...1950 - 60 yılları itibarı ile çok büyük hız kazanan kırdan şehirlere göçün bence en baskın nedenleri kırsalda imkân ve alt yapı yetersizliği, kan davasından kaçış, ağa, şeyh, şıh baskısı ve küçük Amerika olacağız (!) düşleriydi…
Maalesef.
Bu hızlı göç üretici toplumdan tüketici topluma geçiş süreci oldu.
Bu yoğun akımın ihtiyaçlarını (alt yapı, konut, köprü, cami, okul, hastane…) karşılamaya çalışmaksa plansız külfete ve ülkemizdeki çam ormanlarının büyük bir hızla azalmasına neden teşkil etti…
Tedbir olaraksa ormanların ıslahını ve en azından ısınma için söğüt ağaçlarının yaygınlaştırılmasını gündeme getirdi…
Peki.
Yapılması gerekli olan neydi?
Küçük Amerika düşleri yayılarak şehirler yenilene bilme sürecinin çok üzerinde gecekondularla betona döneceği yerde (oraları düzeltmekte çok uzun süreçler aldı ve halen devam ediyor) kırsalda yaşam standartları yükseltilseydi (okullar, kooperatifler, sağlık ocakları, kanalizasyon, su, elektirirk, sağlıklı konutlar için köy içi köysel dönüşüm.
Özetle: Ahırların köyün yan tarafına alınması, iş makinaları için köyün yanında makine parklar yapılması.
Tarlalara su ulaşımı ve tarımsal eğitimin hedef alınması...
Tarım araçlarını köylüye çok ucuza sağlayacak makine ve ekipmanlar (bir köye 2 traktör yeter) sağlanması.
Ücretsiz olarak köylüyle birlikte çalışacak olan veteriner, ziraat mühendisleri. İhtiyaç anında ve yeterli tarımsal destek (teknik bilgi, planlama, maddi güvence) olabilirdi...
Amerika’dan süt tozu yardımı alınacağı yerde; tarlada, merada kamu, üniversite ve köylü sağlıklı, planlı köy koşullarında birlikte çakışsaydı ülkemiz bu gün dünyada güç dengesi olurdu..
Sularımız kirlenmezdi, azalmazdı...
Hayır.
Geç kalmadık.
Çok çalışarak başarabiliriz.
YAZININ DEVAMI BUNDAN SONRAKİ PAYLAŞIMIMDA…
Not: İsteyen her köye ve köy derneğine gidiyorum. Çağırın ormanı, tohumu, fidanı ve tarımı konuşalım.
