Herhangi bir insanın duygu ve düşüncesini anlatırken, dil kullanımı, kelime seçimi ve cümle kurma şekli, bulunduğu ortama ve toplum yapısına göre farklılık arz etmelidir.
Girdiğiniz her davette veya toplulukta kafanıza göre hitap etmeniz, yaptığınız gafları normal davranış gibi hatasız olarak görmeniz, diğer insanların sizden rahatsız olacağını dikkate alma gereği duymamanız, bir müddet sonra tek başınıza yaşamaya mahkum olmanız sonucunu doğurur.
Konuşma edebini bilmeyen, nerede ne söyleyeceğini düşünmeyen, evde, işte, okulda, yemekte, toplantıda ve aklınıza gelen her yerde gaf yapan insanların, özür dileme yetileri de gelişmemiştir.
Özellikle ilk defa davet edildiğiniz yerde bir müddet gözlem yapmanız, diğer davetlilerin ve ev sahibinin özelliklerini veya hassasiyetlerini öğrenme fırsatı bulacağınız gibi, o insanlardan başka bilgiler edinme fırsatı da bulacaksınız.
Yetiştiğiniz veya sizi bilenlerin ortamında istediğiniz kadar şaklabanlık yapabilirsiniz.
Sevgili dostlar; bulunduğum ortamda hakaret veya küfür kullanılarak yapılan sohbetlere destek verilmesinden, alkış tutulmasından, şımarılmasından ve bulunanlar tarafından itiraz edilmemesinden, gereğinden fazla rahatsız olmuşumdur.
Özellikle birilerinin özeline, aile efradına, inancına veya düşünce yapısına edilen hakaretten dolayı, ben neden buradayım diye kendime kızarım, utanç duyarım, şahsıma hakaret ettirmeden uyarma gereği hissederim.
Zira kullandığı dil veya üslup, sizin de her türlü hakarete uğramanıza müsait insan yapısı, mevcut ortamda konuşma fırsatı bulmuştur. Bu ve buna benzer insanlar üslubunu değiştirene kadar uzak durmak gerekir, ama toplumun ekseri çoğunluğu bu tür konuşmayı özümseyen ve içselleştiren insanlara destek vermektedir.
Sosyal medyada sıklıkla gördüğüm ve üzüldüğüm konulardan bir tanesi de, konusunda uzman, donanımlı, çok iyi eğitim almış, son derece saygılı ve duru bir dil kullanarak yazı kaleme alan, makale yazan, kısacası faydalı bilgiler sunan insanların emekleri görmezden gelinmektedir. Bunun yanında hakaret eden, küfür eden, saçma sapan bilgiler aktaran insanların beğenilmesi ve alkışlanması pek de yakışık almıyor.
Yine bu konuyla ilgili olarak belirtmem gerekiyor ki, nokta, virgül, soru işareti, büyük harf ve küçük harf kullanımına dikkat edilmiyor, özellikle gençlerin kısacık bir makalede bile cümleleri katıp karıştırmaları ve maksatlarını anlatamamaları, son derece üzücü bir durumdur.
Arkasını önünü düşünmeden, getirisinin ve götürüsünün ne olacağını hesap edemeden, yazılan yazılar ve söylenen sözler, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabiliyor.
Vurdumduymaz olan ve karışıklık çıkartmak isteyen, yalandan, riyadan, saygısızlıktan ve seviyesizlikten yeis duymayan kimseler, yaşayanlar veya ölülerin arkasından dilinin döndüğü kadar hakaret edebiliyor.
Dünyaya gönderilişimizin en önemli sorumluluğu, sevgi, saygı, hoşgörü ve barış içinde yaşamayı becerebilmektir. Faruk Ergan
Mustafa Cengiz
VE… FİKSTÜR GÜNÜ GELDİ ÇATTI…
Faruk Ergan
BAŞ TACI ETMEK
KADİR DAYIOĞLU
HÜRMETÇİ SAZLIĞI
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
TÜRKİYE BOŞ ZAMANINI NASIL DEĞERLENDİRİYOR?
VÜSELA ALİ-İLETİŞİM(SİZLİK)
AİDİYET-5
Mustafa Göçer
BUGÜN BİR KÖY ÜNİVERSİTESİNDEYDİM.
Ali Rıza Navruz
DELİ DEDİLER
Mustafa Mete ÖZPINAR
YARADANIN ADIYLA
Nilgun Batıyeli
BİR ROMAN KARAKTERİ NASIL HAYAT BULUR?
M. Kemal Atik
Hayat Irmağımız Neredeyse Yok Olup Gidiyor