12 Yıldır bir şeyler karalayan biri olarak zaman zaman geçmişim hakkında gözlem yapmaya çalışıyorum.
Bugün de sizi çocukluk yıllarıma ve yaşadığım mahalleye götüreceğim.
Hasbelkader Kayseri'de doğdum.
Çorakçılar mahallesinde çocukluğumu ve gençliğimi yaşadım.
At arabalarıyla, Faytonlarla ulaşımın sağlandığı,taşlı topraklı yolları,daracık ve birbirine bakan sokaklarının olduğu...
Toprak damlı,duvarları taşla örülü,içinde geniş avluları bulunan tek katlı müstakil evleri bulunan...
Evlerde çeşmelerin olmadığı,ortak mahalle çeşmeleri ve ekmek fırınlarının olduğu bu mahallelerde büyüdük.
Bu mahallelerde herkes birbirini tanırdı.
Tanınmadık bilinmedik kimse olmazdı.
Kadınlar sokak başlarında otururlar sohbetler gırla giderdi.
Mahalleye 'Yatlı yaramaz' giren çıkanı kontrol ederlerdi.
Çocuklar akşam vaktine kadar eve girmezlerdi oyundan.
Yaşı büyük oğlanların gece oyunları ayrı olurdu.
Herkes birbirinin evine çekinmeden girer çıkardı.
Eksik gedik ihtiyaçlar çekinmeden istenirdi.
Kimse kimseye gurur kibir yapmazdı.
Akşam oturmalarının tadı bir başkaydı.
Bağdan gelen iki salkım üzüm bir tabak kuru kaysı ile misafir ağırlanırdı.
Özel günlerde telteliler açılır,oğlan evlenir kız gelin olur,asker uğurlanırdı.
Mahallenin tüm sorunları bu oturmalarda çözüme kavuşurdu.
Herkes halinden memnundu en ufak şeylere mutlu olunurdu.
İş,aş ve gelecek kaygısı bilinmezdi.
Eve bir çuval un,bir çömlek sızgıt,bir teneke yağ alındığı zaman geçim kaygısı biterdi.
Bu mahallelerde her şeyden bir 'tane'ydi.
Mesela...
Her mahallede bir tane deli olurdu.
Herkes onu bilir, kimse ona zarar vermez o da kimseye zarar vermezdi.
Mahalleli de onu korur kollardı.
Koskoca Kayseri'de Düvenönünde bir tane 'Deli Kemal',Cumhuriyet Meydanında bir 'Deli Naci' vardı.
Şimdi...
Kim akıllı kim deli ayırt edene aşkolsun!
Eskiden mahallede bir tane zengin olurdu.
O zengin de 'lök' gibi olur,oğlanları evlendirir kızları gelin ederdi.
Fakir fukaraya tepeden bakmazdı.
Geriye kalanların hepsinin durumu birbirine benzerdi.
Kimse kimseye de gurur kibir yapmazdı.
Bu mahallenin bir tane 'akıldanesi' olurdu.
Ona akıl danışılır onun sözü kanun gibi olurdu.
Herkes ona saygı gösterir onun lafından çıkılmazdı.
Bu zamanda herkes akıllı herkes 'İşbilen'.
Kimse akla ve akıllıya hürmet etmiyor.
Evvelden koca mahallede bir tane 'Kötü'olurdu.
Herkes onu bilir ona göre davranır dikkat ederdi.
Günümüzde ise kötüler o kadar çoğaldı ki,bir tane 'İyi insan'görürürsek bayram ediyoruz.
Önceden mahallenin bir tane çöpçatanı,bir tane dedikoducusu,bir tane kumarcısı,bir tane alkoliği olurdu.
O çöpçatan ki mahallenin nufus idaresiydi sanki.
Gençleri bekarları dulları birbirlerine o yakıştırırdı.
Öne düşer oğlanları evlendirir,kızları gelin ederdi.
Şimdilerde çöpçatanlığı sosyal medya yapıyor.
Gizlenmiş kişileri katıp karıştırarak...
Mahallenin de bir tane kumarcısı belliydi.
Herkes ona dikkat eder ona göre tedbirini alırdı.
Şimdi herkes kumarcı!
Allah muhafaza 10 yaşındaki çocuk telefondan kumar oynayabiliyor.
Ve mahallenin tüm çocukları birbiri için tehdit oluşturuyor.
Yine mahallenin bir tane alkoliğini herkes bilirdi.
Ondan herkes yaka silkerdi.
Aileler çocuklarına onu kötü örnek diye gösterirlerdi.
Şimdi öyle mi..?
Bırakın alkolü uyuşturucu okul önlerinde satılır oldu.
Evet...
O burun kıvırdığımız eski mahallelerimizde her şeyden bir taneydi ve özeldi.
Her şeyin bir kıymeti vardı.
İyinin de kötünün de.
'Gelişen' ve 'modernleşen' hayatımız aslında daha yapay ve değersiz bir hal almaya başladı.
Komşuluk,arkadaşlık,akrabalık o eski değerini ve tatlarını kaybetmiş gözüküyor.
Çoğaldıkça ve özgürleştikce kendi kabuğumuzda için için çürüyoruz.
Bu durum nereye kadar gidecek kestirmek zor.
Ancak...
Belkide bu mukayeseleri yaparak bu çürümeye karşı duracağız.
Kimbilir!
Saygılarımla...