Merhaba,
Önümüzdeki birkaç yazımda, mitoloji ve destanların izini sürerek bugünün insanını anlamaya çalışacağız.
Çünkü binlerce yıl önce anlatılan bazı hikâyeler, aslında bugünü anlatmaya hâlâ devam ediyor.
Kronos'un hikâyesi de bunlardan biridir.
Bugün size, binlerce yıldır anlatılan bir mitolojik karakterden söz etmek istiyorum.
Çünkü bazı hikâyeler yalnızca geçmişi anlatmaz; insanlığın hiç değişmeyen yönlerini de gözler önüne serer.
Kronos'un hikâyesi de bunlardan biridir.
Yunan mitolojisine göre gökyüzünün tanrısı Uranos ile yeryüzünü simgeleyen eşi Gaia, Titanların anne ve babasıydı.
Ancak Uranos, çocuklarının gücünden korkuyor ve onları doğar doğmaz yeryüzünün derinliklerine hapsediyordu.
Bu zulüm, Gaia'nın artık dayanamayacağı bir noktaya ulaşmıştı.
Gaia artık bu düzene son vermeye kararlıydı.
Çocuklarından, babaları Uranos'u iktidardan indirmek için yardım istedi.
Ancak hiçbirinin buna cesareti yoktu.
Yalnızca biri annesinin çağrısını kabul etti.
Adı Kronos'tu.
Kronos, annesinin verdiği keskin orakla babası Uranos'u etkisiz hâle getirdi ve onu iktidardan indirdi.
Uranos ise giderken oğlunu lanetledi:
"Sen de bir gün kendi çocuklarından biri tarafından devrileceksin."
Böylece Titanların yeni lideri Kronos oldu.
Bir bakıma zalim bir düzen sona ermişti.
Fakat tarih çoğu zaman yalnızca yeni bir sayfa açar; kitabı değiştirmez.
Belki de o gün Kronos'un omuzlarına yalnızca bir lanet değil, ömür boyu taşıyacağı bir korku da yüklenmişti.
Tahta oturan Kronos, zamanla bu korkunun esiri oldu.
Ve her doğan çocuğunu bütün olarak yuttu.
Bir zamanlar özgürlüğü savunan oğul, şimdi kendi iktidarını korumak için çocuklarından korkan bir babaya dönüşmüştü.
Fakat kader, bazen en çok kaçmaya çalıştığımız yerde bizi bekler.
Kronos'un yutamadığı tek çocuk Zeus oldu.
Annesi Rhea onu gizlice Girit Adası'nda dünyaya getirdi. Kronos'a ise kundaklanmış bir taş verdi.
Kronos, taşı çocuğu sanarak yuttu.
Yıllar geçti. Zeus büyüdü. Tıpkı babasının bir zamanlar yaptığı gibi, o da iktidara karşı çıktı.
Sonuçta Titanlarla yapılan büyük savaşın sonunda Kronos devrildi.
Böylece döngü de tamamlandı.
Peki gerçekten tamamlandı mı?
Yoksa yalnızca isimler mi değişti?
Mitolojiler çoğu zaman tanrıları anlatıyor gibi görünür; oysa aslında insanı anlatırlar.
Satır aralarında, insanın hiç değişmeyen yönlerini saklarlar.
Güç...
Hırs…
Bencillik…
Onu elde etme arzusu...
Onu kaybetme korkusu...
Ve bu korkunun insanı, bir zamanlar karşı çıktığı kişiye dönüştürmesi...
Belki de Kronos'un asıl mirası Titanların hükümdarlığı değildi.
Belki de asıl mirası, gücü elinde tutan herkesin zihnine bıraktığı o görünmez soruydu:
"Ya bir gün bana da aynısı yapılırsa ve yerimden, gücümden olursam?"
İşte o korku, çağlar boyunca farklı isimlerle yaşamaya devam etti.
Koltuk değişti.
Taç değişti.
Çağ değişti.
Ama güce tutunan eller pek değişmedi.
Böylece Kronos hiçbir zaman ölmedi.
Çünkü Kronos, gücü kaybetme korkusunun adıdır.
Ne zaman bir insan, makamını ya da iktidarını korumak uğruna adaleti, vicdanı ve geleceği feda etmeye başlarsa, işte o gün yeni bir Kronos doğar.
Çünkü tarih boyunca her çağ, kendi Kronos'larını yaratmıştır.
Ahlak ve adalet duygusundan ayrılmamanız dileğiyle...
Görüşmek üzere.
Nilgun Batıyeli
HER ÇAĞIN KRONOS'LARI VARDIR
Mustafa Cengiz
GELENLER GİDENLER VE DAHA NELER NELER!
Ali Rıza Navruz
BİR ŞAİR ÖLÜNCE...
KADİR DAYIOĞLU
BEDESTEN
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
İNSANLIK AĞIR BİR SINAV VERİYOR...
Mustafa Mete ÖZPINAR
TÜRKİYE NELERE DİKKAT ETMELİ
Mustafa Acar
MASUMLAR APARTMANl
Bekir Oğuz Başaran
BEN KAYSERİYİM
Mustafa Göçer
UYANMALlYlZ
Çınar Can Özyürek
EMLAKTA DOĞRU ZAMAN Ml, DOĞRU KARAR Ml?