Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri bugün yapılan açıklamalara ve diplomatik söylemlere göre değerlendirmek doğru değil. Yakın tarihte bölge ülkeleri özellikle Arap ülkeleri ile ABD arasındaki ilişkilere bakmak gerekir.
İsrail’in güvenliği, enerji kaynakları, deniz yollarının güvenliği, İran’ın bölgesel etkisi, terörle mücadele, ABD’nin bölgedeki askeri-stratejik varlığı, ABD’nin Ortadoğu politikasında belirleyici olmuştur.
Ortadoğu’da uygulanan her siyasi projenin, girişimin ve dönüşümün arkasında ABD ve İsrail’in olduğu ortadadır.
Suudi Arabistan ABD’den 100 milyar dolarlık silah satın alıyor. Bu silahlar İsrail’in yayılmacı politikasına karşı değil Arap ve Müslüman ülkelere karşı kullanılıyor.
“Terörsüz Türkiye” süreci ile terör sorununu çözmek isteyen Türkiye, sürecin, uygulama süreci devam eden Büyük Ortadoğu Projesi’nin bir parçası olma ihtimalini düşünmeli.
ABD’nin Ortadoğu politikasını doğru okumadan, İsrail’in bölgesel hesaplarını değerlendirmeden ve küresel güçlerin bölge üzerindeki çıkarlarını hesaba katmadan Ortadoğu’daki gelişmeleri anlamak mümkün değildir.
7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da Nato zirvesi yapılıyor. Avrupa ülkelerinin kendi güvenlikleri için daha fazla sorumluluk üslenmesi vurgulanıyor. Bir üyeye yapılan saldırının bütün üyelere yapılmış sayılması ilkesi yeniden vurgulanıyor. 7 Ağustos 2026’da Mekke’de Türkiye- Suudİ Arabistan- Pakistan arasında “Ortak Savunma Anlaşması” imzalanıyor. Nato zirvesinde ortaya konan yeni güvenlik anlayışı ile Mekke sözleşmesi arasında stratejik benzerlikler görülüyor.
Cevaplanması gereken sorular şunlar. Mekke’de bağımsız bir İslam ülkeleri savunma sistemi mi kuruluyor; Nato güvenlik anlayışının Ortadoğu’ya uyarlanmış yeni bir modeli mi ortaya çıkıyor?
Nato zirvesinde alınan üye ülkelerin daha fazla sorumluluk alması gerekir anlayışı doğrultusunda Türkiye’nin büyük ordusu ve gelişen savunma sanayisi, Pakistan’ın askeri kapasitesi ve nükleer caydırıcılığı, Suudi Arabistan’ın mali kaynakları ve enerji gücünün aynı güvenlik mimarisi içinde bulundurması, yapılan ortak savunma anlaşması bağımsız İslam ülkeleri savunma sistemi kuruluyor anlamına gelir mi?
Bu ittifak kimi koruyacak, kimi tehdit olarak görecek? İran ile Suudi Arabistan arasında çıkan bir çatışmada Türkiye ve Pakistan ne yapacak? Türkiye bunu kendine yapılmış bir saldırı olarak mı görecek? Görecekse kimin nesi için savaşacak?
İran’dan veya Husilerden Suudi Arabistan’a gelen saldırılar karşısında harekete geçen sistem, İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarına karşı harekete geçmezse bu sistem kimin güvenliği için kurulmuş olur?
Mekke anlaşması İsrail’i de gerektiğinde tehdit unsuru olarak görebilecek, bağımsız bir bölgesel güvenlik sistemi olarak hareket mi edecek; yoksa İran’ı sınırlandırırken ama İsrail karşında hareketsiz kalan bir Nato 3 kuşağı mı olacak?
Mekke anlaşması, Filistin güvenliğini de kendi meselesi sayar, İsrail’in saldırıları karşısında caydırıcılık geliştirir ve büyük güçlerin hesaplarından bağımsız hareket ederse yeni bir bölgesel güç merkezine dönüşe bilir.
İran veya Husilerin karşısında çalışan, Suudi Arabistan’ın güvenliği için hareket eden, Gazze konusunda etkisiz kalan ve ABD’nin askeri yükünü bölge ülkelerine paylaştıran bir mekanizmaya dönüşürse bu güç Nato’nun Ortadoğu Modeli,. İsrail’in yayılmacı politikasının destekçisi olur.
Milletimizin ve yöneticilerimizin uyanması basiretle hareket etmesi (Yanılmadan gerçekleri görebilmesi, gelecekle ilgili sezgi, uyanıklık, anlayış, kavrayış ve vizyon sahibi olması) dilek temenni ve duasıyla… Kaynak: Uyanış Dergisi Sayı: 36 uyanisdergisi.com.tr
Mustafa Cengiz
MİLLİ MAÇ DÖNÜŞÜ KAZAYA UĞRAMAYALIM
Mehmet Arpa
İnsanları Çözen "O Soru" ve Zihni Özgürleştiren 3 İlke
Mustafa Temizer
MEKKE ANLAŞMASIYLA TÜRKİYE KİME KARŞI, NİÇİN SAVAŞAÇAK?
Ali İhsan Öztürk
NE YAPARSAN YAP, SEVGİ İLE YAP!
KADİR DAYIOĞLU
İMAR UYGULAMALARI…
Bekir Oğuz Başaran
KÖS DAVULU
Mustafa Göçer
HER ÜLKE YÜZÜNÜ KENDİ TOPRAĞINA DÖNMELİ
Ali Rıza Navruz
KEDERİMİ YAŞAMAK
Mustafa Cengiz CENK MEYDANI
VALİLİKLERİN KARNESİ AÇIKLANDI
AHMET KARAASLAN
HİZAN İLÇESİ’NDEN AYRILIŞ ANISI