SAĞLIK
Giriş Tarihi : 02-09-2026 12:06

OBEZİTE TEDAVİSİNDE ZAMAN ÖNEMLİ

Obezite tedavisinde zaman kaybetmemek önemli  

OBEZİTE TEDAVİSİNDE ZAMAN ÖNEMLİ

Son dönemde popülerleşen zayıflama iğneleri obezite tedavisini yeniden gündeme taşırken, uzmanlar her hastanın metabolik yapısının, obezite derecesinin ve eşlik eden hastalıklarının farklı olduğuna dikkat çekiyor. Erdem Hastanesi Çakmak Şubesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Rafail Ibayev, obezitenin kronik ve çok faktörlü bir hastalık olduğunu belirterek, “Tedavide önemli olan popüler olan yöntemi seçmek değil, hastanın ihtiyaç duyduğu doğru tedaviyi zamanında belirlemek. Özellikle morbid obezite ve eşlik eden hastalıkların bulunduğu durumlarda uygun tedavinin gecikmesi, zamanın sağlık aleyhine işlemesine neden olabiliyor” dedi.

Obezite ve kilo kontrolü, bilgi kirliliğinin en yoğun yaşandığı alanlardan biri. Sosyal medyada karşılaşılan şok diyetler, mucizevi olduğu iddia edilen çaylar ve bilimsel dayanağı olmayan alternatif uygulamalar nedeniyle hastaların aylar hatta yıllar kaybedebildiğini belirten Erdem Hastanesi Çakmak Şubesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Rafail Ibayev, son dönemde popülerleşen zayıflama iğnelerinin de hastanın genel sağlık tablosundan bağımsız şekilde tek ve kalıcı çözüm olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Her hastanın metabolik hızının, genetik altyapısının ve obezite derecesinin birbirinden farklı olduğunu vurgulayan Op. Dr. Ibayev, “Başkasına iyi geldiği iddia edilen bir yöntemin her hastada aynı sonucu vermesini beklemek doğru değil. Özellikle morbid obezite tablosunda hastanın ihtiyaç duyduğu tedaviyi belirlemek için mutlaka tıbbi değerlendirmeye başvurulması büyük önem taşıyor” diye konuştu.

Obezite yalnızca fazla kalori alımıyla açıklanamaz

Obezitenin kronik ve çok faktörlü bir hastalık olduğunun altını çizen Op. Dr. Ibayev, tedavi planlanırken yalnızca kilo miktarına değil, obezitenin altında yatan nedenlere de bakılması gerektiğini söyledi. İnsülin direnci, tiroid fonksiyon bozuklukları veya yeme davranışı bozuklukları gibi faktörlerin yeterince değerlendirilmemesinin tanıyı geciktirebildiğini ve tekrarlayan kilo alma başarısızlıklarına zemin hazırlayabildiğini belirten Op. Dr. Ibayev, “Altta yatan metabolik sorunların tespit edilmemesi durumunda eksik ve sonuçsuz çabalarla aylar kaybedilebiliyor. Kapsamlı bir endokrinolojik değerlendirme, kan tablosu analizi ve psikolojik değerlendirmelerin yapılması, doğrudan nedene yönelik ve en kalıcı sonuç verecek cerrahi protokolünün belirlenmesini sağlar” dedi.

Yo-yo diyet döngüsü bir uyarı işareti olabilir

Obezite cerrahisinde vücut kitle indeksi (VKİ) ve eşlik eden hastalıkların tedavi aciliyetini belirleyen en temel unsurlar olduğunu belirten Op. Dr. Ibayev, VKİ 35 ve üzerinde olan, beraberinde tip 2 diyabet, hipertansiyon veya uyku apnesi gibi hastalıkları bulunan kişilerde “biraz daha bekleyelim” yaklaşımının doğru olmadığını söyledi. Zaman ilerledikçe obezitenin organlar üzerindeki yıkıcı etkisinin arta bileceğini, kalp-damar sisteminin yıpranabileceğini ifade eden Op. Dr. Ibayev, “Bekleyerek ve sonuçsuz yo-yo diyet döngülerine girerek geçirilen her ay, uygulanacak metabolik cerrahinin organları onarma ve diyabeti remisyona sokma şansını doğrudan ve olumsuz yönde etkilenebilir” dedi. Ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan, kontrol altına alınamayan diyabeti olan, karaciğer yağlanması veya obeziteye bağlı ciddi eklem dejenerasyonları yaşayan hastalarda zamanın çok daha kritik olduğunu belirten Op. Dr. Ibayev, bu risk faktörlerine sahip kişilerde yaşları genç olsa dahi iç organ yağlanması ve metabolik sendromun hızla ilerleyebildiğini söyledi.

VKİ 40'ın üzerindeyse sonuç vermeyen yöntemlerde ısrar zaman kaybettirebilir

Diyet ve egzersiz programlarının sağlıklı yaşamın temelini oluşturduğunu belirten Op. Dr. Ibayev, ancak morbid obezite (VKİ> 40) tablosunda, uzman kontrolünde yapılmasına rağmen defalarca başarısızlıkla sonuçlanan rejim denemelerinde uzun süre ısrar etmenin ciddi bir zaman kaybına dönüşebildiğini vurguladı. Yıllar süren ve sonuç vermeyen diyet-egzersiz döngülerinin ardından cerrahiye geçilmesinin uluslararası kılavuzlarca önerildiğini belirten Op. Dr. Ibayev, başarı şansı düşük ara yöntemlerle kaybedilen sürecin, hastanın obezite cerrahisi ile daha erken kavuşabileceği sağlıklı yaşam potansiyelini azaltabileceğini ifade etti.

Tedavide tek tip çözüm yok

Bariatrik ameliyatlarının kişiye özgü ve multidisipliner yürütülmesi gereken bir süreç olduğunu belirten Op. Dr. Ibayev, cerrahi kararı verildiğinde de her hastaya aynı yöntemin uygulanmasının doğru olmadığını söyledi. Doğru tanı konulmadan ve hastanın anatomik yapısına uygun cerrahi yöntem seçilmeden planlanan süreçlerin hastalarda hem fizyolojik hem de psikolojik yıpranmaya neden olabileceğini ifade eden Op. Dr. Ibayev, tüp mide ve gastrik bypass gibi yöntemler arasındaki seçimin hastanın tıbbi geçmişi, yeme alışkanlıkları ve yandaş hastalıkları dikkate alınarak yapılması gerektiğini vurguladı. 

Cerrahi de tek başına çözüm değil

Obezite cerrahisinin “sihirli bir değnek” değil, güçlü bir araç olduğunu belirten Op. Dr. Ibayev, ameliyat sonrasında kalıcı başarı için hastanın yaşam tarzının ve takip sürecinin de tedavinin bir parçası olması gerektiğini söyledi. Tekrar kilo alımı yaşandığında mide anatomisinin güncel durumu, beslenme alışkanlıkları, vitamin-mineral değerleri ve psikolojik adaptasyonun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Ibayev, “Tedavi ve takip şeması bu bulgular ışığında güncellenmeli, gerekiyorsa diyetisyen ve psikolog eşliğinde davranışsal terapiler veya revizyon cerrahisi ihtimalleri değerlendirilerek kişiye özel yeni bir yol haritası çizilmelidir” dedi.

 

AdminAdmin