Ucuz insanı bilir misiniz?
Rüzgara karşı her zaman sırtı dönüktür.
Kendi aklıyla yürüyebileceği bir yol yoktur.
Acizlik fıtratında vardır.
Zora gelmez çabuk eğilir.
Üretmeyi değil tüketmeyi sever.
Hayalleri olmadığı için en çok da kendini tüketir.
Toplum bilinci yoktur mesela.
Bencildir !!!
S/ağırdır !!!
Ona dokunmayan yılan bin yaşar.
Düşünmek gibi bir mecburiyeti yoktur,
Onun yerine düşünen ve karar veren birileri
her zaman vardır...
ÜNSAL AKTAŞ
**
KENDİSİNE BİR
ÜLKÜ EDİNEN AZ…
İlk okuyuşta biraz ağır gelse de şöyle der Dostoyevski;
“Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor.
Kendisine bir ülkü edinen çok az.
Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor:
"Yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın sen?"
Öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar.
İnsanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı.
Herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor.
Herkes kendini düşünüyor.
Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor...”
DOSTOYEVSKİ (BUDALA KİTABINDAN)
**
AKLIM…
Aklım Sükûtu sever benim.
Çünkü çok ağır ödeştik biz hayatla...
NAZIM HİKMET RAN
**
ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜN KOKUSU…
Adam namussuzdur.
Elindeki her olanağı kullanarak devleti soyar, kendisini ve yakınlarını zengin eder.
Sonra da gözünüzün içine baka baka konuşur:
- Manevi değerlere bağlıyız ...
Adam ahlaksızdır.
Her gün ayak üstünde bin yalan söyler.
Dün övdüklerine bugün söver, dün ana avrat sövgüler yağdırdığı insanlara, salya sümük övgüler dizer...
Sonra başlar aynı sözü gevelemeye:
- Manevi değerlere bağlıyız ...
"Neyine bağlısın ki?..." diye soramazsınız.
Çünkü bu işlerin ölçüsü tartısı kalmamıştır.
"Ar damarı" denen namus ve ahlak sigortası var ya, o çatlamıştır.
Ne söylesen boş!
Farkında mısınız bu gidiş, toplumun bütün değer yargılarını çürütmüştür. Hırsız olduğunu, namussuz olduğunu, su katılmamış rezil olduğunu bildiğimiz nice cambaz, ip üzerinde yeni hünerlerini gösteriyor, bizler de hep birlikte, ara sıra da "Yaşa. Varol" diye bağırarak çağırarak izliyoruz olup bitenleri.
Toplum bütün kurumlarıyla çökmüş, çökertilmiştir.
Günlük yaşamımızdan politika sahnelerine kadar elimizin değdiği, gözümüzün iliştiği her yerde yeni çürümüşlükler, yeni yozlaşmalar art arda birbirini izlemektedir.
Enflasyonlu-devalüasyonlu bu düzen, bankalarla bankerlerin boğuştuğu, bir kilo soğanın yüz liraya çıktığı.
Ekmeğin pasta fiyatına satıldığı bu düzen, insanı insan yapan bütün erdemleri, bütün değerleri, iyi, güzel, doğru gibi bütün kavramları da beraberinde çekip götürüyor.
Burnunuzun ucuna gelen bu koku, bu yıkıntının.
Bu çürümüşlüğün kokusudur.
UĞUR MUMCU
**
KAYBEDECEK BİR
ŞEYİ OLMAYANLAR!
“Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık.
Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan, bütün insanları anlar... “
STEFAN ZWEİG
**
ASLINDA HER İNSAN...
Aslında her insan bir romandır
ve biraz kahramandır..
Gün gelir anlar ki,
harcadığı tek şey
hayalleri değil, zamandır...
CENGİZ AYTMATOV
**
BİR KAPI ÖNÜNDE
Ne güzel insanlar vardı eskiden.
Çocukluğumuzu kaplamışlardı.
Bize masal anlatırlardı
Cinlerden, perilerden.
Büyük anneler, büyük babalar vardı.
O zaman hepsi uzaktı ölümden.
Hem sevdirir hem korkuturlardı.
Acı hikâyeleri bile tatlı başlardı.
Demek bunun için gittiler hikâyelerden.
Ne güzel insanlar vardı eskiden.
Ne güzel şarkılar vardı eskiden.
Gençliğimizi donatırlardı.
Hep iyi şeyler hatırlatırlardı
Geçip gitmiş devirlerden.
Sevgi ve ümid yaratırlardı.
O zaman her şey uzaktı ölümden.
Yanık şarkılar bile neşeli başlardı.
İster istemez saadet taşardı
Gamsız günlerimizden.
Ne güzel zamanlar vardı eskiden.
Ne güzel şarkılar vardı eskiden.
Hayâl içinde yaşatırlardı.
Güldürür ağlatırlardı
Duymadan biz, düşünmeden.
Her an bir asır kadardı.
O zaman herkes uzaktı ölümden.
Candan sevdiklerimiz vardı.
Hepsi başka güzeldi, bizi tanımazlardı.
Bütün yollarımız geçerdi gül bahçelerinden.
Ne güzel zamanlar vardı eskiden.
ÖZDEMİR ASAF
**
SEVDİKLERİM…
Satın alınamayan şeyleri
severim ben.
Deniz gibi,
Gökyüzü gibi,
Ay ve güneş gibi,
Ve sevgi gibi...
SABAHATTİN ALİ
**
FARZ ET Kİ…
Farz et ki yazdıklarımı anlayabildin.
Ya anlayamadıkların?
Ya yazıp da sildiklerim?
Ya yazamadıklarım?
MEVLÂNA
**
SARMAŞIK GİBİ...
Sarmaşık gibi yaşamak istiyorum.
Sarmaş dolaş. Huzur içinde...
Hani karınca kararınca derler ya, öyle değil işte, uzunca boylu boyunca sarılarak doğaya..."
Mutlu günler dilerim...
KADİR DAYIOĞLU
BÜYÜKLERE MASALLAR...
Mustafa Cengiz
TARAFTAR TRANSFERİ BEKLİYOR!
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
AÇLIK SINIRI NEDİR, NASIL HESAPLANIR, NEYE YARAR?
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM KALABALIĞI -2
Mustafa Mete ÖZPINAR
GÜNÜMÜZDE ÜNİVERSİTELER
Ali Rıza Navruz
SADETTİN KAPLAN (Ö:11.06.2016)
Mustafa Göçer
İLERLEYELİM ARKADAŞLAR.
Mustafa Acar
TOROS'UM
Ömer Faruk Kotay
İDDİANIZ OLSUN!
Mustafa Temizer
MİLLETTEN MİLLETE UYARI!















