Sanırım bir çoğunuz Türkiye gerçeklerine vakıfsınızdır.
En azından cebinizdeki paranın ne kadar değersizleştiğini ve her geçen gün geçinmekle ilgili sorunun daha da büyüdüğünün en azından farkındasınızdır.
Türkiye’nin birçok temel sorunu var.
Biz bugün konuyu sadece Ekonomi, enflasyon ve buna bağlı olarak faizin faizini ödediğimiz ve bunalım sarmalının nerede ise upuzun yıllara dayanan çözüm bulunamayan enflasyon finaline dair önemli bir değerlendirmeyi sizlerle paylaşacağız.
Geleneği bozalım.
Önce bir soru ile başlayalım mı?
“Ödediğiniz verginin 4’te 1’inin faiz ödemelerine gittiğini biliyor musunuz?”
Sanırım bir çoğunuz bilmiyor.
Bilenlerinde umurunda değildir.
Niye olsun ki.
Türkiye güllük gülistanlık.
Resmen uçuyoruz.
Peki bu tespiti kim yapıyor?
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, “Toplanan her 100 liralık verginin yaklaşık 24 lirası faiz ödemelerine gitti. Yurttaştan toplanan vergi; okul, hastane, yatırım ve sosyal destek için değil, yanlış ekonomi politikalarının faiz faturasını kapatmak için kullanılıyor” dedi.
Yani bizim vurguladığımız 4/1’lik oranın TL olarak tarifi.
100 LİRALIK VERGİNİN
24 LİRASI FAİZE GİTTİ
Türkiye’nin uluslararası yatırım açığı 402,3 milyar dolara, bir yıl içinde çevrilmesi gereken dış borcu 242 milyar dolara çıktı.
Merkez Bankası rezervleri dört haftada yaklaşık 17 milyar dolar azalırken, bütçe açığı yılın ilk beş ayında 1 trilyon lirayı aştı.
Vatandaşın finansal borcu 7 trilyon lirayı geçerken, icra dairelerinde derdest dosya sayısı 25,3 milyona ulaştı.
SADECE ENFLASYON İLE
İZAH EDEMEZSİNİZ!...
Devam ediyoruz.
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, ekonomideki bozulmanın yalnızca enflasyon başlığıyla açıklanamayacağını belirterek, dış finansman ihtiyacından bütçe açığına, vatandaşın borçluluğundan tarımsal maliyetlere kadar uzanan çok yönlü bir risk tablosu oluştuğunu söyledi.
Türkiye’nin net uluslararası yatırım pozisyonu açığının nisan itibarıyla 402,3 milyar dolara yükseldiğine dikkati çeken Genç, bir yıl içinde ödenmesi veya çevrilmesi gereken kısa vadeli dış borç tutarının da 242 milyar dolara ulaştığını kaydetti.
Türkiye’nin toplam dış borç stokunun yaklaşık yüzde 47’sinin bir yıl veya daha kısa vadeli borçlardan oluştuğunu belirten Genç, “Bu veriler, ekonominin dış kaynak girişine ne kadar bağımlı hale geldiğini gösteriyor. Bu borçların tamamının aynı anda rezervden ödeneceği anlamına gelmez ancak büyüklükleri yan yana koyduğunuzda, dış finansmana bağımlılığın ne kadar ağır olduğunu açıkça görürsünüz” dedi.
Türkiye’nin net uluslararası yatırım pozisyonu eksi 402,3 milyar dolar, yurt dışı varlıkları 406 milyar dolar, yükümlülükleri ise 808,3 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
“MERKEZ BANKASI, AYLIK 16,7
MİLYAR DOLARLIK KAYIP YAŞADI”
Merkez Bankası rezervlerindeki gerilemeye de işaret eden Genç, 15 Mayıs’ta 168,8 milyar dolar olan toplam rezervin 12 Haziran haftasında 152,1 milyar dolara indiğini hatırlattı.
Yaklaşık dört haftada 16,7 milyar dolarlık kayıp yaşandığını belirten Genç, “Rezervdeki bu gerileme, ekonominin dış şoklara karşı ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
İktidar, rakamların sadece yüksek olduğu günleri anlatıyor; oysa önemli olan, bu rezervin hangi baskılar altında ve ne hızla eridiğidir” ifadelerini kullandı.
BEŞ AYDA BÜTÇE AÇIĞI 1
TRİLYON 56 MİLYAR LİRA
Genç, bütçe verilerinin de iktidarın “mali disiplin” söylemiyle çeliştiğini söyledi. Mayıs ayında merkezi yönetim bütçesinin 298,2 milyar lira açık verdiğini, oysa geçen yılın aynı ayında 235,2 milyar lira fazla oluştuğunu belirten Genç, faiz dışı bütçede de 346 milyar liralık fazlanın 169 milyar liralık açığa dönüştüğünü kaydetti.
“Vergiyi birkaç ay erken toplamak mali disiplini sağlamaz, yalnızca bütçe tablosunun takvimini değiştirir” diyen Genç, şöyle konuştu:
“İktidar yılın ilk aylarında geçici vergi tahsilatını öne çekerek bütçe açığının küçüldüğü görüntüsünü verdi.
Ancak mayıs verisi bu makyajı bozdu.
Bütçe açığı patladı, faiz dışı denge de bozuldu.
Yılın ilk beş ayında bütçe açığı 1 trilyon 56 milyar liraya ulaştı.
Daha da çarpıcı olan şudur:
Toplanan her 100 liralık verginin yaklaşık 24 lirası faiz ödemelerine gitti.
Yurttaştan toplanan vergi; okul, hastane, yatırım ve sosyal destek için değil, yanlış ekonomi politikalarının faiz faturasını kapatmak için kullanılıyor.”
Yılın ilk beş ayında faiz ödemelerinin 1 trilyon 263 milyar liraya ulaştığını, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 51,1 arttığını belirten Genç, “Faiz dışı bütçenin dahi açık vermeye başlaması, sorunun sadece yüksek faiz olmadığını, kamu maliyesinin temel dengesinin de bozulduğunu gösteriyor” dedi.
KREDİ KARTI TÜKETİMİN
FİNANSMAN ARACI OLDU
Vatandaşın borç yükünün de hızla büyüdüğünü vurgulayan Genç, bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının 6 trilyon 896 milyar liraya ulaştığını, varlık yönetim şirketlerine devredilen borçlarla birlikte toplam finansal borcun 7 trilyon lira eşiğini aştığını ifade etti.
Yıl başından bu yana bireysel kredi ve kredi kartı borçlarında 1 trilyon liranın üzerinde artış yaşandığını belirten Genç, bankaların tahsil edemediği bireysel kredi ve kredi kartı alacaklarının ise 310 milyar liraya çıktığını söyledi.
Genç, “Vatandaş artık gelirini artırarak değil, borcunu büyüterek ayakta kalmaya çalışıyor.
Kredi kartı temel tüketimin finansman aracı haline gelmiş durumda.
Bir yanda bankaya, diğer yanda varlık yönetim şirketine devredilen borçlar büyüyor.
Bu tablo, ekonomik programın vatandaşı rahatlatmadığını tam tersine borç sarmalını derinleştirdiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.
İCRA DAİRELERİNE 4 MİLYON
724 BİN YENİ DOSYA DAHA
Ne kadar acı değil mi?
Kötü ekonominin bir başka fotoğrafını daha çekiyor Aşkın Genç.
İcra dairelerine yılın başından 20 Haziran’a kadar 4 milyon 724 bin yeni dosya geldiğini, toplam derdest dosya sayısının ise 25 milyon 351 bine ulaştığını hatırlatan Genç, “Bu sayılar tek tek insanların geçim mücadelesinin adliye dosyalarına dönüşmüş halidir.
İcra dosyasındaki artış, ekonomideki bozulmanın en somut sosyal göstergelerinden biridir” dedi.
Derdest dosya sayısı son bir yılda 1 milyon 534 bin arttı.
GÜBREDE YILLIK ARTIŞ
YÜZDE 62,77 ULAŞTI
Hep diyoruz ya “Ülkede Tarım ve Hayvanlığını bitirdiler!” diye.
İşte bunu destekleyen bir başka rakamsal veri Genç’ten.
Tarımdaki maliyet artışlarının da yeni bir gıda fiyatı baskısı yaratacağı uyarısında bulunan Genç, tarımsal girdi fiyatlarının nisanda aylık yüzde 5,61, yıllık ise yüzde 38,97 arttığını belirtti.
Gübrede yıllık artışın yüzde 62,77’ye, enerji ve yağlayıcılardaki artışın yüzde 48,44’e ulaştığını kaydeden Genç, “Çiftçiye daha fazla üretmesini söylüyorsunuz ama gübreyi, mazotu, ilacı ve yemi her geçen gün daha pahalı hale getiriyorsunuz. Bu maliyetlerle üretim artmaz; çiftçinin borcu, tüketicinin de mutfak masrafı artar” diye konuştu.
CHP’li Genç açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye’nin ihtiyacı, birkaç aylık rakamlarla başarı hikayesi yazmak değildir.
İhtiyaç üretimi güçlendiren, çiftçinin maliyetini düşüren, vatandaşın borç yükünü hafifleten, bütçeyi faiz ödemelerine mahkum etmeyen ve dış finansmana bağımlılığı azaltan gerçek bir ekonomi programıdır.
Ekonomi yönetimi rakamları makyajlamaktan vazgeçmeli, yurttaşın yaşadığı hayat pahalılığına ve geçim krizine çözüm üretmelidir.”
ÖDE ÖDE BİTMEZ!
Bir kez daha hatırlatalım mı yazımızın final bölümü öncesinde.
Türkiye’nin net uluslararası yatırım pozisyonu eksi 402,3 milyar dolar, yurt dışı varlıkları 406 milyar dolar, yükümlülükleri ise 808,3 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
Yani sizin anlayacağınız, “öde öde bitmez!” türünden bir borç skalası ile karşı karşıya bırakmış durumdalar ülkeyi.
Para bulmak adına da kime ne söz verdiklerini bir onlar, bir de Allah biliyor…
Bir de para bulurken başka ülkeler yüzde 2-3-2 faizle bizimkiler İngiltere’deki Yahudi bankerlere yüzde 12-15 borçlanıyorlar iyi mi!...
Bu da akıllara zarar başka bir fiyasko ekonomi tarihimiz açısından.
Sonra’da elin adamı geliyor burada müstemleke valisi gibi bize yerli işbirlikçiler ile posta koyuyor iyi mi.
Ne demişti;
Borç alan, emir alır!
BAŞKA SÖZÜM YOK!
İşin garibi ne biliyor musunuz?
Vergi en kutsal şey.
Vergi demek, bir anlamda vatandaşlık bilincinin zirvesi.
Aidiyet duygusu bir anlamda yaşadığınız topraklarla ilgili.
İnsanların alın teri ile, yoğun emek ile devlete aktardıkları ve herkesi de bir şekilde ortak ettikleri, ülkenin kalkınması olmasa da ayakta kalması adına bir anlamda “Toplumsal İmece” mantığı ile kimilerine göre fitresi-sadakası, kimilerine göre de ülkesi ve toprakları ile ödeşmenin bir yolu.
Ama bizimkiler ne yapıyor?
Büyük firmalar ya ödemiyor, ya da affa uğruyor.
Vatandaş ödeyemiyor.
Devlet mi?
Topladığını saçıyor.
Faizin faizini ödeyerek, milletin güç bela ödediği, çoluğunun, çocuğunun rızkından kestiği ve vatan-millet-bayrak aşkı ile ödediği vergileri bir şekilde hem de faize bulaştırarak çarçur ediyorlar.
Başka sözüm yok!.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
TÜRKİYE’NİN TEMEL PROBLEMİ EKONOMİ VE FAİZİN DE FAİZİ…
Mustafa Mete ÖZPINAR
B.O.P. TAM GAZ İŞLİYOR
KADİR DAYIOĞLU
TRAFİK CANAVARI!
Bekir Oğuz Başaran
KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR, TÜRK FUTBOLUNUN ANADOLU’DA Kİ FARKLI PROTATİPİ
M. Kemal Atik
Düşünce ve Eylem Kıskacında Erdemli İnsan
Mustafa Acar
BU KÖY BENİM KÖYÜM DEĞİL.
Mustafa Göçer
DÖNÜŞÜM BAŞLAMALIDIR:
Ali Rıza Navruz
GURBET KUŞU
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
SEVİYELİ İLETİŞİM HAKKINDA ÖNERİLER















