https://www.kayserihakimiyet2000.com/files/uploads/user/20070ee7d5843fe39d384d78d81dcbc6-ce8e3ea0cc3cb11f3eb0.jpg
Mustafa Mete ÖZPINAR

CANİ İSRAİL’İN  BİLİNMEYEN MASKESİ 

13-04-2026 11:31 503 kez okundu.

Yazımızda asıl  konumuz olan İsrail’in “stratejik önemi büyük” denilen Filistin’de niçin  bir “Koloniyal Jandarma-Polis Devleti” olarak kurulduğunu ve bunun kuruduktan sonra da böyle devam ettiğinin sebeplerini,  hem Siyonistlerin kendi itirafları  hem de ona her halükarda  destek  vermelerinin   sebeplerinden olarak  Büyük Devletlerin kendi itiraflarından olarak  olup bitenleri belgelerle anlatacağız. 

Siyasal Siyonizm, kendisini gösterdiği ilk döneminden (1845 – 1898 zaman dilimi)  itibaren, emellerini  gerçekleştirmek için  Yahudi göçlerini finanse  etmeye yönelik para temini yanında, ikinci  önemli bir husus olarak da emellerini  yalnız başına kendi imkanlarıyla gerçekleştiremeyeceklerinden olarak: 

1-Bağımsız  İsrail Devletinin kuruluş safhasında  bir veya birkaç Büyük Devletin desteğini almak yanında, 

2-Bağımsız devlet olduktan  sonra da, “etrafı düşmanı devletlerle  çevrili olacağı” sebep gösterilerek,    “bağımsızlık içinde bağımlı olarak varlığını sürdürebilmek” için de denilerek,  mutlaka  bir veya birkaç devletin kendi bağımsızlığını ve varlığın korumak için bunların kendisine yardımlarına sürekli ihtiyaç  duyulacağından; 

a-İsrail’in kuruluş safhasında kendisine  yardımcı olacak Büyük Devletlerin, bağımsızlığına kavuşması karşılığı onlara bölgesinde  kendilerinin emelleri gerçekleştirmek ve çıkarlarını korumak için onlara  “Jandarma –Polis Devleti” olacağı vaadinde bulunması yanında, 

b-Hıristiyan – Kapitalist yayılmacı ve sömürgeci emperyalist Büyük Devletlerin,  “stratejik ve ekonomik  önemi büyük” denilen Filistin ve Ortadoğu’da   Müslüman Devletlere nazaran kendilerine daha yakın ve daha dost olarak  gördükleri Musevi  İsrail’in  kendi çıkarlarını daha iyi koruyacaklarından onun  kendilerine “Jandarma –Polis Devleti” yapılanmasında kurulması istekleri; 

Büyük Devletlerden  hangisini  istinat  edileceği ve özellikle  hangisine öncelik verileceği konusundan olarak: 

1-Osmanlı Devletiyle  yapılacak görüşmeler ve anlaşmalara öncelik verilmesi, 

2- Osmanlı Devletiyle bir sonuca varılamazsa bu sefer de Avrupa’nın  sömürgeci ve yayılmacı emperyalist  Büyük Devletleriyle (İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya ve İtalya) görüşülerek anlaşmaya varılması. 

Siyasal Siyonizm birinci döneminde Büyük Devletlerden birisini istinat olarak öncelikle Osmanlı  Devleti ile olacak görüşmelere ve anlaşmalara ağırlık verilmesi üzerinde durmuştur. Bunun iki sebebi  vardır: 

1-Üzerinde Bağımsız İsrail Devleti kurulacak,Yahudiler için  Rab  tarafından (Rab Abraham’a dedi: Şimdi gözlerini kaldır ve bulunduğun yerden  kuzeye ve güneye  ve doğuya ve batkıya   bak; çünkü görmekte olduğun bütün  memleketi (Nil’den Fırat’a) sana ve ebediyen senin zürriyetine verdim” –Tevrat, Tekvin Kitabı Bab 13, cümle: 16)   kendilerine bir çeşit “milli yurt- anavatan yapılması” tanımlamasıyla  “Vaat Edilen Toprak Filistin” üç kıtaya yayılmış Osmanlı İmparatorluğunun  Suriye’de Şam vilayetinin  Kudüs Sancağına (ilçesinin) yerli halkı olarak  Müslüman Araplarla meskun bağlı bir bölge olduğu için, öncelikle Osmanlı Devletiyle anlaşmaya varılırsa  iş daha başında halledilmiş olur, diğer Büyük Devletlerle görüşmeler ve anlaşmalara  gerek kalmazdı. 

2-Siyonistler Osmanlı Devletiyle anlaşmak için  ona kendi faydasına neleri  vaat edecekler ve bunların karşılığı ondan kendileri için nasıl bir  yönetim yapılanması verilmesini isteyeceklerdi? 

Moses Hess, “Roma ve Kudüs” isimli kitabının birinci bölümünde,      “Eski Roma” yı dirilten  İtalyan Milliyetçiliğinin “kurtuluşları” için Yahudilere de  örnek olması gerektiğinden bahisle, buna  emsal “Eski Kudüs” ün de uyandırılacak bir Yahudi milliyetçiliğiyle  kurtulabileceği  üzerinde durur. (Moses Hess, Rome and Jerusalem, Block Puplishing Company, New York, 1918, s. 35 – 36) Kitabına adı geçen ismi    zaten bu sebepten koymuştur. 

Hess’in kitabının müteakip bölümlerinde, öncelikle Osmanlı Devletiyle  görüşme ve  anlaşmaya varılırsa, meselenin daha baştan halledileceğinden  bahisle, bu görüşme  ve anlaşma şartlarından olarak Osmanlı Devletine verecekleri ve ondan alacaklarından olarak şunlardan bahseder:   “Türkiye yaşlanmış ve yıpranmıştır. Ona birkaç avuç altın vermek  onu yola getirecektir. Vatanımızı bize verin ve bu parayla  sallanmakta olan imparatorluğunuzu diğer bütün kısımlarıyla birlikte güçlendirecek, kuvvetlendireceğiz.” (Hess, s. 273) 

Hess, Osmanlıya para yardımı ve onun güçlendirilmesi  karşılığı ondan neler istiyordu? Bunlarla ilgili olarak da Filistin’e göç ettirilecek  Yahudilere  “koloniyal yerleşim” temin edilerek bunlara  “otonomi” veya “muhtariyet-özerklik” yönetimi verilmesi isteğinden  bahseder.  Osmanlı Devleti iyice zayıflayıp  parçalandığı zaman   ise, bu özerk Yahudi yönetimi de bağımsızlığını ilan etmesi sonucu bağımsız İsrail Devleti kurulmuş olacaktı. (Hess,  145 – 146). 

Hess, bu planının aşkı ve şevki içinde  biraz da “sloganik” olarak  bütün dünya Yahudilerini Filistin’e göçe şöyle davet ediyordu: “Arş ileri! Bütün ülkelerin Yahudileri! Eski anavatan toprağı sizi çağırıyor. Biz gururla  sizin için kapıları açacağız…’ 

Arş ileri! Şehitlerin torunları! Uzun bir sürgün hayatınızın sonuçlarını göreceksiniz. İhtişamlı Davut’un  günleri tekrar gelecek…! 

Arş ileri! Siz soylular! Yahudi kabilelerinin anavatanlarını dönmesiyle  insanlık tarihinin  yeni bir çağı başlayacak…!”(Hess, s. 149 – 150) 

Hess’i müteakip gelen diğer Siyonist liderlerin  Filistin’de Osmanlıya bağlı bir Yahudi özerk yönetimi ve ardından bağımsız  devletlerini kurmaları  karşılığı Osmanlının  faydasına olabilecek  teklifleri, işin esasına  bakılırsa, diğer Büyük Devletlerden  önce Osmanlıyla anlaşmak ve bunun karşılığı onun lehine çalışarak,   Osmanlı coğrafyasında ona bir çeşit “onun Jandarmalığına soyunacak”  bir yapılanma kendisini gösteriyordu. 

Osmanlı Devleti’nin Siyonist Yahudilerin öncelikle onun  “jandarmalığına soyunma ” tekliflerine “evet” diyecek şartları ve durumu yoktu. Osmanlı,  Siyasal Siyonizm’in kendisini gösterdiği 19. asrın ortalarında,  “vatanının parçalaması” yapılanmasına iyice girmiş, bağımsız Balkan devletçikleri kurulmuş, özerk Lübnan ve Girit  doğmuş, Doğu Anadolu’da “Ermeni ayrılıkçı hareketi” başlamıştı. Bütün bu hengameler içinde,  zaten kendisi de “vatan bölücü bir hareket” özelliği gösteren  Siyonist cereyanın isteklerine evet demek mümkün değildi. Sonra, Filistinli Müslüman Araplar da “milli  yurtları” olarak gördükleri Filistin’de  kedilerine rağmen bağımsız  Yahudi devletinin kurulmasına karşı idiler. Osmanlı Padişahları, Müslümanların halifeleri olmaları sıfatıyla da Müslüman tebaalarını her türlü tehlikelerden korumakla görevliydiler. 

Osmanlı Devleti, Siyonist  tekliflere hayır derse, bu sefer de Yahudiler hangi büyük devlete   yardımları karşılığı  ona   “jandarmalık yapmak” vaadinde bulunacaklardı?  Bu devletler, şeksiz ve şüphesiz  Batı’nın  sömürgeci ve yayılmacı emperyalist Hıristiyan  Büyük Devletleri  olacaktı.  Hess’in bu uğurda düşündüğü ve  anlaşabilecekleri  devletlerin  başında Fransa geliyordu. Fransa isteklerini yerine  getirirse, bölgelerinde onan çıkarlarını koyacak   “Jandarması -Polis  Devleti” olacaklar, Fransa’ya  bunun vaatlerinde bulunacaklardı. 

Hess, bunu da kitabında şöyle dile getirmişti: Yahudilerin  kurtuluşu için 1789 Fransız İhtilaline de atıfta bulunarak,  “ Fransa sonunda sizi azat etti.  Bizim zincirlerimizi kırdan Fransa,  büyük dünya çağının arifesinde  bütün milletleri de aynı özgürlüğe çağırdı. Şimdi siz vatandaşlar ve kardeşler haline geldiniz. 1789 yılı, sizin eski halinize dönüşün ilk adımıdır… Getto’da (tecrit edilmiş Yahudi mahalleleri) bulunan sizi, onun kapılarını ebediyen kırmakla Fransa kurtardı… Fransa, muhtemelen bizim için kurtuluş ışığınız, düşmanlarınıza karşı bir kaya, aynı zamanda  yerleşmiş  modern düşmanlara  karşı da bir kurtarıcı olacaktır…” (Hess, s.  156 – 157) 

Hess, bunları yazdıklarının ardından  Filistin’de  bağımsız Yahudi devletini ancak Fransa’nın yardımları sayesinde  kuracaklarını, bunların karşılığı olarak  Fransa’ya  Ortadoğu’da  “Jandarma –Polis Devleti” görevi yapacaklarına  dair de şunları yazar: “ Fransız milletinin  sempatisi ve Fransız politik menfaatleriyle   uzlaşan Yahudiler, Fransız askerlerinin  modern  Nabuchadnezzar’ı (Babil kralı bunun Filistin’de kurulu Yahudi devletini  yıkarak  Yahudileri toptan Babil’e sürmesi)  yıkıp, zafer kazandıktan sonra, Yahudi milletini  kurtarma işine  girişecektir.  Fransa, sonunda  Hint ve Çin yolu üzerinde  Fransız çıkarlarını  gözeten,  Filistin’e yerleşik dost ve  vefalı bir  halk Yahudileri görecektir.” (Hess, s. 167) 

Batının Kapitalist  Emperyalist sömürgeci ve yayılmacı Büyük Devletlerinden İngiltere, Almaya, Fransa  ve Rusya’nın Siyonist  hareketin emlerinden kendi hesaplarına faydalanma isteklerine gelince, bunlar, Filistin’de kurulacak bağımsız Yahudi devletinin, burasının büyük startejik, askeri ve ekonomik önemi sebebiyle, bu devletin kendilerine muti olduğu takdirde, bölgedeki kendi emlerlini bununla gerçekleştirebilecekleri  ve çıkarlarını koruyabilecekleri  düşüncelerinden hareketle ona her halükarda destek olmaya hazırdılar.  Bunu  erkenden  Siyasal Siyonizm’in birinci döneminde açık açık  dile getirmeye başlamışlardı 

Bu cümleden olarak  daha erkenden Fransız İmparatoru I. Napolyon, Yunancılık ve Arnavutculuk  “vatan bölücü” harekelerini tahrik etmek yanında “ yine bu cümleden olmak üzere  Filistin’de  bağımsız bir Yahudi devleti kurulması projesini de 1798’de Mısır’ı ve ardından Suriye’yi işgali sırasında yürürlüğe koymaya çalışmıştı. Donanması  İskenderiye limanında İngiliz donanması  tarafından baskınla  yakılan I. Napolyon’un , Fransa ile irtibatı  kesildiği için Ortadoğu bölgesi halklarından kendisine asker temini hususunda özellikle de  Yahudilere hitaben 22 Mayıs 1799’da yayınladığı bildiride, ordusuna asker yazılmaları karşılığı onlara Filistin’de bir bağımsız Yahudi devleti kuracağını vaat etmişti.  (Hayyim  J. Cohen, The  Jews of the Middle Eazt 1860 – 1972,  İsrail University Press, Jerusalem. 1976, s. 10).  Yahudiler, buna itibar etmediler. 

Filistin’de kendisine bir  “jandarma-polis devleti” olacak  Yahudi devleti   kurmak emelinden bir türlü vazgeçemeyen  I. Napolyon,  1807’de Paris’te dünya Yahudilerine hitaben yayınladığı bir bildiriyle, onlardan   burada bir “Yahudi Milli Meclisi” toplamasını istemiş, buna da  onlardan  riayet ve rağbet  eden olmamıştı.  (Herbert Mason, Reflections on the  Middle East Crisis,  The Haguex, Mouton, Paris, 1970, s. 44) 

Fransızlardan  sonra Almanlar da  Filistin üzerinden sömürgeci ve yayılmacı emellerini dile getirmişlerdir. Helmuth von Moltke’nin  1840’da başlayan Doğu ziyareti sonucu bu vurgu yapılmış,  hatıralarında  burasını “Doğu’nun giriş kapısı” olarak nitelendiren Moltke,  Avrupa’nın Hindistan’la olan ticaretinde direkt ticaret yolu üzerinde yer alan  alanlardan birisi olup, burasını “ Mısır ve Suriye’yi koruma duvarı” olarak da nitelendiriyordu. (Isaıah  Friedman,  Germany Turkey and Zionism 1897 – 1918, At the  Clarendon Press,  Oxford, 1977, s.3) 

Almanya’ nın ortaya konulan bu emelleri sonucu, Filistin üzerinden çıkarlarını korumak için olacak ki.buraya ilk  koloniyal Yahudi  göçü yerleştirilmesi  Almanya’nın himayesi sayesinde olmuş, bunlar,  onunla işbirliği halinde dünyanın “en zengin Yahudisi”  ve  “Yahudi sevdalısı” denilen  Edmond James de Rotschildler tarafından finanse edilmeye başlanmıştı.  “Alman Yahudiler, Filistin’e yerleştikçe ve Alman konsoloslarının   yardımlarını gördükçe güçlendiler ve Alman çıkarlarının en sadık koruyucuları ve yayıcıları oldular.” (İlber Ortaylı,  Osmanlı İmparatorluğundan Alman nüfusu, Kaynak Yayınları, İstanbul, 1983, s. 125 – 126) 

Avrupa’da Kapitalist Emperyalist devletlerden olarak, Filistin’de  koloniyal Yahudi yerleşimlerinin ardından, burada kendilerine de hizmet edecek bağımsız bir Yahudi devleti kurulması  uğranda en çok çaba  gösteren  devlet, 19. yüzyılda  dünyanın birinci süper gücü haline gelen  İngiltere olmuştu.  Bunun ilk işaretlerini,  İngiliz Dışişleri Bakanı ve Başbakanı Lord Palmeston verdi.  Siyonizm’in tarihini yazan N. Solokow’a  göre,  “Palmerston devri (1831 – 1852) İsrail’in yeniden inşası idealinin İngiltere’de en revaçta  olduğu zamandı.” (Nahum Solokow,  A Hıstory Zionism 1600 – 1918,  Ktav P. House Inc., New York, 1969, s.  101) 

Filistin’de, İngiltere’nin emellerine hizmet edecek olan  Yahudi kolonilerinin kurulması Palmerston’u iyice cezp etmişti.  Bu uğurda bir rapor ve  program hazırlanarak bunun tatbikatı için  İstanbul’daki İngiliz Büyükelçisi  Ponsonby’ya  talimat verilmişti.  Büyükelçinin  durumu Babıali’ye “yanlış intikal ettirmesi yanında” denilerek,   dünya Yahudiliğinin de o günün şartlarında ‘Mesihçi Siyonizm” geleneğine  bağlı oldukları için, bu programa rağbet etmedikleri üzerinde durulur. (Friedman, s. 29) 

Emperyalist sömürgeci ve yayılmacı  Büyük Devletlerden  Rusya da  kendi himayesinde Yahudileri koruyarak bölgeye nüfuz için erkenden bunun işaretini vermişti.  Bu, Albay Peste tarafından ortaya atılmış,   hatta bu  uğurda bir program bile yapılmıştı. (Walter Laquen, A Hıstory Zionosm, Halt,  Ronehart and Winston, New York, 1972, s. 42) 

Görülüyor ki, Siyasal Siyonizm’in birinci  döneminde,  gerek Siyonist Yahudilerin ve gerekse onlara aktif destek verecek olan Emperyalist Büyük Devletlerin,  hem de ayrı ayrı kendi itiraflarıyla, Filistin’de kurulacak  Bağımsız Siyonist İsrail devletinin,  “Koloniyal Jandarma –Polis Devleti” özelliğiyle de, “bağımsızlık içinde bağımlı olarak” bir yapılanmayla   hem İsrail hem de Büyük Devletlerin emelleri ve  çıkarlarına hizmet edeceğini  bu ikinci  bölümümüzde böylece kendi itiraflarından  belgelerliyle anlatmış buluyoruz Bunun daha da büyüyecek olan boyunlarını dizi yazımızın müteakip bölümlerinde  anlatmaya devam edeceğiz.  

 

DİĞER YAZILARI ÇOK AÇ GÖZLÜMÜYÜZ NEDEN DOYMUYORUZ  GÜNÜMÜZDE ÜNİVERSİTELER  HAK’KA TESLİMİYET DÜNYANIN BEKLEDİĞİ İHANET   SAĞLIĞINIZ İÇİN BU YAZIYI OKUYUP PAYLAŞINIZ  TARİHİN ÇOK DEĞERTLİ İNSANLARI  MERHAMET İPE ÇEKİLDİ  TELEF OLAN HAYATLAR, BOŞA GEÇEN GÜZEL YILLAR İNSANLIK VEDA HUTBESİNİ ARIYOR  ZULÜM ALTINDA EZİLENLER    EĞİTİLEN DEĞİL OKUYAN BİR MİLLET OLMAK ZORUNDAYIZ  KAPİTALİZMİN İĞRENÇ YÜZÜ  KUL HAKKINI TANIYIN  KUL HAKKINDAN SAKININ  MEZHEPCİLİK ve BÖLÜCÜLÜK  İSLAMİYETE NASIL DAHA FAYDALI HİZMET EDİLİR? KUL HAKKINI TANIYIN, KUL HAKKINDAN SAKININ  YARADANIN SEÇKİN KULU OLABİLMEK  İSLAM DÜŞMANLARI KAHROLACAK  KUR’AN-I KERİM’DE OLMAYANLAR  MAHŞERDE ŞAHİDİMİZ BEDENİMİZ OLACAKTIR   İSRAİL YOK OLMAKTAN KORKMAYA BAŞLADI  GENÇLİĞE SAHİP ÇIKIN DAĞILIYOR  RAHMET-MAĞFİRET-KURTULUŞ  BELEDİYE BARONLARI  SADAKAT ve MUTLU AİLE NİĞMETTİR  HANTAVİRÜS SEMPTOMLARI YAYILIYOR  MUTLULUĞU ÇOK ÖZLEDİK  ÇÖL TOZU TÜRKİYEYE YAYILMAYA BAŞLADIMI? İSLAM ŞİİRİ  SUSKUNLUK YOLUNDA SESSİZ ÇIĞLIKLAR VAR  TÜRKİYE’NİN SİLAH İMPARATORLUĞU GÜÇLENİYOR  KURBANDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR  VE DOĞRULAR   TÜRKİYE  DÜNYA BASINININ DİLİNDE  DÜNYANIN KALBİ YAVAŞLIYOR TÜM DENGELER BİR ANDA ALTÜST OLACAKMIŞ  MAYISTA TÜRKİYEYE KAR GELİYOR  VATAN UĞRUNA CAN VERENLER  500 TONLUK ÖLÜMLER BAŞLADI  MÜSLÜMANLAR YENİDEN MÜSLÜMAN OLMALI  DÜNYA SİYASETİ DEĞİŞİYOR  TARİHİ GERÇEK İRANDA TÜRK HAKİMİYETİ  BİR MİLLETİN KADERİNİ VİCDANI BELİRLER  TÜRKİYEDE DEĞERLER SİSTEMİ ÇÖKTÜ  İNSANLIK VEDA HUTBESİNİ ARIYOR  .B.D. NİN KORKUSU: MİLLİYETCİLİK   DEVLET ve TOPLUMU BEKLEYEN TEHLİKELER  EĞİTİME YÖN VERMEK GEREK  ALLAH’IN YARDIMI  MARAŞTA OKUL BASKINI 9 ÖLÜ 20 YARALI  İNSANLIĞI MAHVEDEN İLLET  YOLSUZLUK YAPAN ÇALAN ÇARPAN ALÇAKTIR  TÜRKİYENİN MAARİF MODELİ  İNSAN OLMAK- OLABİLMEK  VİCDANIN YÜKSELİŞİ  ŞEREFLE BİTİRİLMESİ GEREKEN EN AĞIR GÖREV HAYATTIR   1.NCİ KÖRFEZ SAVAŞINDAN BUGÜNLERE  İRAN’A SALDIRI  ORTADOĞUYA SALDIRIDIR  İSLAM PEYGAMBERİ  KANOLA YAĞI NEDİR FAYDALARI ZARARLARI NELERDİR  GAZETECİYE ZULÜM EDİLMEZ   CANLAR KATLEDİLİYOR DÜNYA HALEN SUSUYOR    FAİZ KISKACINDA BATIYORLAR  EVDEKİ BEREKETİ ÇOĞALTMANIN EN GÜZEL YOLU   İSLAM  TÜRK MİLLETİ ve TÜRKİYE  ÇOK AKILLI OLMALIDIR  İRAN’A SALDIRANLAR ORTADOĞU HAYALİ İÇİNDE   VİCDANIN YÜKSELİŞİ  KALBİMİZDEKİ BAŞKA AKLIMIZDAKİ  BAŞKA    TÜRK’ÜN ÇANAKKALE GURURU   İSLAM ALEMİNİN BAYRAMI HAYIRLARA VESİLE OLUR İNŞAALLAH   İNSAN OLMAK- OLABİLMEK  BİR BAYRAMA DAHA UYANACAĞIZ    KADİR GECESİ'NİN  ANLAMI ve ÖNEMİ   EĞİTİM ve ÖĞRETİMİN NERESİNDEYİZ  DUALARIMIZI KABUL EYLE  YARABBİ   ORUCUN FAZİLETİ  PUTLARIN Z E K A T  İRAN’A SALDIRI  ORTADOĞUYA SALDIRIDIR  İSLAMİYET KAİNATA GÖNDERİLDİ  KUL HAKKI ÇOK ÖNEMLİ  MANEVİYAT ve SAĞLIK BULUŞUYOR  TÜRK KÜLTÜRÜNÜ TANIYALIM  İSLAMDA MANEVİYATIN DEĞERİ  YOBAZLIK NEDİR NASIL OLUR? HAKİMİYET ve DEMOKRASİ  İSLAMİYET KAİNATA GÖNDERİLDİ  MÜNAFIKLIK ve KÜFÜR YOLLARI   İSLAM ALEMİNİN YENİDEN MÜJDECİSİ   HAYATIMIZI MANEVİYATLA SÜSLEMEK  RAMAZAN’IN ÖNEMİ  RAHMET PINARINI YAŞAMAK  NEFİSLERİ İSLAH ETMEK   FAİZ NASIL DOĞDU KİM İCAD ETTİ? HZ.NUH’UN GEMİSİNİ YÜZDÜREN SU  TÜRKİYE’NİN YERLİ ÜRETİM GÜCÜ  TÜRKİYE’DE DİN EĞİTİMİ  YARADILIŞTAKİ MÜKEMMELLİK  NEREYE SÜRÜKLENİYORUZ BELLİ DEĞİL  DOĞRULUKTAN AYRILMA   AMERİKANIN YAPTIĞI KATLİAMLAR  İSLAMDA SÜNNET YOKTUR DİYENLER OKUSUN  DÜŞMANLARIMIZ DEĞİŞİYOR  RAMAZAN GELİYOR ÇOK ŞÜKÜR  İNSAN, İNSANI KISKANMAMALI   PARANIN ALAMAYACAĞI GÜÇLER  BAKIŞ AÇINI DEĞİŞTİR  HAYATIN DEĞİŞSİN   GERÇEK VATAN SEVGİSİ NASIL OLMALI  AMENTÜ’NÜN ÖNEMİ  VATAN SEVDASI  İNSANLIĞA ÜÇ MESAJ  DUA HALİNDE BİR ÖMÜR  EĞİTİMLE GÜZELLEŞEN HAYATIMIZ  DEPREMİN ÖTEKİ YÜZÜ  İNSANIN İBLİS HALİNE DÖNÜŞÜ  CUMHURİYET İSLAMİ YÖNETİM  ŞEKLİDİR  ALLAHIM    FİLİSTİN VE İSRAİL GERÇEĞİ   CENAB-I HAKK’IN NAZARGAHI  MİLLETE ADANMIŞ ÇİLELİ BİR HAYAT  FITRAT ÜZERİNE YAŞAMAK  GÖNÜLLER DAR OLMASIN  BAŞIMIZA GELENLER  CANIM VATANIM CANIM TÜRKİYEM  AY YOLCULUĞU A.B.D. YALANI  SAKIN BUNLARI ALIP YEMEYİN  HZ.ÖMER’İN ÖRNEK HAYATI  MİLLİ MÜCADELENİN BİLİNMEYENLERİ  CANIM VATANIM CANIM TÜRKİYEM  SEVAD-I AZAM ve HÜRRİYET  HER GÜNE BİR İYİLİK SIĞDIR    DÜNYA İMTİHAN DÜNYASIDIR  HERŞEY YARADAN HAKKIN EMRİNDEDİR  KUR’AN-I KERİM HAYAT REHBERİDİR  MİLLİ YARAMIZ VAR  GÜL ve ÖMÜR MİLLİ BİRLİK ŞARTTIR  HAYAT ÇOK KISA  İNSAN ve İNSANIN ÖZÜ  KALB’LERE SEVGİ DOLSUN  KOSKOCA MEDENİYET PARAM PARÇA  DOĞUNUN UYANIŞI İLE BATININ  KORKUSU NİHAYET BAŞLADI   HÜRRİYET’İN DEĞERİ  ŞEHİTLERE VEFA BORCU  KUR’AN-I KERİM HAYAT REHBERİDİR  HER GÜNE BİR İYİLİK SIĞDIR  HUZUR “İSLAM”DADIR  İMAN YOLUNDA DOĞRU OLMAK GEREK  TARİH DİYE YALAN YAZILMAZ  KAN AĞLAYAN TÜRK DÜNYASI  3.NCÜ ve SON BÖL.  KAN AĞLAYAN TÜRK DÜNYASI -2.NCİ BÖL.  KAN AĞLAYAN TÜRK DÜNYASI -1 GÖZ RAHATSIZLIĞININ PERDE ARKASI 3.NCÜ ve SON BÖLÜM GÖZ RAHATSIZLIĞININ PERDE ARKASI  2.NCİ BÖL.  GÖZ RAHATSIZLIĞININ PERDE ARKASI 1.NCİ BÖL.  DOĞUNUN UYANIŞI İLE BATININ  KORKUSU NİHAYET BAŞLADI   5 BİN YILLIK TARİH DİM DİK AYAKTA  KUNDAKTAKİ BEBEKLER ÖLDÜRÜLDÜ  YARADANI ZİKRETMEK  A ve B TİPİ KİŞİLİKLER    KİŞİSEL GELİŞİM ÇOK ÖNEMLİ  KELİME-İ ŞAHADET  MİLLETLER DEĞERLERİYLE YAŞAR  ALLAH’A KULLUK EDEBİLMEK  KAPİTALİST SOYGUNLARI  KELİME-İ ŞAHADET  TEFEKKÜR ve HAYAT  AMACINA İYİ SARIL   K A Y B E T T İ K  TÜRK KÜLTÜRÜNÜ  TANIYALIM  HOCALI KATLİAMININ İÇ YÜZÜ   KUR’AN İNSANLIĞI YAŞATIYOR  MÜSLÜMANLARA  YAPILAN ZULÜM ve İŞKENCELER  KORKULARIMIZ  AMACINA İYİ SARIL   SULTAN ALPARSLAN’IN IŞIK TUTAN SÖZLERİ   KUR’AN İNSANLIĞI YAŞATIYOR  GENÇLİK KÜLTÜRÜNDEN KOPARILIYOR  HUZURU KENDİMİZ KAYBEDİYORUZ  VİCDAN ve İNSAN  ALLAH’A SITK İLE BAĞLAN BU DÜNYA BOM BOŞ  KORKULARIMIZ  ÇIPLAK GEZMEK MODA OLDU  VİCDAN ve İNSAN  ALLAH’A KULLUK EDEBİLMEK  ADALETİ YAŞATIN HERKESE  LAZIM   HAYAT GERÇEKLERİ  KAPİTALİST SOYGUNLARI  DÜNYADAKİ “TÜRK” NÜFUSU  DEĞİŞİMİN İÇ YÜZÜ  HUZURU KENDİMİZ KAYBEDİYORUZ  DOĞRULUK ve SAMİMİYET  HUZURU KENDİMİZ KAYBEDİYORUZ  HAYAT GERÇEKLERİ  GENÇLİK KÜLTÜRÜNDEN KOPARILIYOR  TOPLUM ÇÜRÜYOR  GENÇLİK KÜLTÜRÜNDEN KOPARILIYOR        DOĞRULUK ve SAMİMİYET  DEĞİŞİRKEN KİRLENİYORUZ  VİCDAN ve İNSAN    AİLE KÜLTÜRÜ ve HUZUR