MAGAZİN
Giriş Tarihi : 01-10-2026 22:01

SAZLIKTAN GELEN ŞİFA

SAZLIKTAN GELEN ŞİFA

Sultan Sazlığı’nın En Eski Bekçileri: Camuzların Soysallı’daki Gelişimi

CAMUZ/MANDALARIN GÜNLÜK SERÜVENİ VE SAZLIKTAN GELEN ŞİFA

Develi’nin Soysallı Mahallesi’nde camuzların (manda) böğürme sesleri, günün ilk ışıklarıyla birlikte besicileri adeta doğal bir melodi gibi uykudan uyandırmaya devam ediyor.

 Camuzların günlük mesaisi sabah saat 05.00’teki ilk sağım ile başlıyor.

Güneşin ilk ışıklarıyla birlikte köy meydanında toplanan mandaların sabah yayılım yolculuğu;

 Tatar ve Eski Ayvatacı mevkilerine doğru uzanıyor. Çayırlıktaki taze otlarla adeta sabah kahvaltılarını yapan sürüler, saat 11.00 civarında ise gölden geçerek Tutuk mevkisine ulaşıyor.

 Hayvanlar burada çamur banyosu yaparak hem serinliyor hem de su ihtiyaçlarını karşılıyor.

Sazlıkta Mandalar Hangi Otlarla Besleniyor?

Develi'nin Soysallı köyünde manda yetiştiriciliği yapan ve 300 mandası bulunan Nurettin Erciyes, 2026 yılındaki bol yağışların sazlıktaki ot çeşitliliğini ciddi oranda artırdığını belirtiyor.

Sazlık alanlarda bu yıl bolca yetişen; Kova otu, saz otu, iplik otu, kındıra otu, yirce otu, ayrık otu ve üçgül gibi mandaların en sevdiği otlar, yağışlar sayesinde oldukça bereketli bir döneme ulaştı. Mandaların bu şifalı bitkilerden bol bol beslenmesi süt verimine de doğrudan yansıdı.

 Üretici Nurettin Erciyes, "Daha önce günlük 5 kilo süt veren camuzlarımız, bu bolluk sayesinde 7 kilo süt vermeye başladı. Bu durum biz yetiştiricilerin yüzünü güldürüyor" diyerek memnuniyetini dile getirdi.

Sazlık çevresindeki geniş yayılım güzergahında (Tatar, Çatal Ada ve Tutuk mevkileri) gün boyu kamış, kındıra, iplik otu, ayrık otu, yivce otu ve kova otu gibi doğal ürünlerle beslenen camuzlar, Erciyes Dağı'ndan gelen buz gibi "Büğleyen" kaynak suyu ile hem susuzluklarını gideriyor hem de yıkanıyor.

Büğleyen Suyu'ndan Geçiş Seremonisi ve Eve Dönüş

Soysallı köyündeki camuz sürüsü, her gün saat 16.00 sıralarında Sultan Sazlığı’nın en önemli su kaynaklarından olan Büğleyen suyunun serin akıntısından geçerek köye doğru hareket ediyor. .

Sürünün gölün karşı yakasına geçiş anları, izleyenlere adeta görsel bir seremoni sunuyor.


Bu eşsiz anlar fotoğraf sanatçıları için de muazzam bir kaynak oluşturuyor.

 Suda yüzen camuz sürüsünü, sazlıkların arasından ve arkada batan güneşle devleşen Erciyes Dağı fonuyla çekmek, fotoğraflara bambaşka bir zenginlik katıyor.

Yöresel Lezzetlere Dönüşen Emek
Akşam saatlerinde köye dönen mandalar, sahipleri tarafından sağımhaneye alınıyor. 

Sağım sonrasında ise silaj karışımı kaba yemlerle hazırlanan musurlarda (yemliklerde) akşam yemlemesi yapılıyor.
Sağılan şifalı manda sütleri titizlikle kaynatılarak; krema, tereyağı, yoğurt ve meşhur manda kaymağına dönüştürülüyor.

 Son dönemde özellikle camuz yoğurdu ve kaymağına olan ilginin katlanarak arttığını belirten üreticiler, bu talepten memnun oldukları için çiftliklerindeki hayvan sayılarını her geçen gün artırdıklarını ifade ediyorlar.


"Mandalar Varsa Sulak Alanlar Dengede Kalır"

Manda yetiştiriciliğinin püf noktalarına değinen Nurettin Erciyes, bu işin aslında sanıldığı kadar zor olmadığını belirtiyor:

 "Mandaya iyi bakar, şefkat gösterirseniz size çok sadık kalır. İnatçı ama aynı zamanda son derece zeki hayvanlardır."


Manda yetiştiriciliğinin bölgesel ekoloji için önemine de dikkat çeken Erciyes, yüzyıllardır Develi Ovası’ndaki sulak alanlarda ve Sultan Sazlığı civarında yaşamını sürdüren bu canlıların, sazlığın adeta "en eski bekçileri" olduğunu vurguluyor.

 Mandalar sayesinde sulak alanlardaki doğal denge korunuyor.
Mandaların biyolojik yapısı hakkında da hayati bilgiler veren Erciyes, şunları ekliyor:

"Mandaların derileri kalın ve ter bezleri olmadığı için terleyerek serinleyemezler. Vücut ısılarını dengeleyebilmek için mutlaka suya ya da çamura girip serinlemeleri gerekir. 

Gölet, dere ya da bataklık gibi sulak alanlar olmazsa derileri çatlamaya başlar ve vücutlarında yaralar oluşur.

 Suya giremeyen hayvan strese girer; strese giren mandanın ise sütü azalır, et verimi düşer. 

Sulak alanlar ve su, manda yetiştiriciliğinin olmazsa olmazıdır. Mandalar buralarda serinlerken, sulak alanlara da organik bir değer katmaya devam ediyor."

Derleyen: Nezir Ötegen
Tarih: 1.10.2026 / Develi

AdminAdmin