TOPLUMUN BOZULUŞ MANİFESTOSU
Ey Türk oğlu Türk,
Titre ve kendine gel!
Bir sözle başladık,
bir atasözüyle meşrulaştırdık,
bir cümleyle çürüttük…
“Bal tutan parmağını yalar” dedik;
hırsızlığı normalleştirdik.
“Devletin malı deniz, yemeyen domuz” dedik;
devleti soymayı maharet saydık.
“Yemeyenin malını yerler” dedik;
dürüstlüğü enayilikle eş tuttuk.
“At binenin, kılıç kuşananın” dedik;
gaspı, dolandırıcılığı güçlünün hakkı sandık.
“Kol kırılır yen içinde kalır” diyerek
zulmü, tacizi, adaletsizliği örttük.
“Söz gümüşse sükût altındır” dedik;
yalancıyı, düzenbazı, suskunluğu erdem zannettik.
“Komşuda pişer, bize de düşer” diyerek
emeğin değil fırsatçılığın peşine düştük.
“Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” dedik;
menfaatçiliği fıtrat ilan ettik.
“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” diyerek
doğruluktan kaçtık,
yalana ve talana sarıldık.
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” dedik;
bencilliği hayat tarzı yaptık.
Ve bugün gelinen nokta ortadadır:
Toplum çözülmüş, ahlak aşınmış, adalet yaralanmıştır.
Hakkı savunan yalnız,
yanlışı yapan ödüllüdür.
Devlet zayıfladıysa,
sebebi önce dış güçler değil, iç çürümeyi aramak gerekir.
Çünkü hakikat nettir:
Bir millet önce sözleriyle bozulur, sonra düzeniyle çöker.
Velhasıl;
Lût kavminin ahlaki çöküşüne,
Âd kavminin kibirli sonuna doğru sürükleniyoruz.
Sonumuz hayra alamet değildir.
Kur’an açıkça uyarır:
“Bir kavim kendini bozmadıkça Allah onların durumunu bozmaz.”
(Ra’d, 13/11)
Bu bir kader değil, uyarıdır.
Bu bir vaaz değil, hesaplaşma çağrısıdır.
Ya ahlakı, adaleti ve devlet ciddiyetini yeniden inşa edeceğiz,
ya da çürümeyi normalleştirenler olarak tarihe not düşüleceğiz.
Seçim milletindir.
Milliyetçi Türkiye Partisi
Kayseri İl Başkanı
Yıldırım Akgül






























