Günümüzde insanlar söylediğine ve söylemediğine, yaptığına ve yapmadığına, davranışlarına, uygulamalarına, inancına veya gerçekten insan olduğuna inanmalı.
Toplumun her kesiminden, her siyasi görüşten veya her inançtan insan, yaşam biçiminin kalitesine ve yetiştiği aile ortamının insanca eğitim vermesiyle bağlantısının olduğuna inanmalıdır.
Kendisine inancı ve özgüveni gelişmeyen insanın, başka toplumlara, insanlara ve inançlara saygısı olamaz.
Konuşmalarında ve davranışlarında hakaret dili kullanır, yakın görüşmelerinde kaba kuvvet kullanmaktan imtina etmez, saygı ve nezaket kurallarından uzak kaldığı gibi, başkalarından gördüğü saygının değerini de anlayamaz.
Kendi yaptıkları olumsuz işleri görme yetileri kaybolmuş olabilir, veya kimsenin görüşüne ihtiyaç duymadan kendilerinin hatasız olduklarına inanabilirler.
İşte burada insan etrafındaki dostlarına, danışmanlarına, yardımcılarına veya aile bireylerine ihtiyaç duyarlar, onlar daha doğru, daha objektif veya daha akılsal tavsiyelerde bulunurlar, size de sadece uygulamak kalır.
Sıklıkla gördüğümüz en ukalaca uygulamalar, siyasetçilerin daha fazla başvurduğu çözüm yolu günü kurtarmak ve seçmeni kandırmak oluyor.
Çaresizlikten pejmürde hayat yaşayan insanlara gelecekle ilgili vaatlerde bulunuyor, nasılsa gelecek!
Şayet gelirse, gelecek gelse bile, geçmişte verilen sözün hesabını soracak o yürek ve o cesaret sergilenebilecek mi?
Doğrusunu söylemek gerekirse, toplumun büyük çoğunluğu kendine inancını ve özgüvenini kaybettiği için yöneticilerin işleri daha da kolaylaşıyor, zira ekonomide, sağlıkta, eğitimde ve emekçiyi enflasyona ezdirmeyeceğiz gibi verdikleri her türlü yerine getiremeyecekleri vaatlere inanan insan sayısında azalma ve sorgulama olmayacaktır.
Özgüvenli insanlar ne istediklerini bilen, dengeli, huzurlu, kendi zayıf ve güçlü yanını tanıyan insanlardır.
Kendini tanıyan, kendine inanan insanlar yaptıkları hatalardan utanırlar, onları kabul ederler, çözüm yolları ararlar ve yaptıkları hatadan dolayı gerekiyorsa özür dilerler.
Kendine inanan bireyler kimseye bağlı kalmazlar, insan olma özelliğinin doğasına uygun olarak, insani ilişkilerini daha yapıcı ve fedakarca sağlam temeller üzerine oturturlar, birilerine şirin görünmek için yalakalık yapmazlar, sağa sola savrulmazlar.
Özgüvenli olmak ve kendine inanıyor olmak, akıl sağlığını korumak, yaşam kalitesini ve genel refah kalitesini yükseltmek, aldığı eğitimin gereği olarak riyakar olmamakla ve başkalarının inancına küfür etmemekle mümkün olabilir.
Verdiğiniz sözü tutmayacaksanız, yoksulluk içinde büyüdüğünüz yılları unutarak görgüsüzce bir yaşam sürecekseniz.
Ateistlerin bile yapamayacağı kadar islam inancına zarar vermeye devam edecekseniz, doğal olarak insani meziyetlerin birçoğundan uzaklaşacaksınız ve siz bile kendinize inanmayacaksınız.
Geçmiş dönemlerdeki anlaşmazlıklar sonucu hakarete ve iftiraya maruz kaldığım birinin özrünü asla kabul etmem, şayet ben söz ve fiilen taciz edilmişsem, birisine karşılık vermek üzere şahsında veya gıyabında konuşmuşsam asla geri adım atmam ve birilerinin ara girmesiyle eskiye dönemem.
Siyasetçileri korumak isteyenler için, koltuk sevdalıları için, makamda çok uzun süre oturabilmek için veya liyakata önem vermeyenler için ne söylesek anlam ifade etmiyor, onların hepsi çokbilmişler.
“Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin, onun hakkında söylediklerinden etkilenmezler”. İbn-i Sina
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
BİZİ BİN YIL GERİYE GÖTÜRECEKLER!
KADİR DAYIOĞLU
KAYSERİ NÜFUS (2025)
Mustafa Mete ÖZPINAR
İSLAMDA SÜNNET YOKTUR DİYENLER OKUSUN
Mustafa Cengiz
HEPİNİZ SUÇLUSUNUZ!
Ali Rıza Navruz
ve BÜLENT AKYÜREK DE...
Mustafa Temizer
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ DEVLET AKLI MI?
Süleyman Kocabaş
TERÖRİZM VE TERÖR ÖRGÜTLERİ SARMALI VE KAOSU...
Mustafa Göçer
ORMANA İHTİYACIMIZ VAR
Şaban Külhancıoğlu
ŞEHRE BİR VALİ GELMİŞ...
Ahmet Sıvacı
AH! ADNAN! NE YAPTIN ADNAN?