Her yazar, yazısını tamamladıktan sonra en az bir kez aynı soruyu kendine sorar.
Okur gerçekten ne arıyor?
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Çünkü aynı metni okuyan iki insan, aynı satırlarda bambaşka
anlamlar bulabilir.
Birinin umut olarak gördüğünü, diğeri eleştiri olarak okuyabilir. Birini derinden etkileyen bir cümle, başka biri için sıradan gelebilir.
Belki de yazının asıl gücü tam burada saklıdır.
Eskiden insanlar gazeteleri büyük ölçüde haber almak için satın alırdı. Bugün ise dünyanın öbür
ucunda yaşanan bir gelişmeyi birkaç dakika içinde öğrenebiliyoruz.
Peki, o hâlde bir köşe yazısının görevi ne?
Eğer haber artık her yerdeyse, bir yazıyı değerli kılan nedir?
Benim cevabım ise şu:
Bir metin yalnızca bilgi vermek için yazılmaz. Asıl mesele, okurun zihninde yeni bir pencere açabilmektir. Çünkü insanlar çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, olaylara hep aynı açıdan
baktıkları için aynı yerde kalırlar.
Belki de bu yüzden bazı yazılar sayfalar dolusu ayrıntı anlattığı hâlde kısa sürede unutulur.
Bazıları ise tek bir cümleyle yıllarca hafızalarda yaşamaya devam eder.
Modern çağın en büyük çelişkilerinden biri de budur.
Hiç olmadığımız kadar çok şey biliyoruz.
Ama hiç olmadığımız kadar az düşünüyoruz.
Bir başlığı görüyor, birkaç satır okuyor ve bir sonrakine geçiyoruz.
Oysa iyi bir metin, okurunu acele ettirmez.
-Onu durdurur.
-Düşündürür.
-Bazen rahatsız eder.
-Bazen tek bir cümleyle bütün ezberini bozar.
Bana göre gerçek yazarlık tam da burada başlar.
Okurun duymak istediklerini yazmak elbette daha kolaydır. İnsanlar kendilerini haklı
çıkaran cümleleri sever. Bildiklerini duymayı da.
Fakat kalıcı yazılar çoğu zaman bunu yapmaz.
Yeni sorular sorar.
Yeni ihtimaller gösterir.
Bazen okurun konfor alanını bozar.
Çünkü değişim, çoğu zaman rahatsız edici bir soruyla başlar.
Bir yazının değeri de yayımlandığı gün aldığı övgülerle ölçülmez.
Aradan günler geçtikten sonra yeniden hatırlanıyorsa...
Bir karar verirken akla geliyorsa...
İnsanın dünyaya bakışında küçük de olsa bir iz bırakıyorsa...
İşte o metin gerçek amacına ulaşmıştır.
Okur bugün uzun metinlerden kaçmıyor.
Boşa harcanan zamandan kaçıyor.
Eğer ilk satırlar ona bir şey vaat etmiyorsa, sayfayı kapatıyor.
Ama ilk cümle zihnine dokunuyorsa...
Birkaç dakikasını hiç düşünmeden sana emanet ediyor.
Bence bu yazının cevabı, onu sonuna kadar okuyup okumadığınızdadır.
Eğer hâlâ buradaysanız, bu yazı görevini yerine getirmiş demektir.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere hoşça kalın…
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
YA YENİ BİR YOL BULACAĞIZ, YA YENİ BİR YOL YAPACAĞIZ!
Ali Rıza Navruz
PAŞA GÖNLÜME...
Nilgun Batıyeli
Okur Metinlerde Ne Arıyor?
Mustafa Mete ÖZPINAR
TÜRKİYE ve İRAN İÇİN BÜYÜK TUZAKLAR
KADİR DAYIOĞLU
GEÇMİŞTE BİR UFUK TURU...
Bekir Oğuz Başaran
OLMADI, HİÇ, OLMADI
Ali İhsan Öztürk
ATEŞ YANlYOR, O DUMAN TÜTÜYOR
Mustafa Cengiz
ERCİYES 38 FK’DA KONGRE GÜNÜ
Mustafa Göçer
FİDAN DİKİMİ ÜZERİNE
Faruk Ergan
BAŞLAMADAN BİTİRMEK!