Ahlaksızlık, edepsizlik ve seviyesizlik sadece görsellikle değil, düşünsel, yazınsal ve fikren de gösterilir. Faruk Ergan
Adaletli davranma becerisini gösteren insanlara, kamu görevlilerine, hukuk insanlarına, seçilmişlere, atanmışlara ve görevini en doğru biçimde yapanlara, Adil İnsan deniliyor.
Adaletin herkese eşit şekilde uygulanmadığı ülkelerde, insanlarda yaşama isteği ve yardımlaşma duygusu yok olur, sevgisiz ve saygısız toplum oluşur.
Adalet tam manasıyla tesis edilemediği zaman, vatandaşlarda kabalık ön plana çıkar ve saygısızca yaşamayı özümser, saygısızlığın sonucu olarak insan, insan olmaktan çıkar ve konuşarak çözülebilecek sorunlar bile şiddet eylemi ile sonuçlanabilir.
Kimsenin kimseye saygısı kalmaz, şiddet, küfür, hakaret, iftira, fanatiklik ve seviyesizlik ülkede yaşamanın vazgeçilmezi haline gelir.
Son 3-5 yıl içinde yaşadıklarımı birilerinden duysam olamaz, karalama var der inanmazdım ama bizatihi gördüğüm ve tanık olduğum için doğru olmama ihtimali kalmamıştır. Sana ne herkes istediği gibi yaşar, kimse kimsenin istediği gibi yaşamak zorun değil diyebilirsiniz.
Ben de aynı şeyi söylüyorum, bana ne ve sana ne demeyi çok severim, güler geçerim, selam vermem, yazdığını okumam ve hiç ilgilenmem derim.
Ancak kendi inanç dünyasında kalsa sorun yok, kendi düşüncesinden olmayan gruba insanın söylemekten utanacağı şeyleri ulu orta yerlerde konuşmaktan utanmıyor.
Zira utanacak yüzü kalmamış, kaç tane yüzünün olduğu da belli değil.
Eleştirmenin, karşı çıkmanın, beğenmenin veya beğenmemenin bile bir adalet duygusu içerisinde yorumlanması gerekirken, çizmeyi aşmayı alışkanlık haline getirenler adil olabilir mi?
Adil olabilmek için, kimin yaptığına bakmaksızın ahlaksızlıkları yazacaksın, eleştireceksin ve gerektiği yerde nefret bile edeceksin.
Örnek mi?
Bakara makara diyeni ismen zikredeceksin, Kuran kurslarındaki taciz ve tecavüzleri yazacaksın, Diyanet İşleri Başkanı’nın eşini kamu parasıyla 6 defa Hacca götürdüğüne isyan edeceksin, çocuk gelinlere göz yumanlardan ve aracılık edenlerden nefretini dile getireceksin, kadın cinayetlerini protesto edeceksin ve kamu kaynaklarını sonuna kadar savunacaksın. İnançlı veya inançlı olduğunu iddia eden adamın çıldırması gereken şu söz karşısında susuyor, yorum yapmıyorsa işte ona trol adı veriliyor.
Sapık bir siyasetçi şöyle diyor, “Peygamber hata yaptı ama bizim Liderimiz hata yapmadı” diyor, ama sen bön bön bakıyorsun.
Öyle bir zekaya sahipsin ki, son yıllarda yaşanan hiçbir olumsuzluğu hatırlamazken, yüz yıl önce yaşanan güzellikleri ve kazanımları inkar edebiliyorsun.
Rahmetli dedem dürüst olmak lazım oğul dürüst derdi.
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 26 Ağustos 1922’de sabaha karşı verdiği emirle başlattığı Büyük Taarruz ve 30 Ağustos’taki “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” zaferle sonuçlandı.
İtilaf donanması İstanbul’a, Fransızlar Adana’ya, İngilizler Urfa, Maraş, Samsun ve Merzifon’a, İtalyanlar, Antalya ve Anadolu’nun Güneybatısına yerleşti.
Yunan Ordusu ise 15 Mayıs 1919’da İtilaf Devletlerinin izniyle İzmir’e çıkarma yaptı.
Buna karşın Türk Milletinin önünde iki seçenek vardı ya işgal kuvvetlerine teslim olunacak ya da yıkılan, yakılan bir ülke, yılmaz Türk Milletinin azmiyle yeniden ayağa kalkacak ve küllerinden yeniden doğacaktı.
1921’de Polatlıya kadar gelen Yunan Ordusunu püskürtmek, işgal güçlerinin Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları üzerine yaptıkları baskılar yoğunlaşmışken “Çanakkale Geçilmez” sözünü altın harflerle yazdıran vatan evlatları, zorbaları İzmir’de Denize döktü.
Tüm bu zor şartlar altında, insan kadar kıymetli ve ihtiyaç duyulan Atların bakım ve korunması çok önemliydi.
Birinci Dünya Savaşında atlar Süvari görevlerini yerine getirmek için gerekli olduğu kadar, malzeme, teçhizat, silah ve mühimmatın taşınması için de hayati önem taşıyordu.
Bu nedenle bu hayvanlar hem kıymetli, hem de kutsaldı.
“Rahmetli babam da Sarıkamış’ta Süvari olarak askerlik yapmış”.
Atların bakıldığı ve korunduğu yerler ahır oluyor, sizin siyasi toplantılar yaptığınız yer Camii’mi oluyor?
Konya’da Medrese öğrenciliği adı altında ve Askerlikten muaf Cepheye gitmeyen, adeta besiye çekilen Mollalar, gününü gün ederken Vatan evlatları Şehit veya Gazi oluyordu.
Adil olabilmek için, inandığın dinin emirlerini yerine getirebilmek için, öncelikle insan sonra da Vatansever olacaksın.
Gördüğün yanlışlar varsa, taraf olmadan, trol olmadan ve küfür etmeden eleştireceksin.
Yüzyıllar boyunca Adalet, Devlet’in meşruluğu için kullanılmıştır, zira devletin dini Adalettir. Faruk Ergan
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR, YÖNETİMİ HALININ ALTINA SÜPÜRÜLENLERİ TEMİZLEMEKLE MEŞGUL!
KADİR DAYIOĞLU
İSTANBUL SANAYİ ODASI (İSO) İLK 500 BÜYÜK (2025)
Faruk Ergan
İÇSELLEŞTİRMEK.
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
İSO 500'DE YER ALAN KAYSERİLİ FİRMA SAYIMIZ HER YIL DAHA DA AZALIYOR!...
Mustafa Mete ÖZPINAR
ÇOK AÇ GÖZLÜMÜYÜZ NEDEN DOYMUYORUZ
Ali Rıza Navruz
ÖZGE LEYLÂ
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
İLETİŞİM KALABALIĞI
Mustafa Göçer
İLERLEYELİM ARKADAŞLAR.
Mustafa Acar
TOROS'UM
Ömer Faruk Kotay
İDDİANIZ OLSUN!