Aslına bakarsanız yazmanın, uyarmanın veya saygılı olmaya, nezaketli olmaya davet etmenin bazıları için önemi ve değeri yoktur.
Bir insan düşünün ki, bir insanın görgüsüyle, bilgisiyle yaşam biçimi ve işiyle dalga geçiyor veya öyle yaptığını zannediyor.
Söylemlerini daha da ileri uçlara taşıyarak sen kimsin diyebiliyor, yaşanan bir gerginliği sonlandırmak için çaba gösteren bir oluşuma, bu işler sizin boyunuzu aşar diyebiliyor.
Günümüzde hala yaşanan gerginliğin, anlayışsız olmanın, ötekileştirmenin ve aynı görüşe sahip insanların hakaret dili kullanmalarında, küçük olsun ama benim olsun diyen zihniyetle, ben bilirim diyenlerin ve dostlarımın iyi niyet girişimini kıskananların katkısı vardır.
Köşe yazıları yazma imkanını bana Hakimiyet 2000 Gazetesinin sahipleri Cengiz ailesi verdi, Yerel Gazeteler birleşince Mustafa Cengiz Bey’i aradım, zor durumda kalacaksanız yazmayabilirim dedim, yazmaması gerekenlere söyledik sen devam et abi dedi, ama ben hiçbir yerde Gazeteciyim edasıyla dolaşıp görgüsüzlük yapmadım, haddimi bilirim ve saygısızlık yapmam.
Gazetesinde köşe verdiğini iddia eden zatın düşünmeden söylediği söz doğru değil, vermediği köşede ben yıllarca yazı yazdım, hala yazmaya devam ediyorum korkusuz ve özgürce. “Bu işler senin yapacağın işler değil” diyor ama ne iş yapabilirim, kapasitem nedir, bilgi ve eğitim durumum nedir, hangi konuda yeteneğim gelişmiş?
Utancından dolayı talimat verememiş.
Yaptığım işi küçümsediğinden olacak ki, sen otur ve dolap satmaya devam et diyor, onurluca 50 yıldır yaptığım işimde Devlete olan tüm sorumluluklarımı yerine getiriyor ve istihdam sağlıyorum, beğenmediği o iş yerinin başköşesinde kahve içmişliği ve ortak dostlarla sohbetlerimiz var.
Gelişinde saygıyla karşılandı ve giderken nezaketle yolcu edildi.
O kadar büyük kibre kapılmış ki, yaptıklarından nedamet duyarak ve geçmişte yaşanmışlıkların hatırı için özür dilemeyi bile akıl edemiyor.
Bir süre arkadaşlık yaptığınız, ortaklık yaptığınız ve aynı masayı paylaştığınız birinin eksiklerini gündeme getirmek ve ifşa etmek ne kadar çukur olduğunuzu gösterir.
Yine verdiğinizi, aldığınız, yediğinizi ve gittiğiniz yerlerde ki harcamaları gündeme getirmekse görgü kurallarından ve aile terbiyesinden uzak olduğunuzu gösterir.
Demem o ki, yaşamak bir sanat ve adam gibi yaşayabilmek ustalık ister, saygı ister, nezaket ister ve her şeye rağmen karşındakine de azami derecede saygılı olmayı gerektirir. Konuşmalarda bazıları için çok dürüst insan diye iltifat edilir, zira dürüst ve ahlaklı olmak özel bir meziyet değil, tüm insanlarda olması gereken yaşam biçimidir.
Fakat günümüzde çıkarcılık, yalakalık, asalaklık ve onursuzluk, bazılarının önceliği olunca, dürüst kalabilmek özel bir ihtimam gerektiriyor.
Doğrusunu söylemek gerekirse ahlaklı olmak, kurallara uyum sağlamak ve görgüsüzlükten uzak kalabilmek toplumun içinde sırıtıyor.
İnsanlar; biri ötekine hakaret etmeden, konuşurken sesini yükseltmeden, yaptığı hatadan dolayı özür dileyerek ve içinde biraz merhamet taşıyarak yaşabilirler.
“Bazı insanlar yaşarken ölmüştür ama nefes alıp vermeye devam ederler.” Faruk Ergan
Mustafa Cengiz
GÜN BUGÜN, BUGÜN BEŞİKTAŞ GÜNÜ…
Mustafa Göçer
TOHUM EKİMİ ÜZERİNE...
Ali Rıza Navruz
a n ı s ı n a... HALİL SOYUER
Osman Karakebeli
DERDİMİZ NE BİZİM
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
BU MEMLEKETTE ASGARİ ÜCRETLİ VE EMEKLİYE GEÇİM GARANTİSİ YOK MU?
KADİR DAYIOĞLU
SENCER SOLAKOĞLU
Mustafa Mete ÖZPINAR
GÖNÜLLER DAR OLMASIN
Faruk Ergan
KIRGINIM
AHMET KARAASLAN
NE YAPALIM?..
Ahmet Sıvacı
EMEKLİ ÇOK YAŞAMASIN ÖLSÜN?