RÖPORTAJ
Giriş Tarihi : 30-08-2025 23:08   Güncelleme : 30-08-2025 23:16

MEHMET BOYRAZ İLE FOTOĞRAFÇILIK ÜZERİNE ÇlNAR CAN ÖZYÜREK RÖPORTAJI

MEHMET BOYRAZ İLE FOTOĞRAFÇILIK ÜZERİNE ÇlNAR CAN ÖZYÜREK RÖPORTAJI

Doğadaki Hazinem: Mehmet Boyraz’ın Alanya’da Başlayan Fotoğraf Serüveni

Röportaj: Çınar Can ÖZYÜREK

2007 yılında Alanya’da başlayan fotoğraf serüveniyle bugün doğayı bir hazine gibi gören Mehmet Boyraz’la, objektifin ardındaki hikâyesini konuştuk.

– Fotoğraf sizin için ne ifade ediyor?

Mehmet Boyraz: “Benim için fotoğraf, sadece bir kare değil; geçmişimden bugüne uzanan bir yolculuk. Annemin elinde gördüğüm üç eski fotoğrafla başladı aslında her şey. O karelere baktığımda, annemi hiç dokunmadan sevmeyi öğrendiğimi fark ettim. Fotoğraf da öyle; dokunmadan sevmek, hissetmek, saklamak…”

– Peki bu yolculuğun başlangıcı sizin için nasıl oldu?

Mehmet Boyraz: “2007 yılında içimdeki dev beton yığınlarını yıkarak yola çıktım. Eğer insan yaşamak istiyorsa, önce içindeki beton yığınlarını yıkmalı. Bir bahane edip yola çıkmalı… Bunun erkeği ya da kadını yoktur. Hep şunu derim: İnsan oturduğu yerde hikâye ve roman okur; ama unutmayalım ki onlar hep başkalarının hayatıdır. Eğer bir bahane edip yola çıkarsanız, kendi hikâye ve romanınızı yazmaya başlarsınız.

Mesela bir tren yolculuğu… Hayatınıza ne katar? Bence çok şey katar. Yeni bir hikâye yolculuğuna çıkarsınız. Ve bir gün dönüp dersiniz ki: ‘Benim bu hayatta kendime ait çok hikâyelerim var.’ İşte o an insan, gerçekten yaşamış olur.”

– Doğayı seçişinizin özel bir anlamı var mı?

Mehmet Boyraz: “Evet, doğayı seçişim çocukluğuma dayanıyor. Babaannem hastalandığında bahçeden topladığı şifalı bitkilerle ona çay hazırlardı. O anıların kokusu hâlâ burnumda. Doğa benim için yalnızca bir manzara değil; geçmişle bugünü buluşturan bir hazine.”

– Bu hazineyi nasıl tanımlıyorsunuz?

Mehmet Boyraz: “Her kare, benim hafızamdan bir iz taşıyor. Yaşadığım coğrafya bana sürekli bir keşif çağrısı yapıyor. O çağrıya kulak vermek ve bu keşfi insanlarla paylaşmak bana tarifsiz bir mutluluk veriyor. Fotoğraf benim için sadece sanat değil, aynı zamanda bir davet.”

– Bu davetin izleyiciye yansıması nasıl olmalı sizce?

Mehmet Boyraz: “Benim dileğim, herkesin kendi yaşadığı coğrafyayı yeniden keşfetmesi. Çünkü bulunduğunuz yer, aslında dünyanın en güzel yeridir. Burası bir eviniz, bir köyünüz olabilir; ama yaşadığınız toprak size sürekli bir şeyler fısıldar. Anadolu’nun doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi… Her birinin farklı kültürleri, zenginlikleri var. Bu çeşitliliği görmek, belgelemek ve aktarmak çok kıymetli.”

– Objektifinizden geçen kareleri siz nasıl adlandırıyorsunuz?

Mehmet Boyraz: “Ben onlara ‘doğa hazineleri’ diyorum. Çünkü bu hazine yalnızca görsel bir güzellik değil. Çocukluk anılarım, kültürel mirasımız, bizi biz yapan değerler… Hepsi o karelerin içinde. Bazen bir ağaç, bazen bir taş, bazen bir bakış… Onlar bana hep şunu hatırlatıyor: Dokunmadan da sevebilirsiniz. Tıpkı annemi sevdiğim gibi.”

Mehmet Boyraz’ın fotoğrafları, sadece doğanın değil, insanın iç dünyasının da aynası. Onun objektifinde her kare bir davet, her kare bir hatıra, her kare bir hazine.

AdminAdmin