Herhangi bir enstrüman çalamam, Allah bana öyle bir yetenek vermemiş veya benim o konuda merakım olup da emek vermediğim için beceriksiz oldum.
Bir guruba imtiyaz sağlamak, diğer bir guruba haksızlık yapmak için haklarını gasp edecek bir yetki ve makamım olmadı, dolayısıyla soru da çalmadım.
Karalamayı, birine kara çalmayı, iftira etmeyi, sen kimsin demeyi, saygısızlık yapmayı ve kamu hakkı çalmayı da bilmem.
Akademik çalışmam olmadığı için İntihal’de yapmadım, metinlerin veya düşüncelerin kaynak gösterilmeksizin, ya da yanlış kaynak göstermek suretiyle kopyalanması ve bunların size ait gibi gösterilmesine fikir hırsızlığı denir, yani çalmak olur.
Yine izinsiz olmak üzere birinin bağından- bahçesinden bir şeyler almak, yemek, evine götürüp çocuklarına yedirmek, Allah’ın yasaklaması tabii olarak, ahlak ve etik kurallar da birilerinin emeğini çalmayı, bedel ödemeden ticaretini yapmayı veya ihtiyaç sahiplerine hayır olarak vermeyi ret eder.
Çalmanın veya hırsızlık yapmanın dinen haram olmasından daha ziyade insan olanın, birilerinin alın terini izinsiz almaya ve çalmaya hakkının olmadığını içselleştirmesi lazım.
Çaresiz ve güçsüz durumdaki yetiştiricinin en büyük teselli kaynağı, ahrette yakana yapışırım, diğer dünyada senden hakkımı alırım gibi serzenişi oluyor.
Hırsız ahlaklı olsa zaten, öteki dünyada Allah’ın vereceği cezayı düşünmeden bu dünyada çalma işinin başlı başına rezillik olduğunu düşünür ve yapmaz.
Sadece çalan şahıslar değildir, aynı zamanda insanların hakkını vermeyen, gereksiz yere istimlak eden, rant uğruna insanları kandıran veya TÜİK’in açıkladığı düşük enflasyon neticesinde insanların emekli maaşlarına yapılması gereken artışın tam olarak yansıtılmaması da, bir nevi çalmaktır.
Vatandaşın çalması çok ayıp ve ahlaki bir yaşam biçimi değil, fakat baba’nın çalması yani Devlet Baba’nın halkın hakkına el uzatması, refah seviyesini azaltması, emeklileri ve kamu çalışanlarını mağdur ve muhtaç etmesi çok daha ayıp.
Şimdi kendime göre çok önemsediğim bir başka çalmaya değinmek istiyorum.
Bu kadar ekonomik sıkıntı yaşanıyorken, halkın seçtikleri gününü gün ederken, lüks yaşamından zerre taviz vermezken, tüm aile fertlerinin her türlü ihtiyacını karşılıyorken, eğitimin, sağlığın, barınmanın, gıdanın vs. en güzelini sorunsuz temin ederek yaşıyorlar, dar gelirlinin çektiklerinden ve yaşadıklarından bihaberler.
Yoksul bir baba çocuklarının yaşam gereksinimlerini, eğitim harcamalarını, temel ihtiyaç maddelerini karşılama gelirinden mahrumsa ve almaya gücü yetmiyorsa çalmasından daha doğal bir şey olamaz.
Sadece empati yapmanızı istiyorum.
Koklamaya kıyamadığınız, ciğer pareniz, evladınız bir ihtiyacını günlerce istiyor, siz de her gün farklı bir bahane bularak geçiştiriyorsunuz ama içiniz içinizi yiyor. Kahroluyorsunuz, çocuğunuzun isteğini temin etmek için aklınızda yüzlerce plan var ama hiç birini gerçekleştirmeyi beceremiyorsunuz.
Harammış, helalmiş, başkasının hakkıymış, yasalarmış, Allah korkusuymuş, cehennemde yanmakmış, bunların hiçbir tanesi umurunuzda olmaz, zira gözünüz kararmıştır, tek çözüm yolu çocuğunuzun isteğini karşılamak için çalmak kalmıştır.
Mesela Felekten bir gece çalmak, mesela kalbini gönlünü çalmak, mesela zamanı çalmak.
Birde Şeyh Galib’in dediği çalmak vardır. Günümüzde yüz karası olan intihal değildir, çalınan Mevlana’nın Mesnevisi olunca iş değişiyor. Mevlana’ya olan sevgisinin ve hayranlığının zarif bir ifadesi şöyle.
Esrarını Mesneviden aldım.
Çaldımsa da miri malı çaldım.
Fehmetmeye sende himmet eyle.
Ol gevheri bul da sirkat eyle.
Faruk Ergan
BEDEL ÖDÜYORUZ.
Mustafa Cengiz
KAYSERİ, 3 PUAN BEKLİYOR!
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
NEFRETİN ORTASINDA İÇİMDE, YENİLMEZ BİR SEVGİ BULDUM…
KADİR DAYIOĞLU
KARAKIŞ
Ali Rıza Navruz
KESKİN SİRKE /Bir anı/
Mustafa Göçer
KALEV, OKULLARI “SİS EKO TREKKİNG” DOĞA YÜRÜYÜŞÜ MUHTEŞEMDİ.
Mustafa Mete ÖZPINAR
GÖZ RAHATSIZLIĞININ PERDE ARKASI 3.NCÜ ve SON BÖLÜM
Şaban Külhancıoğlu
GÜZELLEMECİLER
Çınar Can Özyürek
Aynı Yolun Değişen Yürüyüşü
İhsan Görücü
REALİTE ESAS, TOZ PEMBE SENARYOLAR AUT