Son duru malum.
Şimdilik ateşkes ilan edilse de bu işin nereye varacağı belli değil.
Son açıklamalar bir hayli dikkat çekici.
Kimse kendini toz kondurmuyor.
Karşılıklı restleşmeler, posta koymalar tam gaz devam ediyor.
Gelinen nokta itibarı ile bir hayli dikkat edilmesi gereken durumlar söz konusu.
Öncelikle ekonomi ile ilgili rakamlar dikkat çekici.
Malum petrol ve gaz fiyatları, altın, döviz aklınıza gelebilecek ne kadar yatırım aracı varsa asansör gibi maşallah.
İniyor-çıkıyor.
Birileri büyük kazanıyor.
Birileri “Kazanıyorum” derken, hem ütülüyor, hem de büyük kaybediyorlar.
Bu konuya dair zaman zaman bu köşede ağırladığımız konunun uzmanlarından emekli bir asker Dr. Naim Babüroğlu @NaimBaburoglu’hnun uyarıları son derece önemli.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE MESELESİ…
Önce bu konu ile yazımıza bir giriş yapalım, daha sonra savaş mevzusuna bakacağız.
Dr. Naim Babüroğlu @NaimBaburoglu Uğur Mumcu; "PKK’nın yurtdışındaki kendi yayınlarını inceledim. İlk kez ikinci Cumhuriyet fikrini ortaya atan Abdullah Öcalan’ın bizzat kendisi olduğunu gördüm. Çünkü, Türkiye gibi bir ülkede devleti kuran siyasal düşünce Atatürkçülüktür. Bu düşünceyi, bu yollarla yıpratmak da örneğin PKK gibi terör örgütlerinin başlıca amaçlarıdır. Öbür bir takım yazar çizer de bunları fantezi için, kendilerine dikkat çekmek için yapıyorlar. Aslında söylediklerinin ipe sapa gelir bir tarafı yoktur. Çünkü Cumhuriyeti bir sayaca bağlamak anlamsızdır.” der.
-İkinci Cumhuriyetçiler ve eski solcu yeni liberal diye ortaya çıkanlar, Uğur Mumcu'nun tarif ettikleridir. Bunlar, Atatürk'e, Üniter ve Ulus devlete karşıdır, PKK'nın hedeflerine hizmet eder, çünkü ABD'ye tapar. Özellikle bu dönemde, medya dahil her yerde kendilerine yer bulurlar…
YENİ SENARYOLARA DAİR…
Diyor ki Babüroğlu; “Bir senaryoya hazır olalım…
Küresel ölçekte önemli olan boğazların/kanalların, uluslararası yönetime devredilmesi senaryosu…
“Küresel ortak alanlar” projesi…
İşte bu proje, ABD’nin gündeminde…
“Küresel ticaretin aksamaması için boğazlar kimsenin egemenliğinde kalamaz” gerekçesine dayanarak…
ABD, Çin ve Rusya ile bu konuda anlaşırsa…
Sıra Türk Boğazlarına, yani Montrö’ye gelecek…”
MONTRÖNÜN STRATEJİK ÖNEMİ...
Önce biraz tarih dersi Dr. Naim Babüroğlu’ndan.
“Padişah, Sevr’in imzalanması için üç kişilik heyet görevlendirir.
Antlaşma, 10 Ağustos 1920’de, Paris civarındaki Sevr Çini Müzesi’nde imzalanır.
Osmanlı heyeti, kurbanlık koyun gibi, dört saat salon dışında bekletilir.
İmza töreni, toplam 15 dakikada biter.
620 yıllık Osmanlı’nın idamı için ayrılan süre, sadece 15 dakikadır.
Sevr ile, Türk Milleti’nin son yurdu da elden gidiyordu.
20 Temmuz 1936…
Atatürk’ün stratejik öngörüsüyle, Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalanır.
Böylece, Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliği sağlanır.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre…
Ticaret gemilerinin Boğazlardan geçişinde, tam bir serbestlik sağlanır.
Türkiye tarafsız ve savaş dışında ise, savaşan ülkelerin savaş gemileri Boğazlardan geçemez.
SEVR-MONTRÖ VE LOZAN…
İşte tarihi sürecin “Nereden nereye” diyebileceğimiz kayıpları ve kazanımları.
Dr. Naim Babüroğlu “Türkiye, bir savaşa girerse veya yakın bir savaş tehlikesi ile karşılaşırsa, Boğazların kullanılması tümüyle Türkiye’nin takdirindedir.
Sevr Antlaşması’na göre, Türklere Anadolu’nun dörtte biri kadar, 200 bin kilometrekareden daha az toprak bırakılmıştı.
Lozan Antlaşması’yla, Türkiye’nin elde ettiği toprağın yüzölçümü 736 bin kilometrekaredir.
Hatay’ın katılmasıyla, 783 bin kilometrekarenin üstüne çıkar.
İsmet Paşa’nın, “On yıl birden yaşlandım” dediği, sekiz aylık süreç sonunda, 143 maddelik Lozan Barış Antlaşması, 24 Temmuz 1923’te imzalanır.
İşgal güçleri, “geldikleri gibi giderler...”
Lozan’la, yeni Türk Devleti’nin varlığı ve bağımsızlığı tüm dünya tarafından kabul edilir.
Ve Türklerin idam fermanı, Sevr Antlaşması tarihe gömülür.
Lozan için, İngiliz Devlet Adamı Churchill:
“Türklerin yeniden Avrupa’ya girmeleri, Müttefikler için en kötü aşağılanmadır…”, der.”
ASIL MESELE ANLAŞILDI
Bundan sonrası daha da önemli.
Dr. Naim Babüroğlu’dan dinliyoruz bu saatten sonra neler olabileceğine dair.
“ABD/İsrail- İran savaşında Hürmüz Boğazı’nın, küresel ölçekte ne denli önemli olduğu görüldü.
Hürmüz Boğazı’nın küresel petrol krizine neden olması, Süveyş Kanalı ve
Çanakkale-İstanbul Boğazı gibi geçitlerin önemini daha da artırdı.
ABD’nin Montrö’ye yönelik attığı adımların zamanlaması dikkat çekicidir.
Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) gerçekleşmesi için, Karadeniz’in,
Kafkasya ve Balkanların ABD denetimine girmesi gerekiyordu.
ABD gemileri, Karadeniz’e geçiş için Montrö hükümlerine takılmamalıydı.
ABD Türkiye Büyükelçisi Ross Wilson, 3 Mart 2006’da bir açıklama yapar.
Ve der ki: “Montrö Antlaşması oldukça açık. Ve biz Karadeniz’in uluslararası sularda bulunmasından kaynaklanan haklarımızdan yararlanmak istiyoruz. Yani gerektiğinde gemilerimiz buraya girebilir…”
Yani, Montrö’nün sınırlayıcı hükümlerinin ABD için kaldırılmasını ister.
Montrö, Boğazların Türk kilididir.
Ve Lozan’ı tamamlayan muhteşem bir diplomatik başarıdır.
Montrö ile Karadeniz, bugüne kadar barış denizi özelliğini korumuştur.
Mesela…
Rusya-Ukrayna savaşına rağmen, Karadeniz savaş alanına dönüşmemişse, bu Montrö sayesindedir.
ABD, İngiltere, Fransa ve NATO uzun yıllardır, kısıtlama olmadan savaş gemilerini Karadeniz’de bulundurmak isterler.
Montrö’yü esnetmek için girişimde bulunurlar.
Böylece, hem Rusya’yı güneyden kuşatmak hem de Karadeniz’in kontrolünü ellerinde bulundurmayı hedeflerler.
2006’da, ABD Senatosu’na bir yasa tasarısı verilir.
“İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını ilgilendiren Montrö Antlaşması’nın, ömrünü doldurduğu, bu anlaşmanın günün koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi gerektiği” belirtilir.
ÖNEMLİ SATIR BAŞLARI…
-Amerikalı yetişkinlerin %60'ı artık İsrail'e karşı olumsuz bir görüşe sahip.
-Bu oran geçen yıl %53, 2022'de ise %42 idi.
-Her iki siyasi partide de 50 yaş altı yetişkinlerin çoğunluğu İsrail'e olumsuz bakıyor. (Demokratların %84'ü, Cumhuriyetçilerin %57'si)
İsrail Başbakanı Netanyahu ateşkes istemiyor.
Diyor ki: "Hala gerçekleştirmemiz gereken bazı hedeflerimiz var. Bunlara ya anlaşma yoluyla ya da savaşın yeniden başlatılması yoluyla ulaşacağız. Gerektiğinde bunu yapmaya hazırız..."
-Yani "Lübnan'ı işgal edeceğiz, İran'ın stratejik altyapısını yok edeceğiz" diyor.
İran'ın Ateşkes önerisi, 10 madde:
-Saldırmazlık
-İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünün devamı
-Uranyum zenginleştirmenin kabulü
-Tüm yaptırımların kaldırılması
-İran’a karşı tüm BM Güvenlik Konseyi kararlarının feshedilmesi
- Tüm Uluslararası Atom Enerji Ajansı kararlarının feshedilmesi
-İran'a tazminat ödenmesi
-ABD savaş güçlerinin bölgeden çekilmesi
- Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerde savaşın sona erdirilmesi.
İran Dışişleri Bakanı'nın paylaşımı: "İran-ABD ateşkesinin şartları açık ve nettir: ABD ya ateşkesi ya da İsrail aracılığıyla devam eden savaşı seçmelidir. İkisini birden elde edemez. Dünya Lübnan'daki katliamları görüyor. Top artık ABD'nin sahasında ve dünya, ABD'nin taahhütlerini yerine getirip getirmeyeceğini izliyor."
-Ateşkes her an askıya alınabilir.
ABD yetkilileri tarafından; Ateşkes anlaşmasına rağmen Orta Doğu'ya binlerce deniz piyadesi ve kara kuvvetinin konuşlandırılmasına devam edileceği belirtildi. (Reuters)
-Bu ateşkes, ABD'ye kuvvetlerini konuşlandırmak için zamanı kazandırıyor.
Dr. Naim Babüroğlu@NaimBaburoglu Bu arada; Yunanistan Karasularını 12 mile çıkarmak istiyor. Zaman zaman bunu dillendiriyor.
-15 Nisan 1976: Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil bunun bir savaş sebebi sayılacağını ABD'ye bildirdi. 12 mil değil, 6 milin üzerine çıkarması durumunda.
-8 Haziran 1995: TBMM bunun savaş nedeni sayılacağını kabul etti.
-Gelecekte Yunanistan bu adımı atma girişiminde bulunacaktır. Türkiye buna hazır olmalı.
YENİ POZİSYON ALMALIYIZ!...
Durum ortada.
Bu nedenle Türkiye geçmişten ders çıkartıp, bugünleri iyi okuyarak geleceğini riske etmemeli.
Barış sürecinin nereye evrileceği ve Orta Doğu’da ki hesaplarını bir süreliğine ertelenip ertelenmeyeceği ya da askıya alınmayacağı önemli değil.
Adamlar niyetlerini açıkladı.
Ortaya koydular resmen ve A’dan Z’ye Arap coğrafyasını kan gölüne çevirdiler.
Oradan sonraki hedef Türkiye.
Çevremiz Yunanistan’dan tutun, Arap coğrafyasına kadar resmen ateş çemberi.
İşin özü Türkiye fabrika ayarlarına yine ve yeniden dönmeli.
Geç kalmamalıyız…
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
KAYSERİ'DE NİSAN AYINDA 2 BİN 62 KONUT SATILDI…
KADİR DAYIOĞLU
CHP YOL AYRIMINDA
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM KALABALIĞI
Mustafa Mete ÖZPINAR
MEZHEPCİLİK ve BÖLÜCÜLÜK
Mustafa Göçer
KURBAN PAYLAŞMAK, FİDAN YAŞAMAK İÇİN
Ali Rıza Navruz
HASAN ALİ KASIR/ DELAL/
İhsan Görücü
BİLMEDİĞİNİ BİLMEYENLERİ GEÇECEKSİN
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR’DA BEKLENTİLER BAYRAM SONUNA ÖTELENDİ!
M. Kemal Atik
Tasavvuf Terminolojisinde VECD
Faruk Ergan
SUSMAK!















