En çok şikayet ettiğim konuların başında, yapılan ironi ve esprinin anlaşılmaması gelmektedir.
Konuşulan bir sohbette dinlemeyi ve arada bir katkı yapmayı çok severim.
Çoğu zaman doğaçlama katkı yapmak isterim ve kendi düşünceme göre taşı gediğine koymayı düşünür ve uygularım.
Anlaşılmamaktan ve karşımdakine tekrar tekrar anlatmaktan sıkılırım, bu arada konu mecrasından sapar ben anlatmaya çalışırım, bir müddet sonra karşımdaki gözüme bakar, çünkü muzipliği anlamamıştır.
Kaçmanın çözüm olduğunu düşünürüm, kendimden, düşüncemden, anlayışsızlardan, çirkinlikten, konunun yarım kalmasından ve sohbetin amacına ulaşamadığını, toplumdan haz almadığımı düşünürüm ve başka arayışlar içine atarım kendimi.
Özellikle argo ve küfürlü konuşmalar beni ziyadesiyle huzursuz eder.
Beyefendi diye hitap ettiğim insanların şahsıma karşı “Lan” diye hitap etmeleri günlerce üzülmeme neden olur ve böyle bir toplum yapısı nasıl oluştu diye merak ederim.
Hele-hele hanımefendilerin ve gençlerin düzgün cümle kurma yetisinden uzak olmaları, küfürlü ve argo konuşmaları, sokakların, idarecilerin veya siyasetçilerin eseri olduğunu düşünürüm ama neticede üzüldüğüm yanıma kalır.
Karşınızdaki anlayacaksa konuşmalısınız veya anlatabileceğinizi düşünüyorsanız, muhatabı incitmeden, rencide etmeden, saygı ve nezaket kurallarını ihlal etmeden insanlar arasında ki en önemli iletişim aracı konuşabilmektir.
Anlamıyorsun demeyi kolay-kolay kullanmam, karşımdaki kişiyi incitmeyi veya yok saymayı göze alamam ve galiba anlatamıyorum diye konuşmayı bitirmeye çalışırım.
İnsanoğlu binlerce yıl önce dil denen aracı yarattı, onunla nice sözler söyledi, nice öyküler anlattı, nice şiirler yazdı, ama yinede her şeyi anlamakta ve anlatmakta kendini geliştiremedi.
Paylaşmak ve birbirimizle iletişim kurmak zorundayız, bunun için beynimizi yeterince kelime bilgisiyle donatılmalıyız ki kendimizi rahatlıkla ifade ederek, aracısızı ve sorunsuz iletişim kurabilmeliyiz.
OECD tarafından gerçekleştirilen PISA sınavlarında önünüze konulan Türkçe bir metni, yani anadilde okuyup özetini çıkarma sınavında dünya ülkelerinin çok gerilerinde olduğumuzu tekraren üzülerek hatırlatmak isterim.
Bir ülkede nüfusun çoğunluğu okuma alışkanlığı kazanmamışsa, düzenli kitap okumak alışkanlığı yerine düzenli bir şekilde kahveye gitme alışkanlığı edinmişse anlatmaya çalışmayın. Bakara Makara sallıyorum diye Ayetle dalga geçen bir insan Büyükelçi yapılıyorsa, Peygamber hata yaptı bizim liderimiz hata yapmadı diyen biri Milletvekili yapılmışsa, eğitim seviyesi yükseldikçe bizim oy oranımız düşüyor diyen bir Bakan varsa, ben cahil halkın ferasetine güveniyorum diyebilecek kadar cesur bir Profesör’ün olduğu ülkede anlatabilmek için kendinizi paralamayın.
Zira kime neyi anlatacağınızın farkında mısınız, anlatmaya çalıştıklarınızı kime ne kadar anlatabilirsiniz, anlatmaya çalıştıklarınız anlaşılır mı, uğraşlarınızın ülkeniz ve topluma getirisi ne olabilir?
Hesabını iyi yapın.
Bu tür çirkin söylemlere, yok sayılmalara ve aşağılamalara tepki göstermeyen, hatta hakaret edenleri baş tacı eden topluma doğruları anlatamazsınız.
Anlatabilmek ve anlayabilmek için ön şart, çok kitap okumak olmalıdır.
Çok kitap okuyunca da, saygın olursunuz, mütevazi yaşarsınız, haksızlık yapmazsınız, adil olursunuz ve herkese layık olduğu kadar değer verirsiniz, oturduğunuz koltuğu doldurursunuz, eleştirilere açık olursunuz, hatalı davranışınızdan dolayı sizi uyaran dostlarınıza düşman olmak yerine teşekkür etme inceliği gösterirsiniz.
Sevgili dostlar başlığı “ANLATAMIYORUM” olan yazım, yıllardır yaşadığım ve çevremdeki insanların anlatımlarıyla biriktirilmiş anı’ların sadece bir kısmını ifade edebildim, umarım anlatabilmişimdir.
“Okumayan bir toplum, terslenir, dışlanır, hakkını alamaz ve el açar.” Faruk Ergan
Mustafa Cengiz
KAYSERİSPOR, RAMAZAN TOPUNU PATLATMALI!...
AHMET KARAASLAN
KAYSERİ TÜRKÜLERİ
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
EMEKLİYE, İŞÇİYE VERMEYEN FAİZ LOBİSİNE ÇALIŞTI...
KADİR DAYIOĞLU
KİM KABAHATLİ? (2)
Mustafa Göçer
ÖNEMLE:
Ali Rıza Navruz
KİTAP VE KİTAP OKUMAK…
Mustafa Mete ÖZPINAR
TÜRKİYE’DE DİN EĞİTİMİ
Şaban Külhancıoğlu
BU KALDIRIMLAR KAYSERİ'YE YAKIŞMIYOR!
Faruk Ergan
ÖZGÜRLÜK VE KURALLAR
HASAN ÇİFTÇİ
14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ