TRAFİK KAZALARI KADER DEĞİL, ÖNLEM VE SORUMLULUK MESELESİDİR
Kamuoyu Açıklaması
Manisa’nın Akhisar ilçesi yakınlarında tur otobüsü ile bir tırın karıştığı kazada hayatını kaybeden 11 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve başsağlığı, yaralanan 27 vatandaşımıza acil şifalar diliyorum.
Ülkemizde ne yazık ki neredeyse her gün trafik kazaları yaşanıyor. Özellikle otobüs ve ağır vasıtaların karıştığı, çok sayıda insanımızın hayatını kaybettiği kazalar hepimizi derinden sarsıyor. Ancak her kazanın ardından üzülmek, nedenlerini araştırmak ve sorumluları aramakla yetinmemeliyiz. Asıl görevimiz, bu kazaların meydana gelmesini önleyecek tedbirleri zamanında almaktır.
Akhisar’daki kazanın kesin nedenleri ve tarafların kusur oranları, teknik incelemeler ve bilirkişi değerlendirmeleri sonucunda ortaya çıkacaktır. Hiç kimseyi peşinen suçlamak doğru değildir. Ancak bu tür kazaları yalnızca sürücü hatası üzerinden değerlendirmek de yeterli olmaz. Sürücü, araç, yol, çalışma koşulları, işletme anlayışı ve denetim mekanizmaları birlikte ele alınmalıdır.
Taşımacılıkta kurumsallaşma bir tercih değil, insan hayatını korumanın temel şartlarından biridir.
Turizm, şehirler arası ve uluslararası yolcu taşımacılığında faaliyet gösteren firmalar, ticari kazanç kadar insan hayatını da öncelikli sorumluluk olarak görmelidir. Firmaların nesilden nesile aktarılması tek başına sorun değildir; önemli olan kurumsal bir yönetim anlayışına, uluslararası standartlara ve güçlü bir güvenlik kültürüne sahip olmalarıdır.
Şoförlerin yalnızca ehliyet ve mesleki belgeleri değil; deneyimleri, sağlık durumları, sürüş becerileri ve mesleki yeterlilikleri de değerlendirilmelidir. Günlük sürüş süreleri, dinlenme aralıkları, takograf kayıtları ve sefer planlamaları etkin biçimde denetlenmelidir. Hiçbir sürücü ekonomik baskılar nedeniyle yorgun veya uykusuz şekilde direksiyon başında kalmaya zorlanmamalıdır.
Trafik güvenliğini tehdit eden önemli unsurlardan biri de cep telefonu kullanımı ve dikkatin dağılmasıdır. Günümüzde cep telefonları hayatımızın vazgeçilmez bir parçası hâline gelirken, ne yazık ki birçok insan için bir bağımlılığa da dönüşmüştür. Otomobil sürücüsünden motosikletliye, minibüs ve otobüs şoföründen ağır vasıta sürücüsüne kadar herkesin bu konuda sorumluluk taşıması gerekir. Seyir hâlindeyken telefonla konuşmak, mesaj yazmak, ekrana bakmak veya bildirimlerle ilgilenmek, sürücünün dikkatini yoldan uzaklaştırarak ciddi kazalara zemin hazırlayabilir. Bu nedenle tüm sürücüler için etkin denetimler yapılmalı; özellikle motosiklet sürücülerinin trafik kurallarına uyumu konusunda gerekli kontroller ve bilinçlendirme çalışmaları artırılmalıdır. Çünkü trafikte birkaç saniyelik dikkatsizlik, yalnızca sürücünün değil, masum insanların da hayatını tehlikeye atabilir. Telefonlarımızı yönetmemiz gerekirken telefonlarımızın bizi yönetmesine izin vermemeli; direksiyon başında önceliğimizin her zaman insan hayatı olduğunu unutmamalıyız.
Taşımacılık sektörünün ekonomik koşulları da bu tablonun dışında tutulamaz. Firmaların ayakta kalabilmesi, güvenli hizmet sunabilmesi ve adil rekabet ortamında faaliyet göstermesi için uygun politikalar geliştirilmelidir. Ancak ekonomik kaygılar hiçbir zaman güvenlik standartlarının düşürülmesine gerekçe olmamalıdır. Devletin sorumluluğu yalnızca ceza kesmek değil; kurallara uyan işletmeleri desteklemek, haksız rekabeti önlemek ve güvenli taşımacılığı sürdürülebilir hâle getirmektir.
Araçların teknik bakımları, fren ve lastik sistemleri kadar yolların fiziki koşulları, kavşaklar, işaretlemeler ve görüş mesafeleri de gerektiğinde incelenmelidir. Denetimler yalnızca evrak kontrolüyle sınırlı kalmamalı; riskler kazalar yaşanmadan önce belirlenmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.
Yolcu güvenliği de en az sürücü ve araç güvenliği kadar önemlidir. Otobüslerde ve servis minibüslerinde emniyet kemeri kullanımı konusunda hem yolcuların bilinçlendirilmesi hem de gerekli kontrollerin yapılması gerekir. Emniyet kemeri, olası bir kazada ağır yaralanma ve ölüm riskini azaltmaya yardımcı olan temel bir güvenlik önlemidir.
Bununla birlikte trafik güvenliğini yalnızca cezalara ve denetimlere bırakamayız. Toplum olarak “Bir şey olmaz” anlayışından uzaklaşmalı, kurallara yalnızca ceza almamak için değil, başkalarının yaşam hakkını korumak için de uymalıyız. Trafik eğitimi ailede başlamalı, okulda ve meslek hayatında devam etmelidir. Çünkü insan hayatını koruyan kuralların arkasında yalnızca hukuki değil, vicdani ve ahlaki bir sorumluluk da vardır.
Büyük kazaların ardından yalnızca kusur oranları belirlenmemeli; hangi önlemlerin eksik kaldığı ve benzer kazaların nasıl önlenebileceği de araştırılmalıdır. İlgili kurumlar, elde edilen bulgular doğrultusunda kalıcı tedbirler geliştirmeli ve bunların uygulanmasını takip etmelidir.
Akhisar’da yaşanan bu acı olayın ardından beklentimiz, yalnızca sorumluların belirlenmesi değil; denetimlerin güçlendirilmesi, taşımacılık firmalarının kurumsal standartlarının yükseltilmesi, güvenli çalışma koşullarının sağlanması ve toplumda trafik bilincinin geliştirilmesidir. Bunun için ilgili tüm kurumlar, sektör temsilcileri ve toplum olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz.
Unutmamalıyız ki trafik güvenliği yalnızca bir ulaşım meselesi değil, insan hayatına ve yaşam hakkına duyulan saygının göstergesidir. Başarı, kazalardan sonra kaç kişinin sorumlu tutulduğuyla değil, alınan önlemler sayesinde kaç canın kurtarıldığıyla ölçülmelidir. Asıl sorumluluğumuz, yaşanan acıların ardından konuşmak değil; aynı acıların yeniden yaşanmaması için gerekenleri zamanında yapmaktır.
Enver Sungur






























