Alınan, gücenen insanları sevin..
Pişkin olmayan, yüzü kızaran, utanan insanları hele..
Tabaktaki son lokmaya uzanamayan,
“Ben doydum sen bitir” diyen..
Sizi sadece siz olduğunuz için seven..
İhtiyacınızı görebilmek için acemice yalanlar söyleyen insanları..Size sarıldığında kollarıyla değil yüreği ile sarılanları..
Derdinizi paylaştığınızda sizinle ağlayanları..
Düğününüzde sizden çok oynayanları..
Annenize ana, babanıza emmi diyen,
Çatal bıçak kullanmayı beceremeyen ama önünüze koyduğu her lokmanın helal olduğuna adınız gibi emin olduğunuz insanları..
Hakkınızda kötü bir şey söylendiğinde
“Nasıl, Ne zaman” diye sormadan
“Hayır o öyle şey yapmaz” diye çıkışan,
Ağlayabilen, içten kahkaya atabilen, türkü söyleyebilen, türkülere ağlayabilen insanları sevin.. Alıntı
**
SESSİZ YAŞAMLAR
Ölü, sizinse rahmetli; Çocuk, sizinse kıymetli.
Ağaç,sizin bahçenizde olursa güzel.
Kedi, köpek sırmalı tasmasıyla sadece sizinse değerli.
Karnı tok, sırtı pekten ötesiniz.
Yelkeninize ters yönden esmediği müddetçe her türlü fırtınaya razı gelebilirsiniz...
NAZAN BEKİROĞLU-
SESSİZ YAŞAMLAR&CAN YOLDAŞLARIMIZ
**
HAYAT; BİR TİYATRO GÖSTERİSİDİR.
Hayat ön provası yapılmamışbir tiyatro gösterisidir.
Bu,alkışı olmayan tiyatronun perdesi kapanmadan;gülün, şarkı söyleyin, dans edin,Aşık olun...
Hayatınızın her anını değerlendirin..!
CHARLİE CHAPLİN
**
MERHAMETLİ ÇOCUKLAR YETİŞTİRİN
"Mükemmel değil, merhametli çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dalla rını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi bilen çocuklar."
DOĞAN CÜCELOĞLU
**
ANLARSA...
"Anlarsa uzağım yakınımdır.
Anlamazsa yakınım uzağımdır. "
İSMAİL FAKİRULLAH
**
SUÇUM BUMUDUR?!
Geceleri gökkuşağına boyamak mıdır suçum?
Herkes bağırırken şiirler okumak mı,
susmak mı sözün bittiği yerde,
kusmak mı sindirebildiklerinizi?
Apansız uykum kaçıyor kaç gece,
bu da mi aleyhime kanıt?
Sondan saymaya başladım adları,böyle hoşuma gidiyor.
Beğenmeselerde seviyorum ellerimi,
hep olmayacak düşler görüyorum,
yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan.
Silin adımı listenizden, yokum;
aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve
aslı bir kavga olan oyunlarınızda.
Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni.
Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum.
Yalan övgülerinize ihtiyacım yok.
Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.
Bir sürgün nereye sürülebilir?
Gölgeler kelepçeye vurulur mu?
Çekilin, yürümediğiniz yollarımı kirletmeyin...
FJODOR DOSTOYEVSKİ
**
NE FAYDA...
Dünya benim diye göğsünü germe.
Dünya kadar malın olsa ne fayda
Söyleyen dillerin söylemez olur
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda
Şu yalan dünyanın sonu hiç imiş,
Akşam gelip konan, sabah göç imiş...
PİR SULTAN ABDAL
**
YAŞI 50-75 ARASI
OLANLAR OKUYUN...
Bir solukta okuyacağınız çok güzel bir yazı.
Hepsi şahsına münhasır özel üretilmiş, yokluklar içinde yetişmiş yaralı bir nesil…....
Peki kim bunlar?
1945 ile 1970 yılları arasında bu dünyaya merhaba demiş en genci 50, en delikanlısı 70 yaşında hala 18’lik deli taylar gibi ideallerinin peşinden koşan hesapsız bir nesil..
Hiçbirinin altına hazır bez bağlanmamış…
Şeker çuvalından pantolon, canik lastikten ayakkabı giymiş…
Okulda ABD süt tozu içirilerek beslenmiş, bir garip nesil…
Hiçbirinin renkli çocukluk resmi olmamış…
Hatta hiç bebeklik çocukluk resmi olmamış…
Hiç biri kreş, dershane, özel okul görmemiş…
Ama hepsi ders verecek kadar bilgi sahibi...
Harp görmüş, darp görmüş…
En azı 5 ihtilal, 6 muhtıra, 7 post-modern darbeden sağ salim paçayı yırtmış…
En azı 10 ekonomik krizden nasibini almış…
Tecrübe abidesi yoklukla terbiye edilmiş, direnç abidesi bir nesil...
Ne yaptıysa yoluyla yordamıyla kendi meşrebine uygun ahlakına yakışanı yapmış.
68’liler de 78’liler de bu neslin deli tayları, ipe sapa gelmeyen savaşçıları,
Bunlar bu neslin üretim harikası mı yoksa üretim hatası mı tartışılır ama bu neslin istisnasız tamamı karşılıksız hesapsız bu vatanı sevmiş…
1950 ve 1970 yılları arasında doğanlar gerçekten özel üretim, çoğu yatılı okumuş, kardeşlik ve paylaşma duygusu zirve yapmış…
Çok kitap okumuş, en azı liseyi bitirmiş, hayatı yaşayarak öğrenmiş…
Çoğu simitçilik, olmadı ayakkabı boyacısı, tamirci çırağı, inşatta amelelik, pazarcılık hamallık yaparak okul harçlığını çıkarmıştır…
Ne ailesine ne devletine ekonomik yük olmamış, geneli bir baltaya sap olmuştur…
Muhannete muhtaç da olmamış, ezilmiş ama ezik kalmamış.
Dik durmuş dikleşmemiş kendi şahsına münhasır özel bir nesildir…
Görevini, sorumluluğunu bilen…
Onuru için bir pireye bir yorgan yakan, öfkeli hırçın bir acayip nesil bu 1950 ile 1970 yılları arasında doğanlar…
İyi bakın, bunlar bu son kalan kadife ye sarılmış çelik yumruk misali yumuşak gözüküp indiği yeri dağıtan bu özel neslin öfkesinden sakının.…
Bunlara iyi bakın, Çünkü bunların nesilleri tükenmek üzere…
Bunların üretimi sonlandı…
Kullanım sureleri doldu, tedavülden kalkıyor…
Neden bu nesil özel biliyor musunuz..?
Bu neslin üzerinden silindir gibi devlet geçti…
Dozer gibi dünya milletleri geçti…
Hayat bu nesli sınadı, ama tüketemedi…
Bu nesil, ihanetin acısını, dost hançerinin sancısını, ölümüne yoldaşlığı, mezara kadar arkadaşlığı bildi…
Dostu için can vermeyi de, son lokmayı paylaşmayı da, sadakati de vefayı da bildi…
Bu nesil, katı, aksi, deli, serttir…
Onun için1950 ile 1970 yılları arasında doğmuş, hala inadına yaşayan, ana baba, amca, dayı, teyze, hala, yenge dede anneanne babaanne her neyiniz varsa değerini bilin..!
Çünkü bunlar elinizdeki son değerli hazinelerinizdir…
Oturun onlarla konuşun, dinleyin onlardan geçmişi öğrenin.
Sonra arar da bulamazsınız…
Çünkü onlar yakın tarihin son canlı kaynak kişileri, her biri iki ayaklı sözlü yakın tarih kitabıdır.. Alıntı
Mustafa Cengiz
VE... HASRET BİTTİ...
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
ALlNAN, GÜCENEN İNSANLARl SEVİN
Mustafa Temizer
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE" BİLİNMEYEN GERÇEKLER ("TERÖRSÜZ TÜRKİYE" BİLİNMEYEN GERÇEKLER)
Ali İhsan Öztürk
SOYLARlNl DEĞİŞTİRMEZLER
Mustafa Acar
AĞlT
KADİR DAYIOĞLU
KAYSERİ’DE YENİ PARTİ
Faruk Ergan
SAHTE OLANLAR!
Ali Rıza Navruz
BİR DOST ESERİ: /Nesrin Göçmen/
Mustafa Göçer
EŞİT YURTTAŞLIK ÜZERİNE:
Mustafa Mete ÖZPINAR
İSLAM DÜNYASI YILLARDIR YIKILMAK İSTENİYOR















