#İhsanDüşünmedenEdemiyor
KONJONKTÜRE GÖRE DAVRANAN İNSANLA ŞEMŞAMER ARASINDAKİ FARK NEDİR?
Şemşamer, yani ayçiçeği, güneşe döner yüzünü. Güneşin doğuşunu, yükselişini ve batışını takip eder. Bunu yaparken kimseden alkış beklemez, kimseye yaranmaya çalışmaz, döndüğü yönü de bir dava, bir fikir ya da bir kahramanlık hikâyesi olarak anlatmaz.
Peki, konjonktüre göre davranan insan ne yapar?
O da gücün, makamın, iktidarın ve menfaatin bulunduğu yöne döner. Ancak şemşamerden bir farkı vardır: Döndüğünü kabul etmez!
Dün savunduğuna bugün karşı çıkar, dün karşı çıktığına bugün methiyeler düzer. Dün yanlış dediğine bugün doğru, dün uzak durduğuna bugün yakın der. Şartlar değiştikçe fikirleri değişir; güç dengeleri değiştikçe dostları, düşmanları ve hatta dün uğruna mücadele ettiğini söylediği değerleri bile değişiverir.
Üstelik bütün bu dönüşleri öyle ustalıkla anlatır ki kendisini ilkesiz değil, şartları doğru okuyan bir stratejist olarak tanıtır.
Dün başka konuşmuştur, çünkü o günün şartları öyle gerektirmiştir.
Bugün başka konuşmaktadır, çünkü bugünün şartları farklıdır.
Yarın ne söyleyeceğini sorarsanız, cevabı hazırdır:
“Gelişmelere göre değerlendirmek lazım!”
İşte konjonktür siyasetinin en kullanışlı cümlesi!
Şemşamer en azından güneşe döndüğünü saklamaz. Konjonktür insanı ise menfaate döner, ardından dönmediğini ispatlamak için sayfalarca açıklama yapar.
Şemşamerin yönünü güneş belirler; konjonktür insanının yönünü ise çoğu zaman rüzgâr, makam, güç ve çıkar…
Şemşamerin bir suçu yoktur. O, tabiatının gereğini yapar. Üstelik güneşi takip etmesinden dolayı kendisine kimse karakter ödülü vermez.
Ama insana gelince işler değişir!
İnsanın bir ilkesi, bir vicdanı, bir sözü ve bir duruşu olmalıdır. Çünkü her şartta aynı fikirde olmak değil, şartlar değiştiğinde de temel ilkelerini koruyabilmek karakterdir.
Elbette insan fikrini değiştirebilir. Yanıldığını anlayabilir, yanlışından dönebilir, yeni bilgiler ışığında düşüncelerini gözden geçirebilir. Bunlar erdemdir. Ancak dün savunduğunu bugün terk ederken gerekçesini dürüstçe açıklamak başka, menfaatine göre yön değiştirip bunu büyük bir fikir devrimi gibi sunmak bambaşka bir meseledir.
Asıl sorun değişmek değil; değişirken dün ne söylediğini unutmak, dün kim olduğunu inkâr etmek ve bugün bulunduğu yeri sanki hep oradaymış gibi anlatmaktır.
Bir de bunların en tehlikeli türü vardır: Her dönemde kendisini davanın en sadık neferi ilan edenler…
Rüzgâr arkadan esiyorsa en önde yürürler. Rüzgâr tersine dönünce ilk onlar yön değiştirir. Dün savunduklarını savunmaya devam edenlere ise dönüp şöyle derler:
“Dünyanın değiştiğinin farkında değil misiniz?”
Elbette farkındayız!
Bizim merak ettiğimiz dünyanın değişmesi değil, dünya değişince sizin ilkelerinizin neden ortadan kaybolduğu!
Şimdi bir düşünelim…
Şemşamer güneşe dönüyor diye onu suçlayabilir miyiz? Hayır!
Peki, her dönemin güçlülerine göre şekil alıp sonra da kendisini ilke sahibi, dava adamı ve fikir önderi olarak sunanları nasıl tanımlamalıyız?
Belki de meseleye bir de şöyle bakmak gerekir:
Şemşamer güneşi takip eder, konjonktür insanı gücü takip eder. Şemşamer bunu saklamaz; konjonktür insanı ise dönüşüne bir isim bulur!
Kimi zaman buna siyaset der, kimi zaman diplomasi, kimi zaman akılcılık, kimi zaman da devlet adamlığı…
Oysa isimleri ne kadar değişirse değişsin, bir gerçek değişmez:
İlkesizliğin adı strateji, çıkarcılığın adı akılcılık, her devrin güçlüsüne yaranmanın adı da dava adamlığı olamaz!
Ve unutmayalım…
İnsan, güneşin nereden doğduğuna göre değil; kendi ilkelerinin nerede durduğuna göre tanınır.
Şemşamer güneşe dönsün, bunda bir mesele yok.
Ama siz bari her dönüşünüzde karakterinizi de beraberinizde döndürmeyin!
#İhsanDüşünmedenEdemiyor
HEDEF TURAN!