Kayseri Sanayi Odası’nın 60. yılı; siyaset dünyasının, iş dünyasının ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla kutlandı.
Elbette 60 yıllık bir sanayi geleneğini, emeği ve üretim kültürünü konuşmak kıymetlidir. Ancak insan sormadan da edemiyor:
Peki o salonda Kayseri sanayisinin gerçek sorunları ne kadar konuşuldu?
Üretimini durdurmak zorunda kalan fabrikalarımızı mı konuştuk?
İşini kaybeden emekçilerimizi mi konuştuk?
Konkordato ilan eden işletmelerimizi mi konuştuk?
Artan enerji maliyetlerini, yükselen mazot fiyatlarını mı masaya yatırdık?
Fahiş seviyelere ulaşan fabrika kiralarını mı konuştuk?
Finansmana erişemeyen, kredi yükü altında ezilen sanayicimizin sorunlarına mı çözüm aradık?
Yoksa sadece 60. yılı mı kutladık?
Kayseri’nin köklü sanayi kuruluşlarından birinin kapanmasının ardından, başka bir alanda yeni bir yatırımın başlamasını başarı göstergesi olarak mı değerlendireceğiz?
Elbette yeni yatırımlar, yeni fabrikalar ve savunma sanayii alanındaki gelişmeler değerlidir. Ancak bir tarafta üretim yapan fabrikalar kapanıyor, diğer tarafta yeni tesisler açılıyor diye sanayicimizin yaşadığı yapısal sorunların üzerini örtemeyiz.
Bugün sahadaki sanayicinin söylediği çok daha ağır:
“Maliyetler artıyor, finansman pahalılaşıyor, üretmek zorlaşıyor; ayakta kalmak başlı başına mücadeleye dönüşüyor.”
Daha da vahimi, üretim kültürümüzün temelini oluşturan küçük ve orta ölçekli imalatçıya adeta şu mesaj veriliyor:
“Düşük KDV’li, emek yoğun ürünleri üretmeyin; yüksek KDV’li ürünlere yönelin.”
Peki bu ülkenin marangozu, mobilyacısı, tekstilcisi, metal sanayicisi, yan sanayicisi, küçük ve orta ölçekli üreticisi ne olacak?
Yeni bir düzen kuruluyorsa, bu düzenin içerisinde üreticimiz, sanayicimiz ve emeğiyle geçinen insanımız nerede olacak?
Bizim itirazımız yatırıma değildir.
Bizim itirazımız, üretenin ayakta kalamadığı bir ekonomik düzenin normalleştirilmesinedir
Kayseri’nin sanayisi sadece törenlerde, protokol fotoğraflarında ve kutlamalarda hatırlanmamalıdır.
Sanayicinin masasına oturulmalı, fabrikasına gidilmeli, işçisinin derdi dinlenmeli ve kapanan her işletmenin neden kapandığı sorgulanmalıdır.
Çünkü mesele sadece bir fabrikanın kapanması değildir.
Bir fabrika kapanıyorsa; bir ailenin sofrası, bir çalışanın geleceği, bir esnafın müşterisi ve bir şehrin üretim gücü de yara alıyor demektir.
Devletin ve siyaset kurumunun görevi ise üretimin önünü açacak adil, sürdürülebilir ve gerçekçi bir ekonomik düzen kurmaktır.
60. yıl elbette kutlansın.
Ama artık kutlamaktan çok, konuşmamız; konuşmaktan çok da çözüm üretmemiz gerekiyor.
Çünkü Kayseri’nin sanayisi alkış değil, nefes almak istiyor.
Mustafa Dirmen
Büyük Birlik Partisi Kayseri İl Başkanı






























