AĞAÇ DEDE: KAR ÜSTÜNE BADEM TOHUMLARI ATMA FAALİYETİ / AMARAT
İKLİM KANUNUNU TAM ANLAYAMADIM.
Dünyamızı kirleten ve atmosferimizi ısıtan ülkeler ve şirketler kendi faaliyetlerine devam ederken; gelişmekte olan ülkelere “SIFIR KARBON” hedefimi dayatıyorlar?
Evet, İklim antlaşmasının neler getireceğini ve tarımı nasıl etkileyeceğini tam olarak bilmiyoruz.
İklim Antlaşması şayet küçük üreticinin mazot kullanmasını kısıtlayacaksa (biz gelişmekte olan bir ülkeyiz. İhtiyacımız var. AB ülkeleri özellikle 1950-1990 yılları arasında saldırgan bir şekilde CO2, CH4, CO, CFC, HCFC, O3…
Gazları salgılayarak atmosferimizde güvenli üst sınırın geçilmesine neden oldular…
Bu günse ÇİN, ABD, HİNDİSTAN, RUSYA, AVUSTURALYA Gibi ülkeler tehlikeli üst sınıra doğru hızla gitmemizi sağlamakta olan ülkeler ve fosil yakıtlardan asla vazgeçmiyorlar…).
Hal böyle olunca, iklim antlaşması köylünün ve küçük üreticilerin kanatlı, küçükbaş, büyük baş hayvan yetiştirmesini, artı sanayimizin ve teknolojimizin gelişmesini engelleyecekse biz buna karşıyız.
Biz bilimsel metotlar kullanarak tarımı (ORMANCILIK, BİTKİSEL ÜRETİM, HAYVANCILIK, ARICILIK, BALIKÇILIK…) geliştirmek zorunda olan bir ülkeyiz.
Tarımdan elde edeceği artı değerle sanayi ve teknolojisini geliştirmek zorunda olan bir ülkeyiz…
EĞER ÖYLEYSE NE DEMEYE GETİRİYORLAR!
Gelişmekte olan ülkelere “siz gelişmeyin, siz sıfır karbonu hedefleyin, biz de sizin oluşturacağınız karbon açığını kullanarak yolumuza devam edelim” mi diyorlar?
Yani siz hayvan yetiştirmeyin, yapay et yiyin (deney alanımız olun), sanayinizi geliştirmeyin, bizim ürettiklerimizi alın (pazarımız olun) ve biz yolumuza devam edelim” mi? Diyorlar.
BÖYLEYSE KABUL EDİLEMEZ.
En gerçek dostlarımız doğaya armağan ettiğimiz fidanlardır.
Ne kadar arkamızı dönersek dönelim onlar bize ve yaşamın tamamına iyilik yapmaya devam ederler...
BİTKİ ŞEHİRLERE YÖNELMELİYİZ!
Evlerimiz vardı…
Altı ahır, arkası bahçe, merdiven altı piknik…
Hayır! Parklar, caddeler, AVM’LER yoktu.
Bahçelerimiz, bağlarımız, tarlalarımız,
Harman yerlerimiz, dibeklerimiz,
Değirmenlerimiz, tandırlarımız… Vardı.
Mesaiden sonra yine üretimde buluşurduk.
Hava, su temizdi, tüm gıdalar doğaldı…
Evet! Yaşlı, genç, yetişkin, hatta çocuklar
Tembel ya da, tüketim çılgını insan yoktu.
Herkes üretime katkı sağlardı…
*
Pozitif bilimleri güçlendirmeliyiz.
Devlet, üniversite, kooperatif, üretici birlikteliğinde en verimli teknikleri ve bilimsel düşünceyi doğal tarımın hizmetine sunarak eskiye dönmeliyiz...
