Hiç düşündünüz mü?
Ya da bunu düşünmek için zamanınız var mı?
Bugünkü mesele zaman kavramı.
Türkiye boş zamanını nasıl değerlendiriyor?
Ya da Türkiye'de değişen zaman kullanımı.
TÜİK, Zaman Kullanım Araştırması, 2015 ve 2025 verilerinden yola çıkarak, #BirGöstergeBirYorum serisinin onbeşinci sayısında, İLKE Vakfı Araştırmacısı Enes Koru yazarlığında haftanın öne çıkan verisini mercek altına alıyor.
Bu sayının odağında ise Türkiye’de zaman kullanımındaki değişim var.
Oranlar süre değil yaygınlık ölçüyor, yani son dört hafta içinde ilgili faaliyeti en az bir kez yapan kişilerin nüfus içindeki payını gösteriyor.
Faaliyetler birbirini dışlamadığı için oranların toplamı %100’ü aşabiliyor.
TOPLUMSAL ALIŞKANLIKLAR
Toplumsal alışkanlıklar eskiden kuşaklar boyunca değişirdi.
Artık geçen on yıl, bir pratiğin yükselmesi ya da değişmesi için yeterli olabiliyor.
TÜİK’in Zaman Kullanım Araştırması bu hızın izini sürmeyi mümkün kılıyor.
Araştırma, 2015 ve 2025 yıllarında 10 yaş ve üzeri nüfusa son dört hafta içinde hangi boş zaman faaliyetlerini yaptıklarını soruyor.
İki tarih arasındaki fark, boş zamanın birtakım alanlarda dönüşüm yaşadığına işaret ediyor.
MEDYA KULLANIMI VE KÜLTÜR-
SANAT TÜKETİMİ FARKLILAŞIYOR
Medya kullanımı ve kültür-sanat tüketimi farklılaşıyor
Hiç şüphe yok ki yıllar geçtikçe geleneksel yayın mecralarının kullanımı azalıyor.
Geçen on yıl içinde gazete, dergi okuyanların yanı sıra radyo dinleyenlerin oranı da bir hayli düşüş yaşadı.
Artık haber takibi, müzik dinleme, eğlence içeriği tüketimi gibi faaliyetler için bu mecraların daha az tercih edildiği aşikâr.
Teknoloji birçok şeyi esir almaya devam ediyor.
Özellikle internet mevzusu biraz derin.
Buna paralel olarak TV’ler yine hem başköşede, hem tablet, hem de Cep telefonları gibi bir çok alana yayılmış durumda.
Bunlar azalırken sosyal medyada vakit geçirenlerin oranı %33,9’dan %71,7’ye çıkarak on yılda ikiye katlandı.
Artık mobil telefon ve sosyal medya çağın baskın mecrası haline geldi.
Televizyon ise geleneksel araçlar arasında özel bir durum oluşturuyor, %88 ile en yaygın faaliyet olmayı sürdürüyor.
Ancak buradaki asıl değişim oranda değil kullanma biçiminde yaşanıyor. Televizyonların akıllı cihazlara dönüşmesiyle aynı ekran tek tuşla yayın platformlarına ya da çevrimiçi video mecralarına açılıyor.
TELEVİZYON BAĞIMLILIĞI
Televizyon izlemek artık yayın akışını takip etmek anlamına gelmiyor, ekranın başında kalıp içeriğin kaynağını değiştirmek anlamına geliyor. RTÜK’ün Medyametre Medya Kullanım Alışkanlıkları Araştırması’na göre nüfusun yaklaşık üçte biri isteğe bağlı yayın platformlarını izliyor ve bu platformları izleyenler günde ortalama 2 saat 20 dakikasını buraya ayırıyor.
Kültürel faaliyetlere baktığımızda ise tiyatroya, sergiye, müzeye, konsere gitmek artış gösterirken sinemaya gitme alışkanlığı zayıflıyor. Nitekim TÜİK’e göre yıllık sinema seyirci sayısı 2017’de 68,5 milyon iken 2025’te 27,6 milyona indi.
Sonuç olarak üç eksen aynı dönüşümün üç ayrı yüzünü gösteriyor.
Boş zaman basılı ve yayın mecralarından dijital mecralara, verili bağlardan seçilmiş bağlara, ev içinden kamusal mekana doğru kayıyor.
SOSYAL BAĞLAR DÖNÜŞÜYOR
Akraba ziyareti %69,9’dan %67,5’e gerilerken arkadaş ziyareti %55,7’den %60,4’e yükseldi.
İki eğri birbirine yaklaşıyor.
Bu durum, verili bağlar olan akrabalık ve hemşehrilik ilişkilerinin karşısında seçilmiş bağların güçlenmesi olarak okunabilir.
Önceki kuşaklarda sosyal çevrenin omurgasını aile, akraba ve hemşehri ağları oluşturuyordu.
Kentleşme bu ağları coğrafi olarak dağıttı.
Üniversitelileşme hali ve kadınların istihdama katılımı, okul ve iş üzerinden kurulan arkadaşlık çevrelerini genişletti.
Evlilik yaşının yükselmesi ve bekarlık döneminin uzaması da arkadaş çevresini hayatın daha uzun bir bölümünde merkezde tutmaya başladı. Dolayısıyla sosyal ağlar yavaş yavaş tercihle kurulan ilişkilerle örülmeye başlanıyor.
BULUŞMA MEKANLARI DEĞİŞİYOR
Eğlence ve sosyalleşme yerlerine (kafe, kahvehane, bar vb.) gidenlerin oranı %28,8’den %35,3’e yükseldi.
Dışarıda oturmak, kafede buluşmak giderek gündelik sosyalliğin varsayılan biçimi haline geliyor.
Bunda mekan sayısındaki artışın ve kafe kültürünün yaygınlaşmasının payı olduğu kadar, ikinci eksendeki dönüşümün de payı var.
Akraba ziyareti eve dayalı bir pratikken arkadaş buluşması mekana dayalı bir pratik.
Dolayısıyla arkadaş temelli sosyallik büyüdükçe sosyalleşme de evden dışarı taşınıyor.
Aynı örüntü diğer sosyal aktivitelerde de görülüyor.
Ev dışı, ticari veyahut kamusal mekanlarda değerlendirilen zaman artıyor.
Cinsiyet farkı burada belirgin.
Her on erkekten dördü sosyalleşme mekanlarına giderken kadınlarda oran %29,1’de kalıyor.
Ancak asıl dikkat çekici olan bu orandaki değişimin büyüklüğü.
On yıl önce %19,2 düzeyindeyken bugün yarıdan fazla artmış durumda. Artık kadınlar kamusal sosyalleşme mekanlarında eskisinden çok daha fazla yer alıyor.
EN FAZLA ZAMAN UYKUYA
Gün içinde en fazla zaman uykuya ayrıldı.
Uykuya ayrılan zaman, 2025 yılında 10 yaş ve üzeri fertler için günde ortalama 8 saat 55 dakika oldu.
Kadınlar günde ortalama 9 saat uyurken erkeklerde bu süre 8 saat 49 dakika olarak gerçekleşti.
Uykuya ayrılan süre, hafta içi günde ortalama 8 saat 41 dakika iken hafta sonu bu süre, 9 saat 28 dakika oldu.
Uyku faaliyetini, 3 saat 15 dakika ile yemek ve diğer kişisel bakım, 2 saat 25 dakika ile istihdam faaliyetleri (işte geçirilen zaman, iş arama vb.) ve 2 saat 22 dakika ile hanehalkı ve aile bakımı takip etti.
ARAŞTIRMADAN...
İstihdamla ilgili faaliyetlere ayrılan süre erkeklerde daha fazla olurken, Kadınlar hanehalkı ve aile bakımına erkeklerden yaklaşık 3 saat daha fazla zaman ayırdı
Fertlerin günlük en az zaman ayırdığı faaliyet spor ve doğa sporları oldu ve bu bağlamda futbol oynayanların oranı azalırken, voleybol oynayanların oranı arttı.
Gazete, dergi okuyanların oranı azalırken, sosyal medyada vakit geçirenlerin oranı arttı.
DAHA ÇOK YAŞAMAK ELİNİZDE...
Bir profesör konferans vermek üzere salona girer ve dinleyicilere "Hayat nedir? " diye sorar.
Böyle bir soru beklemeyen dinleyicilerin kısa sessizliğinden sonra sözlerine devam eder.
"Bir insan ortalama 70 yıl yaşar.
Günde 24 saatin ortalama 8 saatini uykuda geçirir, kalır 16 saat.
İş ve yolda da ortalama 10 saati geçer, kalır 6 saat.
Yemek ve fiziksel ihtiyaçlar için de 2 saati düşersek kalır 4 saat. Bir insanın günde ortalama üç saat televizyon seyrettiğini düşünürsek kalır 1 saat.
Bu 1 saati bütün ömrü için toplarsak 3 yıl yapar.
Yani ortalama bir insanın ruhunu ve beynini geliştirecek faaliyetlerde bulunması, sevdikleriyle beraber olması, hayatına güzellikler katması için yalnızca üç yılı vardır.
Sadece televizyon seyretmeyi bıraksa 9 yıl kazanır.
Uykusundan bir saat fedakârlık etse 3 yıl daha kazanır.
Her anın önemli olduğunu düşünerek yaşarsa buna daha yıllar ekler. Hayat yaşadığımız zamandır ve zaman su gibi akıp geçer.
İnsan ne yaşarsa bu yıllar içinde yaşar veya yaşamaz."
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
TÜRKİYE BOŞ ZAMANINI NASIL DEĞERLENDİRİYOR?
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
AİDİYET-5
Mustafa Göçer
BUGÜN BİR KÖY ÜNİVERSİTESİNDEYDİM.
Ali Rıza Navruz
DELİ DEDİLER
Mustafa Mete ÖZPINAR
YARADANIN ADIYLA
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR VE ERCİYES KAMP MERKEZİ!
KADİR DAYIOĞLU
GEÇMİŞE BİR YOLCULUK
Nilgun Batıyeli
BİR ROMAN KARAKTERİ NASIL HAYAT BULUR?
M. Kemal Atik
Hayat Irmağımız Neredeyse Yok Olup Gidiyor
Faruk Ergan
YAŞAM BİÇİMİ















