Değerli Okurlarım,
Bir şehrin ruhunu yalnızca taşında, toprağında, binalarında ve meydanlarında aramak doğru mudur?
Bazen bir şehrin ruhu, insanların arasında sessizce dolaşan bir güvercinin kanat çırpışında; bir çocuğun avucundaki yemleri kuşlarla paylaşmasında; yaşlı bir insanın meydanın kenarında onları uzun uzun seyretmesinde gizlidir.
Güvercinler, yüzyıllardır barışın, sevginin, huzurun ve sadakatin sembolü olarak kabul edilir.
İnsanlarla kurdukları yakın ilişki, geçmişten günümüze uzanan güçlü bir kültürel mirasın da parçasıdır. Yaşadığımız coğrafyada güvercine verilen değer, Orta Asya'dan bu yana sürüp gelen bir yakınlığın izlerini taşır. Göktürk Yazıtları'nda güvercin anlamına gelen “kökürçkün” ve “köğürçün” gibi kelimelerin kullanılması, bu kuşun kültürümüzdeki eski yerini göstermektedir.
Osmanlı döneminde ise güvercinler ve diğer kuşlar yalnızca birer süs veya hobi unsuru olarak görülmemiştir. Saray bahçelerinde kuşlarla ilgilenen kuşbazlar bulunur, cami avlularındaki kuşların beslenmesi için vakıflar kurulurdu. Hatta bazı yapılarda kuşların barınabilmesi için özel mekânlar oluşturulmuştu.
Bugün hâlâ Osmanlı mimarisinin zarif örnekleri arasında kuş evlerini görmek mümkündür.
Cami duvarlarına, vakıf binalarına, köprülere ve kale duvarlarına yapılan bu küçük yapılar, aslında büyük bir medeniyet anlayışının sessiz belgeleridir.
Çünkü o medeniyette insan, kendisini tabiatın efendisi değil; tabiatla birlikte yaşayan bir varlık olarak görüyordu. Kuş evleri, sanatla merhametin buluştuğu yerlerdi.
Bir taş duvara işlenen küçücük bir kuş yuvası, insanoğlunun kendisinden başka canlıları da düşündüğünü gösteriyordu. Kuşlara yem vermek, onları korumak ve barındırmak sevap kabul ediliyordu.
Yaratılmış her canlıya karşı merhamet beslemek, insan olmanın bir gereği sayılıyordu.
Güvercinler, halk kültürümüzde ve türkülerimizde de kendilerine geniş bir yer bulmuştur.
Özellikle Rumeli türkülerinde güvercin; sevgiliye haber götüren bir kuş, gurbetten dönen bir umut, sadakatin ve sevdanın sembolü olarak karşımıza çıkar.
Belki de bu yüzden güvercin gördüğümüzde içimizde tarif edilmesi güç bir yakınlık hissederiz.
Cumhuriyet Meydanı'nda Güvercinler
Kayseri Cumhuriyet Meydanı'nda sabahın erken saatlerinde güvercinleri uzun uzun seyrediyorum.
Meydan henüz günün telaşına tam anlamıyla teslim olmamışken onları izlemek, insana başka türlü bir huzur veriyor.
Etrafıma bakınıyor, onları inceliyorum.
Kimi yerde yürüyor, kimi kanatlarını çırpıyor, kimi insanların ayakları arasında dolaşıyor.
İnsanlardan kaçmıyorlar. İnsanlar da onları ürkütmemeye çalışıyor.
Bir müddet sonra kendime şu soruları soruyorum: Bu güvercinleri buraya getiren nedir?
Onları insanlara yaklaştıran nedir?
İnsanlar güvercinlerden hoşlandıkları için mi onlar meydanlara geliyor, yoksa güvercinlerin varlığı insanlara huzur verdiği için mi insanlar onları burada yaşatıyor?
Belki de cevap her ikisinde de gizlidir.
Çünkü meydandaki manzaraya baktığınızda, insanla kuş arasında sessiz bir anlaşmanın varlığını hissediyorsunuz. Özellikle çocuklar...
Çocukların ellerindeki yemleri güvercinlerle paylaşmaları, onların kuşlara yaklaşırken duydukları heyecan ve sevinç görülmeye değer. Devam edecek
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
VANDALLAR TAHRİP ETTİ, CEBİMİZDEN 8 AYDA 1 MİLYON 250 BİN TL ÖDEDİK!...
M. Kemal Atik
GÜVERCİNLER, BİR ŞEHRİN MANEVİ SİMGESİDİR-1
Mehmet Arpa
İnsan Kendini Anlatmaz; Kullandığı Cümlelerle Ele Verir
Mustafa Mete ÖZPINAR
HAYALSİZ GERÇEK OLMUYOR
Ali İhsan Öztürk
İHSAN DÜŞÜNMEDEN EDEMİYOR
KADİR DAYIOĞLU
DEĞER MİYDİ YANİ?
Mustafa Cengiz
YEŞİL-BEYAZ 6 PUAN DAHA YAZ!
Ali Rıza Navruz
ŞİMDİ DUR...
İhsan Görücü
KENDİNİ ARlNDlRMAYAN BAŞKASlNI ARINDlRAMAZ
Mustafa Göçer
ÇALIŞKAN OLMALIYIZ VE HEP BİRLİKTE ÖDEMELİYİZ