Ramazan ayının ilk gününde başlayan ve son gününe kadar devam edeceğinden emin olduğum bu yaşananların benim için ızdırap çekmekten başka bir açıklaması olamaz.
Bu kadar düzensizlik, izansızlık, umursamazlık ve toplumun büyük bir çoğunluğunu görmezden gelerek yaşanan bu şatafat nedir?
Görgüsüzlük var, saygısızlık var, şımarıklık ve kabalığın yaşandığı kutsal ayda yaptıklarınıza ibadet diyorsanız ömrünüz yettiği kadar ibadetinize devam edebilirsiniz.
Siyasetçiler, atanmışlar, seçilmişler, oda başkanları veya sivil toplum kuruluşlarının birçoğu, iftar sofrası adı altında varlıklı kesimin insanlarını yuvarlak masa etrafında topluyor.
İftar öncesi veya sonrası alıyor mikrofonu eline, bir güzel nutuk atıyor, yaptıklarını anlatıyor, rakiplerine sataşıyor, diğer parti yöneticilerini teröre destek vermekle suçluyor, bir başkası bebek katili için statü kavgası veriyor.
Bence doğrusu şöyle olmalı, iftar davetine katılan muhteremlerden birkaçı söz alarak, bizim sorunlarımız var, biz sizlere hem soru sormalıyız, hem de isteklerde bulunmalıyız demek yerine susuyorlar.
Mikrofonu bize vermelisiniz demek yerine, onlarca çeşit yemeği midesine indirmekle meşgul olur ve bu değirmenin suyu nereden geliyor diye sormayı akıl edemezler.
Dikkat edilirse ihtiyaç sahibi olmayanlar salonlarda ağırlanıyor, mağdur olan kesim çadır kuyruğunda bekletiliyor, sonrada biz herkesi ayrım yapmaksızın kucaklıyoruz deniyor.
Kamu harcamalarında israfın dibine vuran kesim ve Kuran kursu öğrencileriyle iftar eden Müftü efendi, kendisinin ve kurumunun uymadığı Peygamber efendimizin yaşam şeklini anlatıyor.
Yer sofralarına oturmalar, daha önce iftar yapılacağı tespit edilmiş evlerde reklam panoları, kurulan iftar çadırlarında saatler önce sıraya girmiş ucu görünmeyen ve ben neden buradayım diye sorgulamaktan uzak insan manzaraları.
Ramazan ayının ve ibadetin ruhuna uymayan ne kadar abartı ararsanız mevcut.
Üstelik tüm kurumları ve odaları kastederek soruyorum, aldığınız hizmetlerin, davet ettiğiniz bazı insanların, temsil ettiğiniz makama bedeli ne kadar, vicdanen ve ruhen müsterih misiniz?
Ekranlarda ve sosyal medyada gördüğüm, okuduğum, duyduğum, kutsal Ramazan ayını kullanarak yapılan bu abartılı ibadet şekli, hem vücut kimyamı bozuyor, hem de çok derin IZDIRAP çekmeme sebebiyet veriyor.
Çalıştırdığı insanların hakkını tam vermek yerine, Ramazan ayında gıda kolisini kendi isteğine göre doldurup verenlerin yanında, marketlerin hediye çekini vererek, inançlı ve hayırsever insan olma çabasında olanlar komik oluyorlar, ama benim de ızdırap çekmeme vesile olmaktadırlar.
Hayatında iki tane kitap okumamış, toplumla nasıl yaşanır bilmeyen, görgü kuralları ve sofra kurallarını aileden öğrenmemiş, sosyal medyada gösteriş ve şov yaparak hayatını idame ettiren insanların ilgi gördüğü günümüzde, nobran bir hayatı yaşamak zorunda bırakıldık.
Eğitimiyle, bilgisiyle, görgüsüyle ve kariyer yaptığı için saygınlığının ön plana çıkması gereken insanların birçoğu, oturduğu makamın saygınlığını kullanarak, kendisine tahsis edilmiş siyah veya kırmızı plakalı arabanın verdiği geçici hevesi kullanmaktadır.
“Kamu parasıyla görgüsüzce sofra donatanlar, kendi kazançlarından kuruş harcamaya elleri varmaz.” Faruk Ergan
Mustafa Cengiz
ÜÇ İHTİMALLİ BİR MAÇ DAHA!
Ali Rıza Navruz
BİR DELİBAN VAKTİ
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
LAYIK OLDUĞU, HAK ETTİĞİ MUAMELE GÖSTERİLMEYEN KADINLARIMIZ-1
KADİR DAYIOĞLU
BÂKİ KULLAR
AHMET KARAASLAN
ANADOLU EFSANESİ
Mustafa Mete ÖZPINAR
İSLAMİYET KAİNATA GÖNDERİLDİ
Mustafa Göçer
BUYURUN TARTIŞALIM
Faruk Ergan
KADINLARIMIZ
Ömer Faruk Kotay
ARABESKİN BABASI…
Osman Karakebeli
KİMDEN VE NEYDEN YANAYIZ