Bu bölümü yazmaya ihtiyaç neden ileri geldi, çoğunluğun resmi devlet görevlileri, bürokrasi temsilcileri, kamu yetkilileri karşısında protokol kültürünün zayıf olduğunu fark ettim.
Mesela: Kentin valisi bir Kurum ve Kuruluş üyelerini, çalışanları makamında ağırladığı zaman uygulanacak ve dikkatle uyulması gereken adap kuralları var ki, ekser insanlar bunu bilmiyor.
Genç arkadaşlara bilhassa tavsiyem, resmi devlet adamı, vali, emniyet müdürü, komutan ve tüm üst düzey kamu yetkilileri ile aynı ortamda bulunuyorken, öncelikle onlara dikkat edin, onlar oturmadan siz oturmayınız.
Onlar davet etmeden içeriye girmeyiniz. Makam sahibi oturduktan sonra “buyurun oturun” diye hitap ettiği sırada otura bilirsiniz.
Söze önce siz başlamayınız. “Ne arzu edersiniz”- diye teklif edildiğinde nazikçe teşekkür edip makam sahibinin tercih ettiği çay, kahve gibi içeceklerden aynısını rica ede bilirsiniz.
Çay sofraya geldiğinde makam sahibi çayı içmeden önce siz çaya dokunmayın (veya kahve, veya su). Makam sahibi buyurun diye ikram ettiği zaman çayınızı içe bilirsiniz.
Çoğu insanlar makam sahibi, vali, belediye başkanı karşısında çay içtiği zaman çay kaşığını sesli şekilde cıngırdata- cıngırdata uzun –uzun karıştırıyor.
Bu protokol adabı için oldukça kaba bir hata sayılır.
Özellikle bu gibi devlet idarelerine işe girmek için davet edilen makamlarda dikkat edilecek husustur.
Mutlaka bu davranışlar not alınıyor.
O yüzden devlet yönetim kurumlarında işe girmek için makam sahibinin daveti ile özel makamında ağırlanan vatandaşlar protokol adabına ciddi manada önem vermeli, çayı karıştıracağı zaman kaşığı bardağın dibinde sessiz bir şekilde bir –iki kez döndürüp şekerin çaya karışmasını sağlamayı başarmalıdır.
Makam sahibi karşısında katiyen bacak bacak üstüne oturulmaz.
Bacaklar bir birine bitişik, resmi oturuş şekli ile kültürlü – yavaş ve akıcı konuşma biçimi ile iletişim sağlanır.
Makam sahibine uzun uzadıya problem, sorun anlatılmaz, kısa ve öz, edebi Türkçe dili ile meram anlatılır.
Sorulara net ve kısa cevaplar verilir, makama gidecekken özenli ve ciddi kıyafet tercih edilir.
Makam sahibi misafirliklerin kısa tutulmasını belirten son söz konuşması yaptığı zaman bunun görüş süresinin sona gelindiği anlamı taşıdığını biliniz.
Ve makam sahibine nazik misafirperverliği için teşekkür ederek makam odasından nazikçe ayrılın.
Makam sahibi konuştuğu sırada sakın sözünü kesmeyin, bu da çok kabalıktır.
Kitap okuyun.
Hem de kitapçıdan alarak, kitabın kokusunu
içinize çekerek, kitap davranış biçimi gibi dikkate alınır.
Elbette tüm bunları alışkanlık edine bilmek ayrıca bir kültür seviyesine ulaştırır.
Bunu da yine kitap okuyarak ve kitapları inceleyerek öğrene bilirsiniz.
Şahsi gelişiminiz için mutlaka sergi, fuar, müze, açılış gibi devlet yetkililerinin ve resmi kurum temsilcilerinin gittiği yerlere gidiniz.
Etrafı gözlemleyiniz. İnsanların bir birileri ile nasıl iletişimde olduklarını, devlet erkanlarının kalabalık ortamlarda nasıl konuştuklarını, halktan kişilere, açılış etkinlikleri sahiplerine nasıl hitap ettiklerine şahit olun ve kendinizi geliştirin.
Bunun için yine de kitap okumak lazım, kitaplarla dost olmak lazım.
Kitaplar konuşma biçiminizi güzelleştirir, geliştirir ve kibarlaştırır.
Kitap okuma hazzını içten hissederek okuyun. Kitap okumak çok eğlenceli ve harika bir vakit
değerlendirmesidir.
Kitapların öğrettiğini bazen bir üniversite öğretemeye bilir.
Kitap okuma alışkanlığı edinen insanlar iyi insanlardır, tabi dünyanın iyiliği üzerine yazılan kitapları okuyanlar.
Kitap okumak zihniyeti ve ufku açar. Gelişmelere geniş açıdan bakmanızı sağlar ve analiz yeteneğinizi derinleştirir.
Tek kelime ile :
Kitap okumak farklı bir zevktir!
Mustafa Göçer
FİDANLARI BİRLİKTE DİKİYORUZ:
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
KUR’AN’IN ÇİZDİĞİ İYİ İNSANIN ÖZELLİKLERİ
KADİR DAYIOĞLU
ŞAİR EŞREF ve NEYZEN TEVFİK
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
PROTOKOL ADABI
Ali Rıza Navruz
DÖŞÜME DÜŞEN DÜŞ
Ali İhsan Öztürk
HAYATIM
Bekir Oğuz Başaran
BABANIZ ÂŞIK ÇOCUKLAR
Mustafa Cengiz
BİR DÜNYA KUPASININ ARDINDAN-3
Mustafa Mete ÖZPINAR
TÜRKİYE DÜNYADA HERŞEYİ İLE BİRTANEDİR
Nilgun Batıyeli
Ne Yiyorduk, Ne Yiyoruz, Yarın Ne Yiyeceğiz?