Dostumuz, arkadaşımız… Hukukçu… Doğum tarihi, ben bilmiyorum. Benden birkaç yaş küçük. Erkiletli. İstanbul Hukuk mezunu. Bizim Kıvılcım Akademi’ye ara sıra uğrar. Pınarbaşı’nın gelmesiyle, hava değişir. Espri, nükte, anılar gündeme gelir. Hele bir de “Avukat Savaş” Kaya varsa, sohbet tadına doyum olmaz.
**
Erkiletli demiştim… Yazları, Bozdağ denilen bölgede bulunan bağlarına giderlermiş. Kış gelene kadar “inmezlermiş”. Bunu nereden biliyoruz? Anılarını yazdığı, “Bozdağlı” kitabından. Yetmiş sayfa; gerisi bol aile fotoğraflı bir anı kitabı.
**
Zevkle okudum, çok yerde gülümseyerek ve düşünerek. Öyle ya, Tural, espri, nükte dolu birisi. Feleğin her türlü çemberinden geçmiş. Bu anılarına da yazmış. Ama maalesef, çok kısa. Neden bilemiyorum? Arkadaşımız 1971 yılında hukuk fakültesinden mezun olduğuna göre yarım asrı aşkın bir meslek hayatı var.
**
Erkilet Nahiyesi’nde başlayan, yurtlarda, sıkıntılar içerisinde geçen bir tahsil hayatı. Aslında bu hikaye, köy çocuklarının hikayesi… Öyle ya, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, nüfusun yüzde 85’i kırsalda, her türlü mahrumiyet içerisinde yaşıyorköylü; mahrumiyet içerisinde okuyor, çocukları. 1960’lı yıllarda bu oran yaklaşık yüzde 70’lerde. Bugün ise köyler boşaldı. Çoban bulunamıyor…
**
Bunlara, çok doğru bir ifade ile; “Cumhuriyete kol kanat geren nesil” deniyor. Bunların son nesilleri, bizim dönemlere de denk gelidi. Okullarda ki, “leyli meccani” ifadesi de bunu ifade eder. Kayseri Lisesi’nin yatılı kısmı vardı. Lise’nin karşısında da merhum Nuh Naci Yazgan tarafından yapılan, genç yaşta ölen oğlu Hakkı için yaptırttığı, “Köylü Talebe Yurdu”.
**
Bir de, az çok varlıklı olan köy çocukları, şehir merkezinde, kiraladıkları bir göz evde otururlardı. Anne ve babaları, bu çocukları, ev sahibine emanet eder, köylerine dönerlerdi. Mesela, bizim Düvenönü’nde ki evimizde Hasan Durmuş kalmış, amca çocuğu ile. Rahmetli Hocamız, anılarını, “Köylüoğlu Hasan” isimli anı kitabında, çok detaylı anlatmış. Bu kitabı hararetle tavsiye ederim.
**
İki sayfa kadar da bizim aileye yer ayırmış. Bu, bizim için çok çok kıymetli. İlkokul üçe kadar Erkilet’e bağlı, Mollahacı köyünde okumuş. Olmadığından, dört ve beş için Erkilet ya da merkezini seçecekler... Aile, merkezi seçmiş. Bizim evden de bir göz yer kiralamışlar. Çocukları Ebeme (Hanım Hala) teslim edip gitmişler. Bizimkilerde bunlara kendi çocukları gibi bakmış.
**
Pınarbaşı, çocukluğunu anlatmış, gençliğini anlatmış, fakülte hayatını anlatmış, kısa da olsa; askerlik hayatı inanılmaz nükte ile dolu. Amma lakin avukatlık hayatını pek “es geçmiş!”. Mesela, ben yerinde olsam “Bir Avukatın Anıları” başlığı altında anlatırım, yarım asrı. Müthiş bir anı kitabı çıkar…
**
Aslında bunu anlatmak zorunda. Burada bir meslek grubunun davranışı ile Kayseri’nin her şeyi var. Turalcığım, bizlere anlattıkların ve anlatamadıkların seninle birlikte göç ederse, inanın çok üzülürüm. Mesela, “Ülkücü Hareket” içerisinde geçirdiğiniz o sıkıntılı günleri, herkesin bilmesinde yarar var. Tabii, adliye koridorunda geçen bir ömrü de…
**
Mesela merhum Avukat Ali Dinç ile ilişkileriniz, çok önemli. Değerli dostum, bu görevden kaçmak yok. Aynı zamanda bu bir vebal. Yine mesela, merhum Halk Filozofu Ömer Çolakoğlu ile olan ilişkiler. Öyle ya, Pınarbaşı aynı zamanda çok yardımsever, mürüvvetli, birisi.
**
Geçenlerde, Kıvılcım’ı ziyaret ettiğinde, kendisine yakışır büyüklükte karpuz getirmeyi de ihmal etmemiş. Zevkle yedik… Savaş da vardı. Savaş “yol gösterdikçe” açıldıkça açıldı. Güzel bir gün geçirdik.
Güzel bağlama çalar. Sürekli silindir şapka giyer. Şapka, adeta alameti farikası.
**
Neticeyi kelam. Pınarbaşı dostumuz, mutlaka anılarını, en azından bir kayıt altına almalı. Ola ki, ileri de çocukları bastırırlar. Dostlar bu anılar, bir köy çocuğunun hayat hikayesi. Aynı zamanda, “Atatürk Cumhuriyeti”nin…
**
Tural’a sağlık ve mutluluk dolu yıllar diliyorum
