Yine gündem dolu.
Yine her şey önemli.
Yine zamanımızı alacak, konuşulacak, tartışılacak, öyle ya da böyle değişecek sürüyle konu var.
Bunların çoğunun gerçekten önemli olduğunun elbette farkındayım.
Ancak ben, gündemin gelip geçici başlıklarının yanı sıra, geleceğimizin devamı ve ferahı açısından çok daha temel bir meseleye dikkat çekmek istiyorum:
Tarım ve Hayvancılık.
Uzun zamandır üzerinde çalıştığım, yalnızca yazıp konuşmakla kalmayıp elimden geldiğince somut bir şey yapmaya çalıştığım bir konu bu.
Çünkü ülkenin sorunları karşısında hepimizin yapabileceği bir şey olduğuna inanıyorum.
Herkesin imkânı, çevresi ve gücü aynı değil.
Ama elinde ne varsa onu, ülkenin geleceği için değerlendirmek mümkün.
Ben de kendi imkânım ve gücüm ölçüsünde bunu yapmaya çalışıyorum.
Çünkü üretici ayakta kalamazsa yalnızca bir çiftçi kaybetmeyiz.
Üreten toprağı, hayvanı, tohumu ve nihayetinde kendi geleceğimizi kaybederiz.
ÜRETİCİ NEDEN AYAKTA KALAMIYOR?
Bir ülkenin tarımını ve hayvancılığını konuşurken çoğu zaman fiyatlardan, ithalattan, desteklerden ve artan maliyetlerden söz ediyoruz.
Ama bütün bu başlıkların ortasında gözden kaçırdığımız bir gerçek var:
Üreten insan giderek üretmekte zorlanıyor.
Tarlasını eken, hayvanına bakan, günün büyük bölümünü üretimin başında geçiren küçük üretici; yemden gübreye, mazottan ilaca kadar neredeyse her aşamada artan maliyetlerle karşı karşıya.
Üstelik ürettiği ürünün fiyatını çoğu zaman kendisi belirleyemiyor.
Yani üretirken maliyetini kontrol edemiyor, ürününü satarken de kazancını belirleyemiyor.
Bunun sonucunda üretici ya borçlanıyor ya üretimini küçültüyor ya hayvanını azaltıyor ya da bütün bunlara rağmen bir süre daha dayanıp sonunda üretimden çekiliyor.
Oysa kaybettiğimiz yalnızca bir üretici değil.
Boş kalan bir tarla, azalan bir hayvan varlığı, terk edilen bir üretim alanı; yılların emeğinin ve farkındalığının da kaybolması demek.
Ve biraz daha ötede, kendi istikbalimizin solması.
Bugün soframıza gelen her ürünün arkasında bir üretici var.
O üretici yoksa, market rafındaki ürünün varlığını da uzun süre garanti kabul edemeyiz.
Bu nedenle sorunu yalnızca “çiftçinin sorunu” olarak görmek büyük bir yanılgı.
Bu, hepimizin sorunu.
Peki bu noktaya nasıl geldik ve bundan sonra ne yapabiliriz?
PEKİ BİZ NE YAPABİLİRİZ?
İlk akla gelen cevap çoğu zaman “Devlet ne yapacak?” oluyor.
Elbette devletin bu konuda çok önemli sorumlulukları var.
Üreticiyi koruyacak, üretimi sürdürülebilir kılacak politikalar oluşturmak ve uygulamak kamunun görevi.
Ama yalnızca bunu bekleyerek geleceğimizi güvence altına alabilir miyiz?
“O yapmıyorsa ben neden yapayım?” deme lüksümüz var mı?
Ben buna inanmıyorum.
Çünkü toplum olarak bizim de yapabileceğimiz çok şey var.
Herkesin imkânı aynı değil. Kiminin parası, kiminin bilgisi, kiminin çevresi, kiminin ise yalnızca ulaşabileceği birkaç insan var.
Ama herkes, elindeki imkânı bir başkasının üretmeye devam edebilmesi için kullanabilir.
Bir üreticiden doğrudan ürün almakla başlayabiliriz.
Yerel üreticiyi tercih edebiliriz.
Üreticinin emeğinin karşılığını almasını sağlayacak oluşumlara destek olabiliriz.
Bazen bir miktar maddi destek, bazen bir paylaşım, bazen de doğru insanlara ulaşmasını sağlamak bile bir şeyleri değiştirebilir.
Çünkü mesele yalnızca para değil.
Mesele, üretimin devam etmesine omuz vermek.
Ben uzun zamandır bunun için kendi imkânım ve gücüm ölçüsünde bir şeyler yapmaya çalışıyorum.
Önümüzdeki süreçte bunun için attığımız somut adımları ve bugün geldiğimiz noktayı da sizlerle paylaşacağım.
Belki siz de kendi imkânınız ölçüsünde bir şey yapmak istersiniz.
Çünkü geleceğe şans tanımak, yalnızca birilerinin harekete geçmesini beklemekle değil; hepimizin yapabileceği küçük ya da büyük bir katkıyı ortaya koymasıyla mümkün.
Bu nedenle sizden ricam çok basit:
Okuyun, düşünün ve mümkün olduğunca paylaşın.
Çünkü bazen bir paylaşım, hiç tanımadığımız bir insanın bu meseleyle karşılaşmasını sağlar.
Bu süreçte yaşanan gelişmeleri de satır satır sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Takipte kalmanız dileklerimle
Nilgun Batıyeli
TARIM VE HAYVANCILIK – GELECEĞE ŞANS TANIMAK
Mustafa Cengiz
ŞEHİR İNANSIN, KAYSERİSPOR HEDEFİNE BU SEZON ULAŞSIN!
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
KIŞIN VAZGEÇERSEN, DİĞER MEVSİMLERİ YAŞAYAMAZSIN!
Ali Rıza Navruz
Türk’e has şarkı.. T ü r k ü...
Mustafa Mete ÖZPINAR
İNSAN HAYATI ve SONU
KADİR DAYIOĞLU
SAÇININ TELLERİNE…
AHMET KARAASLAN
MUTLULUKLA YAŞA ÇOCUK
Faruk Ergan
ZILGIT ÇEKMEK!
Mustafa Göçer
HEP BİRLİKTE BAŞARMAMIZ MÜMKÜN
M. Kemal Atik
CUMHURİYET MEYDANI’NDA İNSAN DENEN MEÇHUL – 6