi vardır, her hikâyenin de umudu. YEDAM çatısı altında bağımlılıklarla mücadele eden bireylere ve ailelerine ücretsiz, gizlilik ilkesiyle psikolojik ve sosyal destek sunuyor, iyileşme yolculuklarında yanlarında oluyoruz. Dünya küresel bir krizle boğuşurken Türkiye’nin bu tablonun dışında kalması mümkün ancak bunun için kararlı, sürekli ve toplumun tüm kesimlerinin katkı sunduğu bir mücadele sürdürmemiz gerekiyor.”
Araştırma sonuçları, toplumun alkolle mücadelede koruyucu politikalara yüksek düzeyde destek verdiğini ortaya koydu. Katılımcılar; öğrenci yurtları, spor kulüpleri ve kafelerde alkol satışının yasaklanması, reklam ve promosyon faaliyetlerinin sınırlandırılması, benzin istasyonlarında satış yapılmaması ve satış saatlerine yönelik düzenlemeler gibi uygulamalara önemli ölçüde destek verdi.
KAYSERİ’DE ETKİN MÜCEADELE…
İlimizde geçtiğimiz günlerde bildiğiniz gibi Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonlarından birisi gerçekleştirildi.
Bir de Rehabilitasyon merkezi açılmıştı ilimizde.
Bu konuda başta Vali Gökmen Çiçek ve İl Emniyet Müdürü Atanur Aydın’ın ortaya koyduğu mücadele takdire şayan.
Bu bağlamda hem alkol, hem de uyuşturucu ile mücadelede herkesi bu ortak sorumluluğun bir parçası olmaya davet ediyorum.
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR, BUGÜN 60 YAŞINDA…
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
GÜÇLÜ İLETİŞİM SAĞLIKLI İLİŞKİ DEMEKTİR.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
TÜRKİYE ALKOL VE UYUŞTURU KULLANIMDA HANGİ NOKTADA?
Mustafa Mete ÖZPINAR
GÜÇLÜ TOPLUM OLABİLMEK
Ali Rıza Navruz
SABÂ RÜZGÂRI
Mustafa Göçer
DOĞA KÖRLÜĞÜNDEN KURTULMALIYIZ:
Mustafa Acar
DURAK
M. Kemal Atik
Ne Kadar Dünyalıyız ve Ne Kadar Ukbalı?
KADİR DAYIOĞLU
GÜZEL BİR BAĞLANTI YOLU
Bekir Oğuz Başaran
KÜNYEM















