Malum, Türkiye’de son dönemde S/açılım süreci yaşanıyor.
Bu kaçıncı? diye sorabilirsiniz…
Malum Dış Güçler, durmak bilmiyor.
İçerideki işbirlikçiler eli ile Anayasa’nın ilk dört değişmez denilen maddelerinin değişmesine yönelik hamleler ile birlikte S/açılım süreci de tam gaz sürüyor.
Gelinen nokta son perde.
Buna karşılık yeni bir oluşum var ülkemizde.
Yeni çözüm sürecine karşı çıkan siyasetçi, emekli asker, şehit yakınları ve gaziler Ankara'da "Kızılcagün Platformu"nu kurdu.
KIZILCAGÜN, NEDİR?
"Atatürk’ün Ankara’ya geldiği 27 Aralık günü de ‘Kızılcagün’ olarak anılır.
Kızılcagün, devletin zor dönemlerinde verilen varoluş mücadelesini temsil eder. Hiçbir siyasi partinin etkisinde değiliz ve Türk Devletinin bekası için yola çıktık"
Bölücü açılım sürecine karşı 27 Aralık’ta Anıtkabir’de yapılan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran buluşmanın ardından, çağrıyı yapan 10 isim Kızılcagün Platformu’nun kuruluşunu ilan etti.
MÜZAKERE DEĞİL,
MÜCADELE YAPILIR
İşte size 10 numara bir mesaj.
“Terörle müzakere değil, mücadele yapılır"
27 Aralık’ta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda ilan edilen metnin; Cumhuriyet’in kurucu ilkelerine, laikliğe ve milli egemenliğe sahip çıkma iradesinin ifadesi olduğunu vurguladı. Yeni çözüm sürecinde "Teröristle müzakere değil, mücadele yapılır" mottosuyla bir araya gelen siyasetçi, emekli asker, şehit yakınları ve gaziler, yeni bir platform kurdu.
Ankara'da yeni açılım sürecine karşı ortak duruş sergileyen isimler, "Kızılcagün Platformu" ismi altında buluştu.
Bölücü açılım sürecine karşı bir araya gelen Kızılcagün Platformu, sosyal medya hesaplarından yayımladığı açıklama ile bir kuruluş bildirgesi yayımladı. Kızılcagün Platformu, etnik ve mezhepsel ayrışmalara dayalı tüm girişimlere karşı, “Cumhuriyet ilkelerinde birleşme” çağrısıyla yola çıktığını açıklandı.
“Türk-Kürt-Arap” nitelemelerinin “etnik temelde bölünme” olduğu ifade edilen açıklamada “Kızılcagün müjdesini sevgili vatanımızın her köşesine, Edirne’den Ardahan’a, Samsun’dan İzmir’e, İstanbul’dan Mersin’e kadar bütün il ve ilçelere, köylere, mezralara, mahallelere, üniversitelere, liselere kadar yayacağımıza ant içiyoruz” denildi.
KURUCULARI KİMLER?
Hepsi de tanıdık isimler.
Hepsi de terörden epey çekmiş isimler.
Hepsi de milli birlik ve beraberlik için gelinen sürecin sakıncalarını çok iyi biliyor.
Her platformda da ahlatmaya, bu hatadan dönülmesi için de kamuoyu desteği arıyorlar.
Peki ne istiyorlar?
Yeni çözüm sürecine karşı çıkan siyasetçi, emekli asker, şehit yakınları ve gaziler Ankara'da "Kızılcagün Platformu"nu kurdu.
Yeni sürece karşı Kızılcagün Platformunun kurucuları kimler mi?
Platformun kurucuları arasında Doğru Parti Genel Başkanı Rıfat Serdaroğlu, Özel Kuvvetler'den emekli Albay Orkun Özeller, Alican Türk, Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Akbaba, Erdem Atay, Çiğdem Bayraktar Ör, Eray Çelebi, Selim Erdoğan, Serkan Öz, İdris Tuğunmuş yer aldı.
HEDEFLERİ NE?
Kızılcagün Platformu ne için kuruldu…
Hedefleri ne?
Erdem Atay anlattı: ’27 Aralık dönem noktası oldu’
Erdem Atay, kurucuları arasında yer alan Kızılcagün Platformu’nun kuruluş sürecini ve hedeflerini anlattı.
27 Aralık Anıtkabir buluşmasını “tarihi bir kırılma noktası” olarak niteleyen Atay, platformun siyaset yapmak için değil; Türk milletine Cumhuriyet’in kurucu değerlerini, laikliği ve milli egemenliği anlatmak için kurulduğunu vurgulayarak “Türk milletinin iradesini il il, ilçe ilçe yükseltmek için yola çıktık” mesajını verdi.
‘SİYASET YAPMAK İÇİN KURULMADI’
Erdem Atay, “Artık Uyanın! CHP; AKP ve DEM’in Dalkavuğudur!” başlıklı Youtube yayınında konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.
Açılıma karşı 27 Aralık Anıtkabir buluşmasının tarihin dönüm noktalarından birisi olduğunu belirten Atay, “‘Hep beraber Anıtkabir’e Cumhuriyet değerlerini savunmak adına ordayız’ dedik.
Kızılcagün Platformu da siyaset yapmak için kurulmadı.
27 Aralık’ta Türk milletinin iradesini yükseltmek için karış karış, ilçe ilçe, il il, okul okul, tiyatro tiyatro gezerek Türk milletinin değerlerini, Cumhuriyet’in değerlerini anlatmak için kuruldu” diye konuştu.
‘TÜRK BAYRAKLI GÜNEŞİN DOĞUŞUNA
DEK MÜCADELE SÜRECEK’
Atay, açıklamasında “Ben bir Türk gazeteci ve bu ülkenin bir vatanseveri olarak, her şeyden önce vatan savunması için bu platformun içinde yer aldım” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tek tek anlatacağız. Günlerden Kızılcagün’dür.
Ülke işgal altındadır ve bu işgale karşı Türk milletini uyandırmak görevimizdir. Vatan savunmasında savaş veriyoruz çünkü biz Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk’ün yanında hoşaf yiyerek giden o askerleri hiçbir zaman unutmadık.
Ayakkabısı olmadan, postalları olmadan, yırtık elbiselerle vatanı savunan askerleri unutmadık.
Bizim de bir şeyimiz yok ama onlardan kötü değiliz, güçlüyüz.
O gücümüzü Türk milleti ile birleştireceğimiz anları bekliyoruz. Herkesi Kızılcagün Platformu’na davet ediyorum. Türk bayraklı güneşin doğuşuna dek mücadele sürecek!”
"BUGÜN KIZILCAGÜNDÜR!
Kuruluşumuzu Türk milletine ilan ediyoruz!
Kızılcagün Platformu'nun kurucusu olarak bizler, bölücü açılım sürecine karşı 27 Aralık'ta Anıtkabir'de ilan ettiğimiz ortak metni kuruluş bildirgesi olarak kabul ediyoruz: "Bugün Kızılcagündür!
Bugün burada, Mustafa Kemal Paşa'nın Ankara'ya gelişinin 106. Yıldönümü'nde, Türk İstiklâli'nin ve Türk istikbalinin büyük kahramanının huzurunda, Anıtkabir'de toplandık.
Kızılcagün ilan ediyoruz!
Siyasî parti, meslek kuruluşu, dernek farkı gözetmeksizin sağcısıyla solcusuyla, çeşitli illerden gelen vatansever yurttaşların katılımıyla, Seymenlerle, Ankara halkıyla, burada, Kızılcagün ilan etmek için toplandık.
Kızılcagün nedir?
Türk töresinde Devlet'in ve milletin buhran yaşadığı günlerde Seymen Alayı tertiplenir, ahâli birleşerek Kurtuluş'un ve yeniden Kuruluş'un ilkelerini belirler. Kızılcagün yeni bir gündür. O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Türk milleti zekidir, çalışkandır, büyük medeni vasfını ve medeni kabiliyetini Devlet'in ve milletin buhran yaşadığı her dönemde ispatlamıştır.
Ve çok sabırlıdır...
Son yirmi yıl boyunca hep sabrettik.
Cumhuriyet Devrimi'nin yarattığı bütün millî kurumlar yıkıldı, özelleştirme adı altında ülkenin bütün kamusal varlıkları düvel-i muazzama'nın şirketlerine peşkeş çekilerek siyasî iktidara yandaş bir zenginler sınıfı yaratıldı. Orta sınıf yok edildi. Halk servet eşitsizliğinin yarattığı yoksullukla baş başa bırakıldı, gelecekten beklentisi kalmadı.
Millî sanayi yıkıldı, tarımsal üretim çökertildi. Ülkenin yabancı şirketler tarafından işgal edilmesi için gerekli idarî ve iktisadi ortam bilinçli olarak hazırlandı. Hırsızlık, yolsuzluk, uyuşturucu ticareti ve kullanımı, fuhuş ve her türlü rezillik ortalığa saçıldı. En alt kesimde yer alan işsiz gençliğin mafyalaşması, suça itilmesi vahim bir sorun olarak ortaya çıktı.
Toplumun fertleri artık kaderde, kıvançta ve tasada ortak değil. Saray rejimi, çevresinde bir bütün hâlinde toplandığımız millî şuur ve ülküleri tahrip etti. Tarihimizden, içine doğduğumuz toplumun kültüründen gelen ortak değerleri kaybetmeye başladık.
Bütün bunlar bir yana ...
En önemlisi, İstiklâl Harbi'nin zirvesini oluşturan Devrim Kanunları inkâr ve imha edildi. Laiklik kaldırıldı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu görmezden gelindi. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranlara hakaret edildi. Yeniden bir Hanedan kurma, Hilafet'i geri getirme talepleri el altından bilinçli olarak yayıldı.
Hep sabrettik.
Siyasîlerden medet umduk, bekledik...
Atatürk'ü kendi inkârcılığına kalkan yapan, Atatürk maskesi takarak Atatürk'ün getirdiği en temel devrim ilkelerini görmezden gelen ya da tartışmaya açan siyasî partilerden boş yere dirençli bir tavır, bir söz bekledik. Sabrettik.
Ve nihayet Parti Devleti ve Cumhur İttifakı'ndan Türk Milleti'nin sabrını taşıran son bir hamle geldi. Türk milletinin savaşla, kan ve demirle kazandığı millî egemenliğini yok etmeye, milleti ümmete dönüştürmeye tam teşebbüs ettiler ve TBMM'ye bir komisyon kurdurarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucu İlkeleri'ni ülke içinde ve uluslararası alanda tartışmaya açtılar.
Bir Devlet, kendi milletinin egemenliğini tartışır mı, tartıştırır mı?
Bunu yaptılar.
Artık yeter!
Anayasal Türk-Kürt-Arap kurucu ortaklığını, ülkenin etnik temelde bölünmesini kesinlikle reddediyoruz.
Kürdü Türk'ten, Alevi'yi Sünni'den ayıran bütün girişimlere, özellikle İmralı'daki terörist başını Kürt yurttaşlarımızın temsilcisi, sözcüsü ve kurucu iradesi olarak pazarlayan anlayışa en kararlı tutumla karşı çıkıyoruz.
Bu Kızılcagün'de Cumhuriyet ilkelerinde, laiklik dâhil Mustafa Kemal'in Devrim Kanunları'nda birleşiyoruz.
Kızılcagün ilan ediyoruz!
Kızılcagün Platformu, bölücü açılım sürecine karşı 27 Aralık ruhuyla kurulmuş, Atatürk'ün devrimleri etrafında birleşen bir mücadele hareketidir.
"Ne mutlu Türküm diyene!"
MESAJLARDAN BAZILARI…
"Vatanımıza milletimize zeval gelmesin diye düştük yollara...
Kurucu önderimizde Atatürk'te birleşerek yola çıktık...
Yurtseverliği savunmak için geliyoruz.
Bu sürece dur deme konusunda kararlıyız.
Türkiye'de PKK sorunu hakkında bilgilendirmeler yapacağız.
NATO Kolordusu ülkemize konulmak istenen bir bombadır!
Cumhuriyet düşmanlarıyla hesaplaşmamız var.
Bugün göz yumduklarımız, yarın bize göz açtırmayacak olanlardır.
Bir devlet yıkılıp, yeni bir devlet kurulmadığı sürece, anayasanın kurucu maddesi değiştirilemez.
Gerekirse sonumuz Uğur Mumcu, Hablemitoğlu oluruz...
Pişman olacaksınız... Türk de Atatürkçü de Müslüman da benim...
Biz cumhuriyete ve demokrasiye aşık insanlarız...
Türkler her şeyi son dakika anladı...
Açılım dedikleri statü sorunuymuş...
Masadan altını pisletenler kalkmaz..."
Son söz mü?
Millet iradesini yok sayamazsınız...
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
HEMŞİRELERİMİZ HAK ETTİĞİ DEĞERİ BEKLİYOR
KADİR DAYIOĞLU
SIRADA TÜRKÜLER VAR
Ali Rıza Navruz
SİTEMNÂME.. /16-19/
Mustafa Mete ÖZPINAR
SADAKAT ve MUTLU AİLE NİĞMETTİR
Şaban Külhancıoğlu
MAHALLEMİZ 'BİR TANE'YDİ
Mustafa Cengiz
ÖZÜR DİLEYİNCE BU İŞ BİTİYOR MU?
Ahmet Sıvacı
ANNELER GÜNÜ ÖYLE Mİ?
Mustafa Göçer
DOĞA KÖRLÜĞÜNDEN UYANMALlYlZ
Faruk Ergan
KİMSE DUYMADAN
Bekir Oğuz Başaran
DEĞİŞMEM GAZELİ















