NE OLURSAN OL SAHİCİ OL!

Şaban Külhancıoğlu

22-05-2025 22:17

''Kim olursan ol yine gel''

13.Yüzyılda yaşamış Mevlana Hazretleri günümüzde yaşıyor olsaydı,herhalde ''Ne Olursan Ol Sahici Ol''

derdi diye düşünüyorum.

Çünkü öyle bir zamanda yaşıyoruz ki...

Yediğimiz içtiğimizden tutun...

Konuştuğumuz,düşündüğümüz,sevgimiz,ilişkilerimiz,siyasetimiz ve eylemlerimize kadar...

Her şey suni,yapay ve sahte!

Öyle ki...

Etrafımızda madden ve manen hakiki şeyler göremiyoruz.

Kimseye arkamızı dönmeye gelmiyor.

Hain bir darbe geliveriyor hemen.

Başta siyasetçiler olmak üzere...

Bürokratından,esnafından,konusundan komşusundan,dostundan arkadaşından,akrabasından hısımından...

Üreticisinden tüketicisine kadar...

Her alanda bir sahtelik hakim!

Bir çoğumuzun ağzından çıkanla kalbinden geçen bir değil.

Ürünler gibi insanlarda 'Ayıplı' statüsüne girdi.

Konuştuğumuz,samimi olduğumuz yüzümüze gülen kişilerin bir süre sonra nasıl bir canavara dönüştüklerine istemeden şahit oluyoruz.

Ortalık...

Vaatlerini yerine getirmeyen siyasetçiden,hilebaz zanaatkardan,bir malı bire on karla kakalamaya çalışan sahtekar esnaftan,yüze gülüp arkadan kuyu kazan arkadaştan...

Ne onduğunu ne öldüğünü isteyen akrabadan,gönülden bir selamı esirgeyen iki yüzlü insanlardan geçilmiyor maalesef.

Davalar ve fikirlerde sahte adamların oyuncağı oldu.

Kimin ne fikirde olduğu belli değil.

Sağcı bildiğin sola kayıyor,solcu bildiğin sağa...

Dindar ataist,ataist dindar oluveriyor bir anda.  

İnsanlar böyle olunca...

İnsanların dilinden çıkanla,elinden çıkan sahteleşiyor.

''Seviyorum''diyenin sevmediği,'dost'bildiklerimizin dost olmadığı tescillendi neredeyse.

Bir sahtecilik ve aldatmaca gırla gidiyor.

Aldığımız tereyağının patates püresi,balın safi şeker,toz biberin kiremit tozu çıktığını kanıksadık artık.

Yün diye aldığımız naylon, deri bildiğimiz polyester çıkabiliyor.

Garantili diye aldıklarımız bile muhatap bulamadan elimizde kaldığı görülmedik şeyler değil.

Alışveriş yaparken salavat getiriyoruz kazık yememek için.  

İş yaptırmaya sözüne sadık adam bulamıyoruz.

Daha neler neler...

Elimizi nereye atsak bir sahtelik, yapaylık...

Karşı tarafa bakınca sahteliği dibine kadar gören biz,kendimiz çok mu gerçeğiz acaba?

Bunun muhasebesini dürüstçe yaparsak cevabı çok rahat verebiliriz sanırım.

Geriye şu soru sorulabilir.  

Biz neden böyle olduk?

Bana göre tek kelimeyle özetlemek mümkün.

Siyasetçiler ve onların değirmenine su taşıyan 'bizler' diyebiliriz.

Evet...

On yıllardır halka verdikleri sözlerine bir türlü sadık kalmayan siyasetçiler ve onları sorgulamayan bizler...

Turgut Özaldan beridir her gelen lider ''bana bir beş-on yıl verin Türkiyeyi düzlüğe çıkaracağım'' dedi.

Hatta Süleyman Demirel iki yıl da hem araba hem ev sözü verdi.

Yani açık açık halkı kandırdığını söyledi.

Ve bu siyasetçi otuz yıl ülke yönetiminde söz sahibi oldu.

Bizlerde bunu bile bile yuttuk.

Günümüzün geçtiğini kar saydık.

Ve bu kandırmaca iliklerimize kadar işledi.

Geçmişte bunlar oldu da günümüzde durum çok mu farklı?

Altı ay önce birbirine demedikleri hakaret kalmayan siyasetçiler altı ay sonra çok sıkı dost olmadılar mı?

Bunu görmezden geldik de sonuç değişti mi?

Koskoca hayır!

Maalesef...

Türk siyaseti sözüne sadık olamadı.

Biz de verilen sözün takipcisi...

Türk Milleti olarak büyüklerimizden bunları görünce hayatımıza güzel şeyler katamadık.

En basit ifadeyle''Devletin malı deniz yemeyen domuz'' şiarıyla hayatımızı yönlendirdik.

Yoktu aslında birbirimizden farkımız!

''Çalıyorlar ama çalışıyorlar'' diyen bir toplum, dürüstlük ve ahlak adına hangi doğruluğun sahibi olacaktı sizce?

Bir hususun daha altını kalın kalın çizmek gerek.

Kendi özel mektubu için devletin kağıdını kullanmayan...

Sırtında paltosu bile yokken İstiklal marşı için verilen ödülü kabul etmeyen Vatan şairi M.Akif Ersoy'un adını ağzından düşürmeyen ve onun manevi şahsiyetinin bayraktarlığına soyunan bu millet sahteciliğin içine düşmemiş olabilir mi?

Tabi ki tereyağına patates püresi katılması normal!

Saygılarımla...                         

DİĞER YAZILARI ANNELER GÜNÜ KAPİTALİZMİN TUZAĞI MI? 01-01-1970 03:00 MAHALLEMİZ 'BİR TANE'YDİ 01-01-1970 03:00 YERYÜZÜNÜN YEDİEMİNLERİ 01-01-1970 03:00 ERÜ KALP HASTANESİNDE YOĞUN BAKIM MI YOĞUN SORUN MU? 01-01-1970 03:00 BELSİNDEN AMERİKAYA..! 01-01-1970 03:00 M.TUĞRUL İNANÇ HOCAMLA HAYATA DEVAM!.. 01-01-1970 03:00 BAĞIMLILIĞA BAĞLANMAK 01-01-1970 03:00 DÜŞEN FİYATLAR PAZARCIYI DA TEBESSÜM ETTİRDİ! 01-01-1970 03:00 YAŞLILARI BU İŞKENCEDEN KİM KURTARACAK? 01-01-1970 03:00 YEŞİLAY'I UMUT KAPISI YAPAN BAŞKAN ÇİFÇİ GÖREVİNE VEDA EDİYOR! 01-01-1970 03:00 BU KALDIRIMLAR KAYSERİ'YE YAKIŞMIYOR! 01-01-1970 03:00 SATILIK OY! 01-01-1970 03:00 ŞEHRE BİR VALİ GELMİŞ... 01-01-1970 03:00 ÖLÜLERE ZAM YOK! 01-01-1970 03:00 DÜNYANIN EN KOLAY İŞİ..? 01-01-1970 03:00 SİYASETÇİ BABAM OLSA... 01-01-1970 03:00 YEŞİLAY MUCİZESİ VE REHAB 01-01-1970 03:00   GÜZELLEMECİLER 01-01-1970 03:00 AKP'Yİ AYAKTA ALKIŞLAMALI! 01-01-1970 03:00 ANALARI AĞLATMAYAN VALİ! (Valimiz En Büyük Şansımız) 01-01-1970 03:00 İYİ Kİ BAYRAMLARIMIZ VAR MIŞ! 01-01-1970 03:00 ALETLER AKILLI, YA BİZ 01-01-1970 03:00 PALANCIOĞLU BAŞKANA TEŞEKKÜRLER! 01-01-1970 03:00 TARİHİMİZE ZULÜM YAPMAYALIM! 01-01-1970 03:00   TEVAZU ABİDESİ & ABİDİN ÖZKAYA     01-01-1970 03:00 ATATÜRK'Ü ELEŞTİRDİĞİM MESELE..? 01-01-1970 03:00 RAGIP ERTAŞ HOCA YİNE YANILTMADI! 01-01-1970 03:00 DEVEYE SORMUŞLAR 01-01-1970 03:00 AH ŞU GAVURLAR! 01-01-1970 03:00 BUYURUN CENAZE NAMAZINA! 01-01-1970 03:00 YARINIMDAN ENDİŞEM VAR! 01-01-1970 03:00