Değerli Okurlarım,
Paylaşmak insanı insana yaklaştırır
İslam medeniyetinin temelinde adalet, merhamet, ihsan ve paylaşma vardır.
Zekât, sadaka, infak ve yardımlaşma anlayışı, toplumda hiç kimsenin tamamen yalnız ve sahipsiz bırakılmamasını hedefler.
Çünkü insan, sahip olduklarını paylaştıkça yalnızca başkasının yükünü hafifletmez; kendi ruhundaki ağırlığı da azaltır.
Yoksulluğun insanı nasıl kuşattığını hepimiz biliyoruz.
İşsizlik, çaresizlik, imkansızlık ve geleceğe dair umutsuzluk, insanın omuzlarına ağır bir yük bindirir.
Yoksulluk bazen insanı yalnızlaştırır, bazen içine kapanmasına sebep olur, bazen de toplumdan uzaklaştırır.
Bu nedenle yardımlaşmayı yalnızca “bir şey vermek” olarak görmemeliyiz.
Yardım etmek, insana “Sen yalnız değilsin” diyebilmektir.
Bir ekmek vermek kadar, bir gönül almak da önemlidir.
Bir çocuğun eğitimine destek olmak kadar, onun geleceğine inanmak da önemlidir.
Bir ailenin sofrasına yiyecek götürmek kadar, onların onurunu korumak da önemlidir.
Yoksula şefkatle, insana umutla bakmak
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav) hayatında yoksula, yetime, muhtaca ve kimsesize gösterilen merhametin çok özel bir yeri vardır.
Onun örnek hayatında, insanın insana karşı sorumluluğu yalnızca maddi yardım ile sınırlı değildir; şefkat, merhamet, kardeşlik ve dayanışma da bunun ayrılmaz parçalarıdır.
Bu anlayış bize önemli bir hakikati hatırlatıyor:
İnsan, sahip olduklarıyla değil, paylaştıklarıyla da insandır.
Hırs, gurur, kibir ve bencillik insanı kendi içine kapatır.
Merhamet ise insanın gönlünü genişletir.
Bu yüzden insanlara zaafları ve noksanlıklarıyla birlikte bakmalıyız.
Kimseyi yalnızca yoksulluğuyla değerlendirmemeliyiz.
Kimseyi üzerindeki eski elbiseyle, ayağındaki ayakkabıyla, cebindeki parayla ölçmemeliyiz.
Çünkü insan, sahip olduğu eşyalardan çok daha büyük bir varlıktır.
İnsan birliğin parçası değil, bütündür
Cumhuriyet Meydanı’nda başlayıp Bürüngüz Camii’nin bodrum katında devam eden bu küçük gözlem, beni büyük bir düşünceye götürdü:
İnsan, toplumun basit bir parçası değildir. İnsan, toplumun bütünüdür.
Bir insanın acısı hepimizi ilgilendirir.
Bir çocuğun açlığı, bir annenin çaresizliği, bir yaşlının yalnızlığı yalnızca onların meselesi değildir.
Toplum dediğimiz şey zaten bu insanlardan oluşur.
Bir insanın yüzündeki umutsuzluk, toplumun vicdanında açılmış bir yaradır.
Bir insanın yüzündeki tebessüm ise hepimizin ortak sevincidir.
İşte bu nedenle iyiliği çoğaltmak zorundayız.
Çünkü ahlaki çöküntünün, bencilliğin ve duyarsızlığın yaygınlaştığı bir çağda insanı yeniden insana yaklaştıracak en güçlü köprülerden biri merhamettir.
Bazen bir paket erzak…
Bazen bir burs…
Bazen bir çift ayakkabı…
Bazen bir kap yemek…
Ama en önemlisi, bütün bunların yanında insana verilen değer ve umut…
Bürüngüz Camii’nin bodrum katından ayrılırken zihnimde tek bir düşünce vardı:
İnsan, başkasının yoksulluğuna sırtını dönerek zenginleşemez.
Toplum, güçsüzünü yalnız bırakarak güçlenemez.
Ve insan, yalnız kendisi için yaşayarak gerçek anlamda insan olamaz.
İnsan birliğin parçası değil, bütündür.
Birimizin yarası hepimizin yarasıdır.
Birimizin sevinci hepimizin sevincidir.
Belki de gerçek medeniyet, tam olarak burada başlar:
İnsanı, yalnızca insan olduğu için sevebilmekte… Devam Edecek
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
BU YENİ BİR SEVR TASARIMIDIR!
M. Kemal Atik
CUMHURİYET MEYDANI’NDA İNSAN DENEN MEÇHUL – 6
KADİR DAYIOĞLU
YENİ PARTİ’Nİ HALİ
Mustafa Mete ÖZPINAR
İNSANI İNSAN YAPAN ÖZELLİKLER ÇOK AZALDI
Ali İhsan Öztürk
DEMOKRASİLERDE SESSİZLİK DE BİR TERCİHTİR!
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR GALİBİYETLE BAŞLADI… DEVAMI GELSİN!
Mustafa Göçer
DOĞADA HUZUR VAR
Ali Rıza Navruz
ÖNEMİNE BİNAEN...
Nilgun Batıyeli
BİLMEDİĞİNİ BİLMEMEK
Süleyman Kocabaş
MUSTAFA REŞİT PAŞA’DAN MUSTAFA İSMET PAŞA’YA