Kazakistan edebiyat araştırmalarının önemli çınarlardan biri olan, halkının geleceği ve manevi değerleri için kendisini ateşe atmaktan çekinmeyen, 1950’li yıllarda Kazak Türkçesinin resmi statüsünün yükseltilmesi için bayrak açan, bu yüzden Sovyet makamlarının takibine uğrayıp türlü baskılara maruz kalan, Türk dünyasının önemli şahsiyetlerinden biri olan Prof.Dr. Rahmangul Berdibayev’i 1999 Eylül ayının ilk haftasında pek çok öğretim üyesi arkadaşlarla birlikte ziyarete gittik. Ziyaretimizi memnuniyetle ve sevinçle kabul ettiler. Kendisini ilk kez görüyorduk. 60-65 yaşlarında gözüküyordu. Orta boylu, düzgün yapılı, hoş görünüşlü biriydi; fakat yüzünde, hiç bir kaygının belirtisi yoktu. Zaman zaman gözlerinde yorgunluğa benzer bir şeyler görünüyor olsa da yaratılışının ifadesi olan rehaveti, ne yorgunluğa, ne de bıkkınlığa müsaade etmiyordu. Gözlerinde, gülüşünde, başının, ellerinin her hareketinde rahat, açık, temiz bir ruhun ifadesi parlıyordu. Gözlerinden ışıldayan zekâ parıltısından, bilge kişi olduğu belliydi. Ziyaretimizden mutlu olduğu belliydi ki, gözleri parladı, yanakları alevlendi. Neşeden, sevinçten parlayan yüzüyle tam anlamıyla bir beyefendiydi. Halinden konuşmak için sabırsızlandığı anlaşılıyordu. Coşkun bir heyecanla herkes onu dinlemek için sabırsızlanıyordu. Önemli bilgiler vereceği her halinden belliydi. Ziyarete katılan onun üzerinde bilim adamı heyecanla Sovyet döneminin, Komünist rejimin müslüman Türklerin zihninde ve vijdanında yaptığı tahribatı sormak istiyordu. Rahmangulun bunca zamandır bastırmaya çalıştığı duyguları sel halinde boşanıvermeye başladı. İçini boşaltmak ihtiyacına rağmen kendini kim bilir ne kadar tutmuş, sonuna kadar dayanmış sonra da Anadolu’dan gelen Türk boyu çocuklarına içini dökmeye başlamıştı. Çaylar ve ikramlar masada bolcaydı.Oturduğum yerden konuştuklarını dikkatlice dinliyor ve bir elimle de uzun uzun konuşulanları defterime not ediyordum. Onun ilk cümlesi şöyleydi:
“Komünistler dudaklarında Leninin adını, gönüllerinde ise Allah’a imanı taşırlar”. “Yeryüzünde cenneti inşa edeceğini söyleyen komünizm, bu yolda dünyayı cehenneme çevirdi”. “Ölümlü olanda ölümsüzlüğü aradı”. Komünizm, kutsal kitapların yani dinin lafzını çürütüyor gibi görünse bile ruhunu çürütebilmiş mi? Hayır. Müslümanlar Rusya’daki tanrısız devrimi Allah korkusu olan bir devrime dönüştürmek üzere faaliyet göstermenin zorunluluğuna yıllarca inandılar. Komünizim insanlar arasında güvensizliği doğurdu. Bu güvensizliğin doğuracağı sayısız kötülükleri düşünün. Hakseverlik, fedakarlık, digergamlık, insanlık, yiğitlik kelimelerinin ne anlama geldiğini bilmeyen bir toplumdu Sovyet toplumu. Böyle bir toplumda artık ne içten bir dostluk, ne gerçek bir saygı ne temelli bir sadakat kalacaktır”.(Devam edecek)
Mustafa Cengiz
17. SIRADA, EN FAZLA GOL YİYEN TAKIMIZ!
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
DEVLET VATANDAŞINI KANDIRIR MI?-2
KADİR DAYIOĞLU
BİR ZAMANLAR KAYSERİ
Mustafa Mete ÖZPINAR
GÖZ RAHATSIZLIĞININ PERDE ARKASI 1.NCİ BÖL.
Çınar Can Özyürek
Aynı Yolun Değişen Yürüyüşü
Ali Rıza Navruz
BIRAKIN GİDEYİM
İhsan Görücü
REALİTE ESAS, TOZ PEMBE SENARYOLAR AUT
Mustafa Temizer
BUNLAR AKILLI MİLLET APTAL MI?
Mustafa Göçer
DOĞA KÖRLÜĞÜNÜ YENEBİLİRSEK,
Mehmet Kasap
BİR ÜTOPYA VE DİSTOPYA ÖRNEĞİ; “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ” VE “BİZ” “İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ”-16