Eskiden toplumda genel ahlaka, saygı kurallarına ya da mahremiyete aykırı davranmak utanmazlık olarak değerlendirilir ve ciddi bir yaptırım uygulanırdı.
Utanılacak bir şey yapan insan ayıplanır, toplumdan dışlanır, saygınlık ve itibarını kaybederdi.
Yani utanmazlık yapmanın maliyeti çok pahalıydı.
Özellikle Çerkezlerde olmak üzere Ataerkil ailelerde geleneklere uymamanın, çoğunluğun temsil ettiği yaşam biçimine isyan etmenin, şımarıklık ve görgüsüzlük yapmanın, kılık kıyafetiyle veya büyüklere davranış biçimiyle saygısızlık yapmanın bedeli çok ağır olurdu.
Komşuların ve akrabaların ayıpladığı bir ferdi anne ve babası bile sahiplenmeye utanırlardı.
Doğrunun, yanlışın ya da herhangi bir değerin olmaması, insanın herhangi bir değere sahip olmasını ahlaken geçersiz bulma hali.
Kamu kaynaklarına intikam duygusu barındıranlar, utanmazlığı ve kin gütmeyi yaşam biçimi haline getirenler, utanmazlık duygusunu birilerinin gözüne sokarak idame ettirirler.
Eskiden, insanlar bir suç işlerken suçüstü yakalanınca utanırlardı.
Artık suç, suç olmaktan çıktı ve edepsizlik kabul görmeye başladı.
Kamusal alanda ve sokakta bir şey yemek içmek ayıptı, birilerine ikram etmeden gözünün içine baka baka yemek içmek bile utanılacak bir yaşam biçimiyken, günümüze geldiğimizde utanç duyulacak şeylerin bile utanılacak bir şey olmadığını, utanmadan itiraf eden kamu yöneticilerine alışır olduk.
Üstelik bu utanmaktan utanmayan tipler iltifat görüyor, alkış alıyor, protokolde en ön sırada oturuyorlar, zira utanacak bir şey yapmadıklarını düşünüyor olmaları aslında en utanılacak durumdur.
Ünlü şair Ataol Behramoğlu’nun şiirinde geçer, “ÖYLE ZAMANLAR GELDİ ÇATTI Kİ UTANÇ UTANIP, ÇEKİLDİ KÖŞESİNE. ESİP GÜRLÜYOR UTANMAZLIK”.
Utanmak, insan olmanın doğal bir parçası ve kişinin sosyal ilişkilerini düzenlemesine yardımcı olacak en önemli kontrol mekanizmasıdır.
Günümüzde, bize dayatılmaya çalışılan inanç sistemi, eğitim çıkmazı, yaşatılan ekonomik sorunlar ve buna bağlı olarak asık suratlı, gergin ve utanmayı bir köşeye bırakmış insan yapısı, dünyanın en mutsuz toplumunu oluşturdu.
Tarikatlar, çağ dışı ve hurafelerle dolu, uydurma din anlayışı, yazık ki kamu kurumlarında veya toplumun çok büyük kesiminde kabul görmektedir.
Demem o ki, “utanmazlık eskiden pahalıydı.” İstemeyerek bile utanılacak ve yüz kızartıcı bir yaşam biçimi sergileyen bir insan, ağır bedeller ödemek zorunda kalırdı, toplum içine çıkamazdı, yaşadığı köyü veya kasabayı terk etmek zorunda kalırdı, biraz daha ileri gitmek gerekirse intihar etmeyi seçen kadın veya erkekler bile vardı.
Utanmazlık öyle kolay geçiştirilecek ve utanılmadan kulak arkası edilecek bir yaşam biçimi değildi.
Faruk Ergan
UTANMAZLIK ESKİDEN PAHALIYDI
KADİR DAYIOĞLU
KENDİ UÇAĞINl KENDİN YAP
AHMET KARAASLAN
KAYSADER'DEN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI ZİYARETİ
Ali İhsan Öztürk
LÜTFEN BENİ ANLAMAYA ÇALIŞlN!
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
İYİLER VE KÖTÜLER…
Ali Rıza Navruz
EDEBİYAT HARCI/ 2003
Mustafa Cengiz
MİLLİ MAÇ DÖNÜŞÜ KAZAYA UĞRAMAYALIM
Mehmet Arpa
İnsanları Çözen "O Soru" ve Zihni Özgürleştiren 3 İlke
Mustafa Temizer
MEKKE ANLAŞMASIYLA TÜRKİYE KİME KARŞI, NİÇİN SAVAŞAÇAK?
Bekir Oğuz Başaran
KÖS DAVULU