Mutlu olmadığın ortamdan kaç git...
Bunun için de güçlü ol, kendi kendine yet!
Özgürlük, kimseye bir zararın olmadan canının istediğini yapabilmektir.
Ahlak; o da kimseye bir zararı olmadan yaşayabilmektir.
Dürüstlük, içiyle dışı bir olabilmektir.
Aşk, bir saat bile sürecek olsa, bir insana coşkuyla, arzuyla sarılabilmektir.
Yaşam her anı, her saniyeyi yaşayabildiğin kadar iyi yaşayabilmektir.
Eğer dönüp gittiğinde arkandan gelmiyorsa, o zaman dönüp giderek doğru şeyi yapmışsın demektir.
Kimse kimseden bir şeyler istememeli, beklememeli.
Hele değişmesini hiç.
Bilmiyor musun ki ben değişirsem, senin sevdiğin ben değilimdir artık ve sonra beni sevmezsin.
Sadakat bir ahlak kavramı değildir.
Sadakatsizlik ahlaksızlık, sadakat da büyük bir ahlak belirtisi değildir.
Bir fedakarlıktır yalnızca...
Herkesin önüne beğeneceği bir başkası çıkabilir.
Çok doğaldır bu.
Ama onunla birlikte olmamak, esas sevdiğini üzmemek için yapılan bir özveridir.
Hepsi bu... Çocuk sahibi olmadan önce insanları iyice sınavdan geçirmeli, testlere tabi tutmalı aslında.
Mutlu son yoktur, çünkü son yoktur…
Ama mutlu an vardır.
DUYGU ASENA/KADININ ADI YOK...
**
FARKINDA OLMALI İNSAN...
Kendisinin, hayatın, olayların, gidişatın
Farkında olmalı
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark
Ettirmemeli bazen...
Bir damlacık sudan
Nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahrete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Henüz bebekken "Dünya Benim!" dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların "Her şeyi bırakıp gidiyorum işte!" Dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
Ve Kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Azrail’in her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli
Ve ölmeden evvel ölebilmeli. ?
Hayvanların yolda kaldırımda çöplükte
Ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.
Eşref-İ Mahlûkat (Yaratılmışların En Güzeli) olduğunu fark etmeli.
Ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.
Evinde 4 kedi 2 köpek beslediği halde
Çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine "Seni Çok Seviyorum!" demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını 60–70 yıl sonra sigara yüzünden Azrail'e soba borusu gibi teslim etmenin emanete hıyanet sayılacağını fark etmeli.
63 Yıllık ömründe hiç karnı doymayan bir peygamber'in ümmeti olarak aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli.
Ömür dediğin üç gündür, Dün geldi geçti yarın meçhuldür,
O Halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür.
CAN YÜCEL
**
BİR HİÇ UĞRUNA.
Önce gelincikleri yolduk,
Nar ağaçlarını tuttuk kurşuna,
Ardından andızları devirdik
Aptallık, bilinçsizlik, bir hiç uğruna.
Sonra sıra ormanlara geldi,
Yüz binlerce dönüm ateş yaktık,
Sivas'a kadar gidip bulduk,
Dikili tek ağaç bırakmadık.
CAHİT KÜLEBİ
**
NE ARIYORSAN KENDİNDE ARA...
Kişinin değeri nedir?
- Aradığı şeydir!
Eğer sen, can konağını arıyorsan, bil ki sen cansın.
Eğer bir lokma ekmek peşinde koşuyorsan, sen bir ekmeksin.
Bu gizli, bu nükteli sözün manasına akıl erdirirsen, anlarsın ki
Aradığın ancak sensin, sen.
Madendeki inciyi aradıkça madensin.
Ekmek lokmasına heves ettikçe ekmeksin.
Şu kapalı sözü anlarsan, anlarsın her şeyi;
Neyi arıyorsun, sen osun.
Senin canın içinde bir can var, o canı ara!
Beden dağının içinde mücevher var, o mücevherin madenini ara!
A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara;
Ama dışarıda değil, aradığını kendinde ara.
MEVLÂNÂ
**
YOK SAYARIM...
Senden başka neyim varsa;
aslında yok sayarım...
Bana senden gayrısını ; boş sayarım...
Adını andığım her anı ; hoş sayarım...
Ne gelirse senden gelsin ;
ben boynuma borç sayarım !..
ŞEMS-İ TEBRÎZÎ
**
AYDIN OLMAK İÇİN
Aydın olmak için önce insan olmak lâzım.
İnsan mukaddesi olandır.
İnsan hırlaşmaz, konuşur ; maruz kalmaz, seçer.
Aydın, kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi.
Aydını aydın yapan: uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs...
CEMİL MERİÇ
**
GİZLİ İLİMLER SAYFASINDAN...
Bir bürokrat, görevli olarak şehirden kasabaya giderken yolda sulak ama bataklık bir yerde mola vermiş. Nasıl olmuşsa ayağı kayıp bataklığa düşmüş:
- "İmdat, Boğuluyorum. Kurtarın beni!" diye bağırmaya başlamış.
O sırada yakınlardan geçen bir köylü, sesini duyup yaklaşmış.
Bürokrat: "Bataklığa düştüm. Kurtar beni!" diye bağırmış.
Köylü: "Geçmiş olsun" demiş. Ama kurtarmak için hiç gayret göstermemiş. Hani neredeyse dönüp gidecek.
Bürokrat paniklemiş ister istemez: "Lütfen, bir dal uzat. Kurtar beni!" diye yalvarmış..
Köylü: "Olmaz sen şu anda hazine toprakları üzerindesin. Hazine malından bir şey almak suçtur"
Bürokrat: "Sen, dalga mı geçiyorsun. Ölüyorum. Kurtar beni!" diye bağırmış ağzına dolan çamurlarla.
Köylü hiç istifini bozmadan cevap vermiş: "Ben Hazine'den mal alıp suçlu duruma düşemem. Fakat, seni böyle bırakacak değilim. Gidip muhtara haber vereceğim. O kaymakama, kaymakam da valiyi arar mutlaka. Mal müdürüne talimat verilir. Şayet, hazine arazisi değilse. İtfaiyeye talimat verir ve seni kurtarırlar..."
Bürokrat: "Yahu.. Bunlar oluncaya kadar ben ölürüm."
Köylü gülmüş: "Ben ölmezsin demiyorum ki...
Bizim devletle bir işimiz olsa Siz de bu yolları önermiyor musunuz???...
Biz de ordan oraya gide gide ölüyoruz adeta....
Sen de ölsen, mevzuata uygun ölmüş olursun!..
**
AFFETMEK!...
Affetmek;
O kişiyi sevmek değil.
O kişiyle konuşmak zorunda olmak değil.
O kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil.
O kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil.
O kişiyi kucaklamak değil.
O kişiyi suçsuz bulmak değil.
O kişiyi haklı bulmak değil.
O kişinin verdiği zararları telafi etmek için,çaba göstermemek değil...
Affetmek; kırgınlığın, küskünlüğün, nefretin,
Hapishanesinden özgürlüğe kavuşmaktır.
Affetmek, artık acıyı hissetmemektir.
"Duygusal unutma affetmenin diğer adıdır..."
Affet ve Özgür Bırak...!
PAULO COELHO
**
NEREYE?
Nereye demişler dervişe.....
Bilmemki gidiyorum öyle işte!
Çiçekleri ezmeden, gönülleri incitmeden evvelden ezele gidiyorum işte.!
Peki nasılsın demişler?
Bilmem ki demiş..!
Mizanda belli olacak..
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
MUTLU SON YOKTUR, ÇÜNKÜ SON YOKTUR… AMA MUTLU AN VARDIR
Ali Rıza Navruz
"MEDRESE-TÜL MÜŞTAK"/Muğla)
Mustafa Göçer
BIKTIK ARTIK...
KADİR DAYIOĞLU
İSO İKİNCİ 500 BÜYÜK (2025)
Mustafa Cengiz
TAHTAYI KİM KIRACAK?
Mustafa Mete ÖZPINAR
İNSAN ÇOK ZALİM, ÇOK CAHİL ve ÇOK GADDARDIR
M. Kemal Atik
Cumhuriyet Meydanı'nda İnsan Denen Meçhul -3
Faruk Ergan
ERDEMLİ OLABİLMEK
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLİŞKİDE SORUMLULUK ALMAYAN TİPLER
Ali İhsan Öztürk
DELİLİK DEYİP GEÇMEYİN...















